29 Eylül 2019 00:53

Deprem sadece deprem değildir!

Paylaş

Hayat işte, mucizelerle dolu!

Gün geliyor, Bahçeli bile az çok dikkate değer sözler edebiliyor. İnsanın aklını başından alan denklemleriyle, ‘Püskevit’li açılımıyla, fren tutmaz hakaretleriyle ve elbette tekçi rejimin ortağı olduğundan beri bütün bir muhalefeti ‘vatan haini bedbahtlar’ diye hesaptan düşen o ünlü ‘beka’ ajitasyonuyla oldukça bereketli(!) bir siyasal dağarcığa sahip Bahçeli... İstanbul’u sarsan depremi “beka meselesi” olarak değerlendirmiş. Önemli bir gelişme bu. Elbette iktidarla birlikte, siyaseti “Terör-Bölücülük-Vatan hainliği” bağlamında bloke etme amaçlı ‘beka’ argümanı, ilk kez daha makul bir konuya dair ifade edilmiş böylelikle.

Ekonomi politiğiyle, sosyal sonuçlarıyla gerçekten de Türkiye açısından ‘beka’ ya da gelecek sorunu kapsamında değerlendirilebilecek ağırlıkta bir durum var ortada. Bu bakımdan, evet, Bahçeli konuya isabetli bir başlık atabilmiş. Sadece bir başlık ama. Bağlamlarıyla birlikte değerlendirmek gerek; deprem sadece deprem değil çünkü. Yoksa, jeolojik bir gerçeklik olarak depremin İstanbul’a, Türkiye’ye, insanlara düşmanlıkla yanıp kavrulduğunu söylemek abesle iştigal olur. İstanbulluya ders vermek, Türkiye’nin ‘bekasına’ kastetmek gibi gizli emelleri de yoktur herhalde.  

Ama varsa ortada bir ‘beka’ meselesi, bu, İstanbul’u 20 yıldır depreme hazırlama sorumluluğunu üstlenmiş siyasal iktidarın sorumluluğundan yalıtık olarak ele alınamaz. 17 yıldır merkezi olarak, 25 yıl da yerelde bu sorumluluğu almış olan AKP iktidarının en hafif deyimle ‘sorumsuzluğu’ es geçilerek deprem konuşulabilir mi? Deprem bir ‘beka meselesi’yse eğer, iktidar da bu meselenin en önemli parçasıdır yani.

***

20 yılda ne yapılmış?

Bir arpa boyu yol gidilmemiş diyeceğiz ama haklarını yemeyelim, geriye doğru gidilmiş! Ekonomideki küçülmeye ‘eksi büyüme’ diyorlar ya, bu da öyle, depreme karşı ‘eksi yürünmüş’ 20 yıl!

5.8’lik son depremin açıkça faş ettiği bu gerçeği bir de Cumhurbaşkanı’nın başyardımcısından dinleyin:

“Ne kadar sağlıklı bir sistem kurduğumuzu gördük.”!  

Hangi sistemmiş bu, sağlıklı yürüyen?

20 yıldır Özel İletişim Vergisi adıyla toplanılan 36 milyar dolarlık deprem salmasının, bir dönemin Maliye Nazırı M. Şimşek’in itirafıyla, “duble yola” ve ez cümle betona gömen sistem mi?

Fakir fukaranın kursağından çekilmiş lokmalarını, 20 yıl önceki ‘toplanma alanları’nı imara açıp AVM’lerle, rezidanslarla dolduran müteahhitlere kredi olarak sunan ya da “bir merminin kaça mal olduğunu biliyor musunuz?” diye başımıza kakılan savaş ekonomisine gömen sistem mi?

Bütün boyutlarıyla ‘kamu’nun, kamu hizmeti ve kamu yararı perspektifiyle realize edilmesi gereken ‘kentsel dönüşüm’ü, tamamen özel sektörün, yandaş sermayenin birikim ve rant mekanizmasına dönüştüren sistem mi?

Betondan kutular kompleksine dönüşmüş eserine bakarak “Onbinlerce toplanma alanımız var” diyen, ama “İstanbul’a ihanet ettik” itirafındaki o katı gerçeği bir madalyon gibi hep boynunda taşıyacak olan sistem mi?...

İnsanları kurbanlık koyunlar misali kaderleriyle başbaşa bırakan ve hiç kuşkunuz olmasın deprem gerçeğini rant ve kâr kanallarına tahvil etmekten asla vazgeçmeyecek bu sistemdir işte güzel işlediği söylenen.

Kendisi bir ‘beka’ sorununa dönüşmüştür artık.

Depremle birlikte sözkonusu ‘ihanetin’ yıkımını da onarabilecek bir ‘sosyal(izan) devlet’ de en az bu sistem kadar ‘beka’ meselesidir aslında.

Ve yine, herşeye karşın iktidarı zorlamak, bütün ayrımcılık ve ‘ötekileştirme’ çabalarına karşın dili, dini, ulusal aidiyeti ne olursa olsun halkın dayanışmasını örgütlemeye çalışmaktır aslolan...

İktidarın ‘eksi yürüdüğü’ 20 yılın ve olası depremin ağır ve acı sonuçlarını halkın dayanışma bilincini yükselterek karşılamaya çalışmak dışında bir yol yok önümüzde...

O yolda yürümeye çalışalım.

Becerebileceksek o yolda yürüyelim.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa