27 Eylül 2019 23:30

Deprem, mobil operatörler ve mesh ağları

Paylaş

Perşembe günü Silivri açıklarında gerçekleşen AFAD’a göre 5.8 (Mw), Kandilli’ye göre ise 5.7 (Ml) şiddetindeki deprem pek çok başka eksikliğin yanı sıra mobil telefon operatörlerinin de böylesi bir felakete ne kadar hazırlıksız olduğunu ortaya çıkarttı. Depremin ardından yakınlarına ulaşma telaşından kaynaklı hızla artan sesli arama trafiğini operatörlerin hiçbiri başarılı bir şekilde taşıyamadı. Internet hizmetinde de bölgeye ve operatöre göre değişken olmakla birlikte çeşitli sorunlar yaşandı. Sabit telefon hatları da yoğunluk kaynaklı sıkıntılardan nasibini aldı. Depremin ardından azımsanamayacak bir süre boyunca iletişimin ana kanalı Internet’e erişebilen telefonlardan kullanılan Whatsapp ve benzeri haberleşme yazılımları oldu.

İletişimin büyük ölçekte kesildiği sıralarda valilik trajikomik bir şekilde şöyle açıklama yapıyordu: "Deprem sonrası 14.20 itibariyle ilimizdeki AFAD, AKOM, 112, 155, 156 ihbar hatlarına herhangi bir hasar ihbarı yapılmamıştır." Nasıl yapacaktı sıradan vatandaş ihbarı? Güvercin mi uçurmalıydı yoksa duman sinyali mi yollamalıydı?

Yıllardır geliyor denen İstanbul depreminin beklenen şiddetinin epeyce altında bir depremde yaşanan bu iletişim kaosunu eğer tekrar yaşamak istemiyorsak bazı şeyleri tartışmamız gerek. Haziran 2019’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bir soru önergesine verdiği yanıta göre İstanbul’da konumları “ticari sır” gerekçesiyle gizli tutulan 46 bin 842 baz istasyonu bulunuyor. Büyük bir depremde bu baz istasyonların bir kısmının zarar göreceği, insanların belirli alanlarda toplanarak noktasal kapasite artışlarına yol açacağı kesin. Baz istasyonlarının ne kadarının üzerinde kurulu oldukları binalarla birlikte yıkılabileceğine dair bir çalışma yapıldı mı? Böyle bir senaryoda zarar gören baz istasyonlarının yerine hızla geçirmek üzere ya da artan kapasite ihtiyacını karşılamak üzere operatörlerin İstanbul’da yeterli sayıda mobil baz istasyonu mevut mu? Dünyada daha büyük depremleri, fırtınaları vb. çok daha başarılı bir şekilde geçiren çokça mobil telefon operatörü örneği mevcut. Yani işin teknik altyapısı çözülemez değil. Ama bu işler öyle uçan baz istasyonu reklamı yapmakla da olmuyor. Olası bir İstanbul depremi için acil durum senaryolarını ve hazırlıklarını kamuya açıklamalı operatörler.

Operatörler bu kaosun görünen yüzü olsalar da tek sorumlusu değiller. Hükümetin, valiliğin, belediyelerin böyle bir kriz anında kendilerininkinin dışında kalan iletişimi garantiye almak konusunda hiçbir sorumlulukları yok mu? Mevcut operatörlerin başarılı bir sınav veremediği ortada. Üstelik daha büyük bir depremde mobil telefon altyapısı kısa sürede telafi edilemeyecek ölçekte zarar görebilir. Bu iletişimsizliği aşmak için var mı en alttan en üste yöneticilerin herhangi bir hazırlığı. Meselenin üstüne biraz düşseler çözüm oldukça basit: mobil mesh ağları.

Mobil mesh ağları akıllı cihazların birbirlerine bluetooth ya da wi-fi aracılığıyla bağlanması yoluyla oluşturulan ve paketlerin bir cihazdan diğerine, oradan bir diğerine aktarılarak hedefe iletilmesine dayanır. Akıllı telefonlarda çeşitli yazılımlarla kolayca kurulabilen mesh ağları diğer ağ topolojilerindeki gibi tekil hata noktalarına sahip olmadığından ağın bazı parçaları devre dışı kalsa dahi çalışmayı rahatça sürdürebilir. Bu özellikleriyle felaket senaryolarında kullanılmaya fazlasıyla uygundurlar. İstanbul’da kurulacak bir mesh ağının altyapısı esas olarak İstanbulluların akıllı telefonlarına dayanacağından maliyeti çok da yüksek olmayacağı gibi büyük bir felakette şehir içi iletişimi garanti altına almayı da sağlayabilir.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa