24 Eylül 2019 00:13

HDP üstünden muhalefet cephesine de operasyon!

Paylaş

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantılarına katılmak için New York’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, öncesinde açıklamalarda bulundu. HDP Eski Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın daha önce tahliye edildikleri “6-8 Ekim olayları”yla ilgi davada, yeniden tutuklama kararına dair de konuştu.

Erdoğan, Demirtaş ve Yüksekdağ’ı kastederek; “Bu ülkede katil aranıyorsa bunların adresini aramaya gerek yok. Bunlar, parlamentoya kadar sızmışlar. Sonuna kadar bu işin takipçisiyiz. Bunları bırakamayız” diye konuştu. Böylece Erdoğan, “tek adam” yönetiminin başı olarak; hem savcı hem de yargıç olduğunu göstererek, yargıda sürmekte olan bir dava konusunda açıkça “hüküm” bildirdi!

Artık hangi mahkeme heyeti Erdoğan’ın “Bunları bırakamayız” hükmünü iptal ederek Demirtaş’ı ve Yüksekdağ’ı tahliye etmeye cesaret edebilir? Cesaret eden çıkarsa başlarına neler geleceğini de göreceğiz.

Ama yargıya bu kadar açık müdahale varken; AKP ve hükümet erkanı, Demirtaş ya da öteki HDP’lilerin neden tahliye edilemediği sorulduğunda yine, “Bizim yargıya müdahale etme yetkimiz yok. Bağımsız mahkemelerini kararıdır” diyecektir!

HDP’NİN, LEGAL SİYASETİN DIŞINA İTİLME ÇABASI YOĞUNLAŞIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıya açıkça müdahalesinin başka versiyonlarına; daha önce HDP’li ya da başka tutuklular örneğinde de tanık olduk. Ama son günlerdeki gelişmeler dikkate alındığında, yukarıdaki sözler, yargıya müdahalenin de ötesinde, HDP’nin legal siyaset alanının dışına itilmesini amaçlayan sözlerdir.

Son üç-dört hafta içinde, herkesin bildiği gelişmeleri yeniden hatırlarsak, Erdoğan ve Cumhur İttifakının amacı çok daha anlaşılır olacaktır. Nitekim;

Diyarbakır’da HDP önünde, “Çocuklarının HDP tarafından dağa kaçırıldığını” iddia eden ailelerin eylemi dayanak yaparak HDP’nin sistematik biçimde her gün linç edilmesi,

Kulp’daki bombalı saldırıyla ilgili Kulp HDP’nin hedef gösterilip HDP’li belediye başkanı ve HDP İlçe Başkanının tutuklanması ve ardından belediyeye kayyum atanması,

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın hiçbir hukuk ve vicdanın kabul etmeyeceği biçimde yeniden tutuklanması,

“Yargı Reformu ve Strateji Belgesi”nin taslağının, diğer muhalefet partilerine verilirken HDP’ye verilmeyeceğinin özel olarak ilan edilmesi... HDP’nin legal siyaset alanının dışına itilmesine yönelik bir AKP-MHP operasyonunun olduğunun apaçık göstergeleridir.

HEDEF HDP’DİR AMA ASIL OLARAK MUHALEFETE OPERASYON YAPILIYOR

Evet, Cumhurbaşkanından başlayarak Cumhur İttifakı, HDP’nin legal siyaset alanının dışına itilmesi için ellerinden geleni yapmaktadır.

Ama içinden geçilen dönemin özellikleri dikkate alındığında HDP’ye yönelik kampanyanın, aslında ‘Millet İttifakı’na ve onunla dirsek teması içindeki HDP ve ilerici demokrat güçlerin “tek adam yönetimi” karşısındaki birliklerine yönelik bir operasyon olarak yürütüldüğü apaçıktır.

Çünkü Cumhur İttifakının, HDP tecrit edilip, legal siyaset alanında etkisizleştirilebilirse, muhalefetin en dinamik, dahası bir seçimde belirleyici olan gücünün etkisizleştirilmiş olacağını hesapladığı anlaşılmaktadır. O hesaba göre de Millet İttifakının ve onunla en azından paralel davranan demokrasi güçlerinin sahada ve seçimde iktidara karşı da bir seçenek olma şansı kalmayacaktır. Ki, bugün muhalefetin bileşenleri dikkate alındığında, bu hesabın siyasette karşılığı olmayan bir hesap olmadığı, siyaseti az çok izleyen kimsenin reddedemeyeceği bir gerçektir.

Bugünkü koşullarda, HDP de dahil mevcut muhalefeti şöyle ya da böyle birleştirmeyen bir İttifakın, devlet imkanlarını da arkasına alan “tek adam yönetiminin” güçleri karşısında bir seçenek oluşturması ise mümkün olmayacaktır.

HDP ÜSTÜNDEN GERÇEKLEŞTİRİLMEK İSTENEN ŞEY NEDİR?

Erdoğan ve Cumhur İttifakı sözcülerinin açıkça söylediklerine bakıldığında, HDP’nin böylesi açıkça hedefe konmasının başlıca iki amacı vardır;

1) Türkiye’nin ABD ile ya da tek başına “Fırat’ın doğusu”na askeri operasyonunun cephe gerisini zapturapt altına almak, bu konuda muhalefet edebilecek güçleri etkisizleştirmek. Bu yakın amaçtır.

2) Bu girişimin orta vadedeki hedefi, Erdoğan ve Cumhur İttifakının bir “erken seçim”e gitmek zorunda kaldığında (Ki, zamanı bilinmese de bu ihtimal az değildir), 16 Nisan referandumundan beri oluşan muhalif güçlerin birliği parçalamak, böylece onu bir “seçim seçeneği” olmaktan çıkarmaktır.

Bu amaçlar da gösteriyor ki, bugün HDP’ye yönelik linç kampanyasına karşı mücadele, sadece HDP’nin değil, CHP başta olmak üzere tüm muhalif güçlerin görevidir. Barış içinde yaşamı savunan, demokratik bir Türkiye’den yana olan sendikaların, emek örgütlerinin... her türden demokratik örgüt ve çevrelerin çıkarması gereken bir görevdir bu.

Bu güçlerin atacakları adımlar konusunda, ne ölçüde birlik amacına uygun davranacakları da, (Eğer Erdoğan ve çevresinin niyeti eyleme dönüşürse) “Fırat’ın doğusu”na yönelik operasyonda alınacak tutumla belli olacaktır. Çünkü Erdoğan bu hamleyle karşısındaki muhalefeti en az ikiye, hatta üçe-dörde böleceğini hesaplamaktadır!  

İktidarın amacına varıp varamayacağını da muhalefetin tutumu belirleyecektir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa