15 Ekim 2019 04:00

‘Suriye krizi’nde yeni bir dönemin eşiğinde miyiz?

Paylaş

Gazeteler savaş bültenine, TV’lerin haber programları da kahramanlık naralarının atıldığı cenk meydanlarına dönüşmüş bulunuyor. Türkiye, TSK ne yaparsa (ve ne yapmazsa) haklı, kusursuz, hatta az bile yapmış, karşı taraf ya da “tarafsızlar” ne yapar (ve yapmazsa) hain, terörist, katil!..

Halkların kendi kaderini tayin hakkı, insanların yaşamı, hakları, ülkelerin iç işleri, hayatını kaybeden insanların arkasında kalan ailelerinin, yakınlarının acıları... Şoven milliyetçiliği kendisine kılavuz edinen medyanın ve onun, gazeteciliği her dakika ayaklar altına alan mensuplarının umurunda değil.

Burada, “Ne zaman oldu ki şimdi olsun!” denebilir. Ama silah sesi, barut kokusu, şoven milliyetçi hamaset iyice azdırıyor bu gazeteci kılıklı “Şıvayk”ları!

Rakip takıma gol atan milli takım futbolcusu, madalya kazanan sporcu bile bir “savaş kahramanı” gibi sunuluyor, diğer sporcuların da öyle davranması teşvik ediliyor.

Hani neredeyse Suriye’ye bir askeri harekât olamasa milli takım yenilecek, madalya kazanan başarılı sporcular o rekorları kıramayacak, o madalyaları kazanamayacak!

Tabi bu ortamda “savaşa hayır” diyen, barış talep eden her açıklama, her tepki anında bastırılıyor; bir polis amirinin ifadesiyle “Elini kaldıranın elinin kırılması” polisin “görev emri” olarak hayata geçiriliyor.

SAHADAKİ GELİŞMELER MASADAKİ BEKLENTİLERİ AŞIYOR

Medya Suriye’de yürütülen askeri harekâtı, “zafer” haykırışlarıyla duyuruyor. Ama harekatın daha 5’inci, 6’ncı gününde, bu harekatın faturasını olağanüstü ağırlaştıracak, gidişatı tersine çevirecek yeni gelişmelerin ortaya çıktığını görüyoruz.

Önceki gün gerek Suriye’de hükümete yakın medyadan, gerek Reuters gibi uluslararası ajanslardan, gerekse SDG ve Kuzey Suriye Federasyonu’ndan gelen açıklamalar, SDG ile Suriye rejimini anlaştığını gösteriyor.

Gelen haberler, Suriye Ordusu’nun Menbiç, Kobani, Kamışlı gibi kentlerini girmek, Türkiye sınırı boyunca konuşlanmak için harekete geçtiğini gösteriyor.

Suriye Hükümeti’nin Rusya ile anlaşmadan böyle bir harekâta giremeyeceği artık herkesin bildiği bir gerçektir. Hele de Suriye Ordusu’nun böylesi kapsamlı ve riskli bir girişimi Rusya (ve İran’ın) bilgisi ve desteği olmadan yapmayacağı apaçıktır.

ABD’nin Kobani ve Menbiç gibi bölgelerden çekilmeye başladığı da dikkate alındığında, Suriye Ordusu’nun harekatının ABD tarafından da en azından kabul gördüğü anlaşılmaktadır.

GİDİŞATI KÖKTEN DEĞİŞTİREBİLECEK BİR GELİŞME

Eğer Suriye rejimi ve SDG arasında medyaya yansıyan kapsamda bir anlaşma varsa ve Suriye Ordusu sınırda konuşlanmak için harekete geçmişse, bu; Suriye’ye yönelik Türkiye’nin son askeri harekâtını olduğu kadar, Türkiye’nin “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” harekatıyla kontrol altına aldığı bölgelerden çekilmesini de gündeme getirecektir.

Rusya ve İran’ın Türkiye’nin askerlerini Suriye’den çekmesini istemeleri ve Suriye Hükümeti’ni desteklediklerini açıkça söylemeleri dikkate alındığında, Türkiye’nin Suriye politikasının son derece sıkıştığını görüyoruz. Rusya-İran-Türkiye zirvelerinde Türkiye için yeni sıkıntılara yol açacak isteklerin gündeme getirileceğini söylemek de yanlış olmaz.

Nitekim üç ülkenin son Ankara Zirvesi’nde Ruhani ve Putin açıkça Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirirken, İdlib’de verdiği sözleri yerine getiremediği de belirtilmişti.

Kısacası Suriye’nin bu son hamlesi Türkiye’nin Suriye politikasını ters yüz edeceği gibi, Türkiye’nin Suriye rejimini yıkma amacının ifadesi olan “Suriye Milli Ordusu”, “Suriye Geçici Hükümeti” gibi fantezilerinin devre dışı kalacağı bir sürece geçileceğini söylemek yanlış olmaz.

SURİYE POLİTİKASININ FATURASININ BÜYÜYECEĞİ BİR DÖNEM

Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik askeri harekatın başından bugüne;

Azerbaycan, Pakistan ve Katar (ki Katar, Arap Birliği’nin Türkiye’nin operasyonuna “işgal” diyen bildirisine de imza attı) dışında destekleyen bir ülkenin olmaması,

AB ve Avrupa ülkelerinden “operasyonun derhal durdurulması” çağrısının ötesine geçerek Türkiye’ye silah satışının yasaklanması ve bazı yaptırımların gündeme getirilmesi, ABD’den “yaptırım” girişimlerinin sürdürülmesi,

Ekonomik kriz derinleştikçe ve harekât uzadıkça, operasyon harcamalarının krizi daha da derinleştirmesi; zamların, yeni vergilerin gelmesi, ücretlerin düşürülmesi yanı sıra işsizlik ve yoksulluğun faturasının ağırlaşması,

İçeride, Erdoğan’ın bu operasyondaki başlıca amaçlarından birisinin iç siyaseti, dolayısıyla muhalefeti tasfiye etmek olduğu açığa çıktıkça, tepkilerin hamasetin, şovenizmin kaldırdığı toz-duman içinde bile açıkça görülür hale gelecek boyutlara varması giderek daha açık ortaya çıkan gerçeklerdir.

Kısacası son bir iki günde yaşanan ve Rusya’nın girişimleriyle oluşturulduğu belli olan gelişmeler, Suriye’de siyasi çözümün olduğu gibi, Türkiye’nin çözümsüzlükte ısrarının “saha”da da, “masa”da da sonuçlarının olacağı “yeni bir dönemin kapısını açtığı” anlaşılmaktadır.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa