20 Ağustos 2019 07:30

Yine kayyum: Erdoğan ve hükümetinin halkla inatlaşma ısrarı!

Paylaş

Yerel seçimlerin üstünden daha beş ay bile geçmedi!

Bütün baskı ve tehditlere karşın, 31 Mart seçimini büyük oy farkıyla kazanan HDP’li üç büyükşehir belediye başkanı, dün İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı; yerlerine bu üç ilin valileri “kayyum” olarak atandı.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Soylu, 31 Mart seçimi öncesinde çeşitli kez yaptıkları açıklamalarla, “Terörle irtibatlı ve iltisaklı kişiler seçimi kazanırsa (Bunu bizim adaylarımız seçilmezse olarak anlamalıyız) görevden alır, yerine kayyum atarız”(*) biçimindeki, ırkçı milliyetçi odaklara verdikleri vaadi yerine getirmiş oldular.

Belediye başkanlarının görevden alınma gerekçeleri de “terörle irtibatlı ve iltisaklı olma” klişesiyle ifade dilen suçlamalar! Tabii bu suçlamalar hiçbir gerçek belge ya da mahkeme kararına dayanmıyor. Tersine, gerekçe olsun diye toplanıp arka arkaya sıralanmış, parkların, sokakların isimlerinin değiştirilmesi gibi tamamen belediyelerin görevi olan işlere kadar uzatılan gerekçeler. Ama bu iddialarla ilgili olarak bir tek mahkeme kararı ya da inandırıcı kanıt gösterilmiyor. Tıpkı daha önceki kayyum atamalarındaki iddiaların arkasından hiçbir kanıt gösterilmediği gibi!

HALKLA İNATLAŞAN ENİNDE SONUNDA KAYBETMİŞTİR

Erdoğan ve Soylu’nun seçim kampanyası boyunca sürdürdükleri, “Bizim adaylarımızı seçmezseniz kayyum atarız” anlamına gelen tehditlerine karşın, halk, iradesini bir kez daha açıkça ortaya koydu. Ve 31 Mart’ta, “kayyuma hayır” anlamına gelecek biçimde, açık ara farkla, belediyeleri yeniden HDP’nin adayı olan belediye başkanlarına teslim etti.

İşte İçişleri Bakanı Soylu, Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine kayyum atayarak, bölge halkıyla inatlaşmaya girişmiştir. Üstelik halkın iradesine karşı “katmerli bir inatlaşma”dır bu. Çünkü bölge halkı, zaten bu belediyeleri “kayyum”dan alarak yeniden seçtiği belediye başkanlarına vermişti. Şimdi aradan beş ay geçmeden bir kez daha iktidar, halk iradesini tanımadığını ilan ederek, üç büyükşehirde valileri “kayyum” atamıştır.

Halkın bu “katmerli inatlaşma”ya bundan sonra nasıl yanıt vereceğini kestirmek zor. Ama halkla inatlaşan siyasi partilerin ve hükümetlerin iyi sonuçlar almadığı insanlık tarihinin sayısız kez kanıtladığı bir gerçektir.

TEK ADAM YÖNETİMİNE KARŞI BÜTÜN GÜÇLERİN ORTAK MÜCADELESİ

Aslında siyasi planda AKP iktidarının HDP ile bir hesaplaşması gibi görünen, üç ilde halk iradesinin ayaklar altına alınması, daha geniş bir tablonun parçası olarak görüldüğü ölçüde anlamlanan bir gelişmedir.

Çünkü seçilmiş başkanların görevden alınarak yerlerine “kayyum” atanması;

Bütün muhalefete karşı bir tehdittir: Sadece söz konusu üç ilde halkın AKP’li adaylara oy vermemesiyle bir hesaplaşma değil, aynı zamanda HDP’nin batıda başlıca büyükşehirlerde CHP’li adaylara oy vererek, AKP ve Cumhur İttifakının ağır yenilgiye uğratılmasında kilit bir rol üstlenmiş olmasının ve CHP ile yakınlaşmasının cezalandırılmasıdır. Bu aynı zamanda, büyükşehirlerdeki muhalif belediyelere karşı, belediye meclislerindeki çoğunluğu ve ilçe belediyelerini kullanarak çalıştırmama (Merkezi devletin yetkilerini genişleterek yerel yönetimleri etkisizleştirme de dahil) taktiğinin bölgedeki uzantısıdır. Ve eğer bu taktik başarılı olmazsa, elbette daha önemlisi bölge illerindeki belediyelere kayyum atanmasına karşı tepkiler yeterince etkili bir düzeyde olmazsa, batı illerinde de muhalif belediyelere “kayyum” atanabileceğinin habercisidir.  İllerde de ‘tek adam’ hevesinin ifadesidir: “Tek adam yönetimleri”nde, belediye başkanı ve valilerin aynı kişiler olması gelenektendir! Elbette en yukarıdaki “tek adam” tarafından atanmış olmak şartıyla. Valiler, kaymakamlar ve belediye başkanlarının kayyum yoluyla “tek adam”a indirilmesinde Erdoğan ve hükümetinin bu kadar hevesli olması bundandır. “Tek parti tek adam” yönetimlerinde valinin, belediye başkanının “tek parti”nin il başkanının aynı kişiler olması da bu yönetimlerde en istenen haldir!

“Bu kadar geriye gidilir mi?” demeyin, eğer bugün halkın iradesine sahip çıkma isteğini bastırabilirlerse bilinmelidir ki, bu ihtimaller ihtimal olmaktan çıkıp gerçek olacaktır.

Kısacası bölgedeki kayyum atamaları; ne sadece bu üç büyükşehir halkının, ne sadece bölge halkının (Kürtlerin) ve HDP’nin sorunudur. Bu sorun, Türkiye’nin demokratikleşmesinin, tek parti tek adam yönetimine karşı mücadelenin sorunudur. Bu yüzden de; “tek parti tek adam yönetini”ne karşı olan bütün kesimlerin, demokrasi güçlerinin, ilerici demokrat çevrelerin, aydınların, sanatçıların, akademisyenlerin, bütün güçlerin ortak mücadelesini gerektirecek kadar önemli bir demokratikleşme sorunudur.

(*) Nitekim Erdoğan 27 Mart 2019 akşamı çıktığı atv’de, “Yerel yönetimlerde teröre ucundan, kenarından, köşesinden bulaşanı görevden alacağız. Bunu yine söylüyorum” diyerek, seçime üç gün kala, istemedikleri muhtemel sonuçları kabul etmeyeceklerini açıkça ifade etmişti.

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa