23 Ağustos 2019 08:05

Etnik milliyetçilikten kayyum atanacaksa çoğu MHP ve AKP belediyelerine kayyum atanmalıdır

Paylaş

Bugünkü yazımı hem özgül hem de genele ilişkin ele alacağım.

Türkiye’de en güçlü dayanışma veya iş birliği tipi aşiret-akrabalık; en yaygın örgütlenme tipi mahalle, köy, hemşehri dernekleri ile cami, okul dernekleri ve tarikatlardan oluşuyor olsa gerek.

Siyasi partiler arasında da yaygın örgütlenme yasal olarak yasak gibi görünse de pratikte din ve etnik temelli bulunuyor. Hatta bazı partiler bilinçli olarak böyle istemeseler de seçmen kamplaşması biraz böyle işliyor.

Örneğin MHP ve BBP Türk İslamcı (milliyetçi), AKP ve Saadet İslamcı (din ve tarikat çevreleri ile içli dışlı, dinci), CHP biraz Alevi, HDP hem Kürt hem biraz Alevi, sol örgütlenmeler biraz Alevi görünümlü veya yakındaş bulunuyor.

Bu sürecin biraz böyle işlemesi değil de bunların araçsallaştırılması ana sorunu oluşturuyor. Yani ana soru partilerin böyle bir bilinçli güdüsü veya politikası var mı?

Ben Türk’üm ve Türk’ü örgütleyeceğim, ben Müslüman’ım ve Müslümanı örgütleyeceğim, ben Sünni veya Alevi anlayışa dayanacağım, onların oyunu alacağım…. Tüm bunlar yasal olarak izinli olmamakla birlikte partilerin kolay oy deposuna dönüşebiliyor, partiler de doğrudan dolaylı mesaj ve uygulamaları ile bu eğilimleri besleyebiliyor, bunlardan beslenebiliyor.

HDP’LİLER TÜRK HALKI DEMİYOR DA SADECE KÜRT HALKI MI DİYOR?

Eski bakanlar Tayfun İçli, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan… oturmuşlar kayyum olayını konuşuyorlar. Demokrasi vurgusu öne geçse de Namık Kemal Zeybek ısrarla neden Türk halkı demiyor da Kürt halkı diyorlar diye eleştirilerini sürdürüyor.

Namık Kemal Zeybek’e sormak gerekiyor? -Zeybek burada somutlaştığından adı geçti, böyle yaygın bir söylem bulunuyor-  Öyle mi ve acaba neden?

HDP “Türk halkı” ifadesini daha az kullanıyor ama daha adında “HDP-Halkların Demokratik Partisi” bulunuyor. Tüzükte parti tanımında “Parti’nin Tanımı: Parti, tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin; dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının (…) demokratik halk iktidarını hedefleyen bir siyasi partidir.”

Yani sadece Kürt halkı demiyor, onunla birlikte tüm halkları, tüm marjinal dışta kalmışları sayıyor. Partinin amaçları arasında;

“a) Türkiye’de yaşayan tüm halkların eşit haklara dayalı demokratik temelli siyasal hak taleplerinin tanınması; başta anadilinde eğitim hakkının tanınması gelmek üzere kimlik ve kültürlerinin korunması ve geliştirilmesi yönünde gerekli mücadeleyi yürütmeyi;

b) Dışlanan ve ayrımcılığa maruz kalan tüm inanç topluluklarının ve inanmayanların düşünce, ifade, vicdan ve ibadet özgürlüklerinin eşit vatandaşlık hakları temelinde çözüme kavuşturulması için mücadele etmeyi; 

c) Kapitalizme ve emek sömürüsüne karşı tüm işçilerin, emekçilerin, yoksul köylüler (…) siyaset yapma, siyasal ve sendikal örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm yasal ve fiili engelleri kaldırmak için mücadele geliştirmeyi; (…)

e) Emperyalizmin dünya halkları üzerindeki egemenlik politikalarına; ekonomik, siyasi ve askeri anlaşmalarına, kurumlarına; sömürgeciliğe ve işgallere, askeri üslerine karşı mücadele etmeyi; bölge ve dünya halklarıyla enternasyonalist dayanışmayı geliştirmeyi; (…)

l) Ulusların özgür ve demokratik birliği ilkesi çerçevesinde, demokratik özerklik dahil olmak üzere halkların ihtiyaç duyduğu çeşitli yönetim biçimlerinin tartışılması, hayata geçirilmesi ve kendi kaderlerini tayin hakkı için mücadeleyi geliştirmeyi;”

Ayrıca kadınlar, çocuklar, göçmen ve mülteciler dahil “o” maddesine kadar çeşitli amaçlar sayılıyor.

KİMLER HALKLARI VE HAKLARI SAYIYOR? KİMLER ETNİK MİLLİYETÇİ?

HDP tüzüğünde yazdığı antiemperyalist mücadele, kadın ve çocuk hakları, sömürüye karşı mücadele konularında yeterli motivasyonu gösteriyor mu, örneğin İncirlik Üssü, Şanlıurfa’da kurulan gözlem koordinasyon üssü, Suriye’deki üsler vb… nasıl bir tavır takınıyor, bunları sorgulayabiliriz. “Ulus” nedir? “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı” nasıl anlaşılmalı? Bu söylemle veya etkinlikleri ile etnik milliyetçilik mi yapıyor, bunu sorgulayabiliriz.

Peki, AKP ve İçişleri Bakanının kayyum ataması veya HDP’ye saldırısı, hukuk dışına çıktığından mı yoksa hukuk içinde parti tüzüğünde de açıkça yazılan konuları az çok ifade ettiğinden mi?

Kaldı ki etnik milliyetçilik yüzünden kayyum atanacaksa MHP ve AKP belediyelerinin tümüne kayyum atanması gerekmez mi?

Sorunun özü de ortada duruyor: Etnik milliyetçilik nedir? Etnik milliyetçilik hak, özgürlük ve demokratik yapılanmayla uzlaşır mı? Kendi kaderini tayin hakkını savunmak etnik milliyetçilik midir? Ana dilinde eğitimi okullarda yasaklamak ne tür milliyetçiliktir? Türkçülük ve dincilik de etnikçilik midir? Etnik milliyetçiliği kimler yapıyor? Eğer yapılıyorsa, etnik milliyetçilik sadece HDP’ye mi yasak?

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa