14 Ağustos 2019 04:10

Muhalefet

Paylaş

Bizde muhalefet sadece genel ya da yerel seçimlerde birkaç sandalye fazla kazanmaktır. Bu tür muhalefete “majestelerinin muhalefeti” deniyor. Esaslı hiçbir konuda majestelerinin politikalarına karşı çıkılmaz, seçim zamanında yüzeysel bir eleştiri ile yetinilir.

Suriye Kürtlerinin ezilmesi konusunda hiçbir politika farklılığı yok. Kıbrıs konusunda hemfikirler. AB ve ABD ile ilişkiler, S-400’lerin alınması, ekonomik krizin işçi sınıfı ve emekçilerin sırtına yıkılması politikalarında farklı şeyler söylemezler.

Muhalefetsiz “demokrasi”yi eskiden şöyle açıklarlardı: Devlet politikaları (Yukarıda yazılanlar onlara göre devlet politikası oluyor) askerler (devletin asıl sahibi) tarafından belirlenir, hükümetler sadece ekonomiyi yönetir (Yandaşlarına para aktarma ve yolsuzluk işleri), askerler hükümetlerin devletin esaslı işlerine karışmaması koşulu ile yapılan hırsızlıklara göz yumar vs. Bu tarifin gerçek olmadığı şimdi daha açık görülüyor. Askerler, hükümetin emrinde. AKP-MHP koalisyonu askeri de, patronları da, devletin bütün birimlerini de yönetiyor. Devlet ile hükümet iki ayrı iktidar odağı değil. Meclisteki siyasi partiler ise (HDP hariç) hükümetin temel politikalarına karşı çıkmıyor. Kamu işçilerinin toplusözleşmesi yapılırken dahi muhalefet partilerinden bir iki cılız ses dışında tık çıkmıyor. Yani, esas devlet politikaları dışında tutulan alanda dahi muhalefet yapılmıyor.

İstanbul Belediyesi seçimlerinde bütün demokrasi güçlerinin desteğini arkasına almış İmamoğlu, daha ilk günden (Demokrasi güçlerinin desteği çantada keklik diye düşünerek de) hükümet ile uzlaşma girişimlerine mesai harcıyor.

Bize “majestelerinin muhalefeti” dışında bir muhalefet lazım. Sadece seçim zamanlarında değil, her zaman, hayatın her alanında: demokrasiyi, hak ve özgürlükleri savunacak; sınıf eksenli, işçi sınıfı ve emekçi halkın çıkarlarını her durumda ve her koşulda savunacak, emekçi eksenli bir muhalefet lazım. Daha doğrusu, sadece muhalefet yapan değil, halkın demokratik iktidarını hedefleyen, emek ve demokrasi cephesi lazım.

Yirmi senedir, yirmiden fazla birlik, ittifak, inisiyatif vb. kurduk. Hâlâ varlığını reddetmediğimiz, Demokrasi İçin Birlik adında bir “örgütümüz!” var. Ama, onun durumu da öncellerinden farksız.

Yerel seçimler bitti. Seçimlerde AKP-MHP iktidarına tepkimizi güçlü bir şekilde gösterdik. Rehavete kapılmadan, kısmi başarımızı çok abartmadan acil talepler için en az seçim dönemindeki kadar güçlü siyasi çalışmaya ihtiyacımız var. Kamu işçileri sözleşmesini kaçırdık. İşçi sınıfının tepkisini Türk-İş sokağa dökecekmiş gibi bekledik. Kamu emekçilerinin toplu iş sözleşmesi sadece onları ilgilendiriyormuş gibi seyrediyoruz.

Emek ve demokrasi güçlerinin taleplerinin hiçbiri gerçekleşmedi. Tam tersine taleplere yeni talepler eklendi.

Tatil bitiyor.

Sonbahar, emekçi halkın acil talepleri etrafında birleştiğimiz ve “majestelerinin muhalefeti”ne de bir muhalefet hareketi, bir iktidar hareketi nasıl olurmuş gösterdiğimiz mevsim olsun.  

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa