26 Eylül 2019 00:21

"Ne 'FETÖ'ymüş ama" mı; bürokraside AKP kadrolaşması mı?

Paylaş

15 Temmuz darbe girişiminin üstünden üç yıldan fazla zaman geçti. Bu üç yılın iki yılı, ‘FETÖ’ ile mücadele için ilan edildiği söylenen OHAL altında geçti. Devletin çeşitli kurumlarından 100 binden fazla kişi ‘FETÖ’ ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle KHK’lerle görevden atıldı. Binlerce kişi, darbe girişimine katılmak, “FETÖ’ ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu” iddiasıyla yargılandı, yargılanmaya devam ediyor.

Ama aradan geçen bunca zaman sonra, Emniyet Genel Müdürü Yardımcısı İbrahim Kulular, ‘FETÖ’nün faaliyetleri ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bitmeyi bırakın yeniden yapılanmaları var. Yeniden asker imamı, memur imamı, mühendis imamı... atıyorlar, yeniden yapılanıyorlar ve biz kriptolar dahil hepsine yönelik sonuna kadar kararlılıkla mücadelemizi devam ettireceğiz!”

Kulular’ın söylediğine bakıldığında insanın aklına ister istemez, “Yoksa bin yıl daha mücadele edilecek düşmanlar arasına ‘FETÖ’ de mi katıldı?” sorusu geliyor.

SİYASET ALANINDA ‘FETÖ’ EN ÜST SIRALARA ÇIKTI

Kulular, mücadele edilen düşmanı abartmak suretiyle emniyet olarak başarısızlıklarına kulp arıyor da olabilir. Zira bu bürokrasinin en geleneksel tutumlarından birisidir. Ama siyaset arenası son günlerde çok daha karışık.

“FETÖ’nün siyasi ayağı kim?”, “FETÖ’nün darbe girişimi neden Allah’ın bir lütfu oldu?” sorularıyla “FETÖ’ borsası”nda patlayan “cerahat”, AKP içindeki iktidar mücadelesiyle de birleşerek ortaya saçıldı.

Son günlerde, Pelikan grubu ile Adalet Bakanı Gül’ü hedefe koyarak; “FETÖ’ye karşı mücadele eden savcı ve yargıçlar tasfiye ediliyor, yerlerine ‘FETÖ’cüler atanıyor” iddiasıyla başlayan tartışmalar da genişlemiş bulunuyor.  

Bu arada AKP Eski Milletvekili Şamil Tayyar, “FETÖ’ borsası”nda hâlâ avukatların, savcıların, yargıçların, MİT ve emniyet mensuplarının olduğunu (adeta adres vererek) ilan etti. Ne var ki, Şamil Tayyar’ın da “kripto “FETÖ’cülerden olduğu” iddiaları da ciddi olarak tartışılıyor.

‘FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI AKP’NİN İÇİNDE!

Gelinen yerde AKP içinde iktidar mücadelesi veren ve “Pelikancılar”, “İstanbul grubu”, “Hakyolcular” gibi grupların; birbirlerini ‘FETÖ’cülükle suçladıklarını, kendilerini “FETÖ’ye karşı kahramanca mücadele eden bir klik olarak gösterdiklerini görüyoruz. Bu durum da açıkça gösteriyor ki; AKP sözcülerinin sıklıkla dile getirdikleri “Biz içimizdeki ‘FETÖ’nün siyasi uzantılarını temizledik. Muhalefet “FETÖ’nün siyasi ayağını kendi içinde arasın” tezi iflas etmiştir. Çünkü AKP içindeki iç iktidar mücadelesi, ‘FETÖ’nün siyasi ayağının AKP içinde nasıl derinlere kök saldığının göstergesi olarak da gelişmektedir.

Parti içinde gruplar ortaya çıkmış, kirli çamaşırlar ortaya dökülmüş ve daha da dökülecek olsa da AKP içinde ‘FETÖ’nün siyasi ayağının somut bir sonuca bağlanması, “şunlar ‘FETÖ’cüymüş, şunlar da ‘‘FETÖ’ye karşı mücadele edenlerdir” gibi bir tablonun ortaya çıkması zordur. Çünkü her şeyden önce Erdoğan ve AKP kurmayları, böylesi bir somutlaşmanın partide kaosa yol açıp bölünmeye kadar gidebileceğini görmektedirler.

AKP içindeki iç tartışma açıkça göstermektedir ki; Pelikancılar başta olmak üzere iktidar mücadelesi yapan grupların etrafında yer alanların ‘FETÖ’cü ya da AKP’li olması arasında kategorik bir farklılık yoktur. Tersine her AKP’li aynı zamanda bir ‘FETÖ’cü adayı, her ‘FETÖ’cü de anında bir AKP’li olacak konumdadır. Onun içindir ki, Pelikancılar; “Yargıda has AKP’liler tasfiye ediliyor yerlerine ‘FETÖ’cüler atanıyor” derken, aynı AKP’de diğer bir grup aynı atamalar için “Atananlar ‘FETÖ’ye karşı mücadele eden kahraman kadrolardır. ‘FETÖ’ye karşı amansız bir mücadele sürdürüyoruz” demesi aynı ölçüde inandırıcı olabilmektedir.

‘‘FETÖ’YE KARŞI MÜCADELE Mİ DEVLETİN AKP’LİLEŞTİRİLMESİ Mİ?

Evet, ‘‘FETÖ’cüler konspiratif, gladyocu (kontracı) yöntemleri kullanmaktadır. AKP’deki iç iktidar mücadelesinde de Pelikancılar başta olmak üzere oluşan grupların da benzer yöntemleri kullanmaları, siyasi ortamı toza dumana boğup gerçeğin anlaşılmasını zorlaştırdığı bir gerçektir. Bunun, ‘FETÖ’ye karşı mücadeleyi zorlaştırdığı söylenebilir.

Ama olanlar bu “zorluklar”la açıklanamaz. Burada ise ister istemez, ‘FETÖ’nün darbe girişimini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Allah’ın bir lütfu” olarak görmesi akla gelmektedir. Çünkü Erdoğan ve partisi, bu darbe girişimini, yargıdan milli eğitme, sağlıktan TSK’ye, emniyetten Tarım Bakanlığına... tüm devlet bürokrasisine kadar AKP kadrolaşmasının tamamlamasına meşruiyet sağlamak için kullanmaktadır. Çünkü “FETÖ’ye karşı mücadele” dendiğinde akan sular durmaktadır! Diğer bakanlıklarda zaten açıkça cereyan eden AKP kadrolaşmasının “en hassas kurumlarda” da saklanamaz boyutlara geldiği aşikardır.

Nitekim;

AKP içindeki ‘FETÖ’ tartışmasına Yargıtay da bir açıklama ile katılmış, Adalet Bakanı Gül’ün yanında yer almıştır.CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu son günlerde TSK’deki terfi ve tayinlerin liyakate, yasa ve teamüllere göre değil, AKP’ye, AKP’ye yakın kişi ve çevrelerden gelen işaretlere göre yapıldığına dair çok sayıda şikayetin geldiğini ısrarla gündeme getirmektedir.Çeşitli tarikat ve çevreler üstünden jandarmadaki kadrolaşmanın çok ileri düzeylere vardığına dair tartışmalar da medya ve siyasetin gündemine gelmektedir.

Bütün bu kadrolaşmanın gerekçesi ise, “FETÖ’ye karşı mücadele”dir!

Bu yüzdendir ki kamuoyunda; “FETÖ’ye karşı gerçek bir mücadele mi yoksa onu çok güçlü ve çok etkin göstererek, AKP’nin devlet bürokrasisi içindeki kadrolaşmasına meşruiyet temeli yaratmak mı?” sorusu giderek daha büyümektedir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa