23 Ağustos 2019 08:25

Zorunlu karşılık hamlesi ne anlama geliyor?

Paylaş

Merkez Bankasının zorunlu karşılıklara ilişkin yaptığı yeni düzenleme hafta içerisinde piyasalarda geniş yankı uyandırdı. Düzenleme uyarınca yüksek oranda TL kredi veren (yüzde 10-20 arasında) bankalar daha az zorunlu karşılık ayıracağı gibi Merkez Bankası nezdinde tuttukları bu karşılıklara daha yüksek faiz alacaklar. Bu zamana değin kredi musluklarını açmakta ayak direyen bankalar ise ek bir maliyetle karşılaşacak.

Peki Merkez Bankasının bu adımı nasıl okunmalı? Konuyu açıklamak için öncelikle mevcut tabloya bakalım. 9 Ağustos itibariyle bankacılık sisteminde TL cinsi kredi hacmi yüzde 0.4 oranında daralmış. Kamu bankalarında TL kredi büyümesi yıllık yüzde 13.4 olarak gerçekleşirken, yabancı bankalarda yüzde 11.3, yerli özel bankalarda yüzde 7.5 dolayında daralma yaşanmış. Kısacası kredi mekanizmasının işleyişinde kamu bankaları büyük yük üstlenmiş.

Ekonomik krizin günden güne ağırlığını daha fazla hissettirdiği, işsizliğin hızla tırmandığı bu süreçte hükümet genişlemeci para politikası yoluyla kredi kanallarını açmayı öncelikli görüyor. Ve bu beklentisine özel bankalardan karşılık alamıyor. Hatırlayacaksınız, Erdoğan zamanında “Kredi musluklarını açmayanlar bizi karşısında bulur” demişti. Yeni hamleler gelir mi göreceğiz ama bu düzenleme özel bankalara önemli bir ihtar niteliği taşıyor.

Görüldüğü gibi alınan karardan sadece kamu bankaları avantaj sağlayabilecek. Bu bankalar TL mevduatına yüzde 2 oranında zorunlu karşılık tutarken, özel bankalar yüzde 7 dolayında karşılık bulundurmaya devam edecek. Dahası kamu bankaları zorunlu mevduatlarına daha önce geçerli olan yüzde 13 yerine yüzde 15 faiz alırken diğer bankalar yüzde 5 faiz alacak.

Böylece özel bankalardan kamu bankalarına dönük kaynak transferi gerçekleşirken, kredi hacmindeki duraklamanın önünü almak amacıyla bir süredir frene basan özel bankalar cezalandırılacak. Alınan kararlar doğrultusunda kamu bankalarına 20 milyar TL dolayında ek kaynak yaratılırken, diğerlerinin ise 1.5 milyarlık ek bir maliyetle karşılaşacağı öngörülüyor.

Hükümetin kredilere dönük kaygısı yersiz değil. Ocak ayından bu yana toplam krediler yüzde 3.2 büyüdü. Ticari krediler yüzde 3.4, ihtiyaç kredileri yüzde 5.8 büyürken, konut kredileri yüzde 5, taşıt kredileri ise yüzde 8.6 daraldı. Her iki sektör de can çekişiyor. Temmuz ayında otomobil ve hafif ticari araç satışları önceki yıla göre yüzde 66 azaldı. Konut satışları ise yüzde 17 oranında daralırken, ipotekli satışlarda azalma yüzde 57’yi buldu.

Ne var ki, zorlayıcı tedbirlerin de ne kadar işlevsel olduğu sorgulanmalı. Zira banka dediğiniz yapısı gereği düşük faizle mevduat toplar, bu mevduatla daha yüksek faizli krediler açar. Aradaki farkı ise hanesine kâr yazar. Manav nasıl daha fazla kavun, karpuz satmak isterse banka da daha fazla kredi açmak ister. Ama manav nasıl parasını alamayacağını bildiği müşteriye veresiye satmak istemezse, banka da alacağını tahsil edemeyeceğine kredi açmak istemez. Peki bankalar neden kredi açmakta çekinceli davranıyor isterseniz ona da bakalım.

Son verilere göre TL kredi mevduat oranı kamu bankalarında yüzde 148 seviyesine ulaştı. Aynı oran yabancı bankalarda yüzde 128, yerli özel bankalarda yüzde 133 iken, AMB tarafından denetlenen Avrupa bankalarında bu oran yüzde 118 seviyesinde.

Kredilerin takibe dönüşüm oranı ise hızla tırmanıyor. Burada takibe düşen ticari krediler gerek büyüme hızı gerekse de toplam büyüklüğü ile dikkat çekiyor. Takibe düşen ticari krediler yıl başından bu yana hızla artarak 79 milyardan 100 milyar sınırına dayandı. Takipteki alacakların nakdi kredilere oranı sektör genelinde 4.36 iken, kamu bankalarında yüzde 3.24, yabancı bankalarda yüzde 6.07 yerli özel bankalarda ise yüzde 5.35 seviyesinde bulunuyor. Bu durumun ancak iki açıklaması olabilir. Ya kamu bankaları başlangıçta daha seçici davranarak diğer bankalar gibi gelişi güzel kredi açmıyorlar. Ya da geri dönüşü zor kredileri yüzdürerek bilançolarını makyajlıyorlar.

İlkinin doğru olmadığını yüksek kredi mevduat oranından ve ekonominin durgunluğa sürüklendiği bir dönemde sektör ortalamasının oldukça üstünde olan kredi büyüme hızından görmek mümkün.

Diğer seçenek ise sorunlu kredilerin tablolara yansıyanın çok ötesinde olduğu ve işler sarpa sardıkça çok sert bir şekilde tırmanabileceğini söylüyor bize. İşte özel bankaları kaygılandıran ve hükümetin tüm hamlelerine karşın kredilerde frene basmalarına neden olan da bu düşünce.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa