12 Ağustos 2019 03:21

Trudeau Kaz Dağları'nı kurtarır mı?

Paylaş

Kaz Dağları’nda Kanadalı maden şirketi Alamos Gold tarafından yürütülen madencilik faaliyetlerinin yarattığı tahribat toplumda büyük bir infial yarattı. Aslında Türkiye son yıllarda neredeyse basit bir formalite haline gelmiş olan ÇED raporları ile hızla artan madenler ve bunların yarattığı ekolojik katliamların sıkça yaşandığı bir ülke haline gelmişti. Ancak belki de Kaz Dağları’nda yaşanan bu felaketin ölçeği ve bölgenin onlarca endemik bitki türüne ev sahipliği yapan bir koruma alanı olması toplumda büyük bir tepkinin ortaya çıkmasında rol oynamıştır.

Yurttaşların kendilerini içinde hissettikleri çaresizliğin bir sonucu olsa gerek, birçok yerde Kanada medyasının ve bu sayede Kanada toplumunun durumdan haberdar edilmesi gerektiği konuşuldu. En nihayetinde Kanada Justin Trudeau gibi liberal bir başbakana, çevre, iklim değişikliği, göçmenler, cinsiyet eşitliği, çeşitlilik gibi konulara duyarlı bir hükümete ve seçmen kitlesine sahip görüntüsü veriyordu. Kanada toplumu, kendi şirketlerinin baş rolünü oynadığı bu ekolojik katliama karşı bize destek olabilir miydi?

Maalesef bu konuda çok umutlu olmamak gerekiyor. Çünkü Kanadalı maden şirketleri özellikle Latin Amerika’daki madencilik faaliyetlerinde Çin, ABD, İspanya ve Fransa gibi ülkelerle büyük rekabet içinde ve en önde yer alıyor. Kanada ekonomisi için önemli bir alan olan madencilik faaliyetlerinin neredeyse yüzde 70’i bu şirketlerin yurtdışında sürdürdüğü faaliyetlerden oluşuyor. Kanadalı şirketlerin yurtdışındaki bu faaliyetleriyle ortaya çıkan ekolojik tahribata, insanların ve yerli topluluklarının yerlerinden edilmesine, bu toplulukların hem geçim kaynağı olan hem de kutsal kabul edilen nehirlerin zehirli sızıntılarla kirletilmesine Kanadalılar ve 2015’ten beri ülkeyi yöneten Trudeau hükümetinin bugüne kadar hiçbir tepkisi olmamıştı.

Latin Amerika zengin doğal kaynakları ile yabancı sermayenin iştahını kabartırken bölge halkları yıllardır bu faaliyetlere karşı güçlü bir biçimde mücadele etmiştir. ‘Latin Amerika’da Maden Çatışmaları Gözlemleri’ grubunun tespitlerine göre bugün bölgede aktif ve bilinen 265 maden karşıtı mücadele bulunmaktadır ve bunların 216’sı mevcut siyasi otoriteler tarafından kriminalize edilerek madencilik faaliyetlerine devam edilmesi yönünde tavır konulmuştur. Şili, Peru, Meksika, Brezilya, Kolombiya ve Guatemala ise hem bu çatışmaların en sık yaşandığı hem de bu mücadelede yer alan aktivistlerin en tehlikede olduğu ülkeler olarak göze çarpmaktadır.

Kanada’nın tutumu ise Kanada sermayesini sonuna kadar desteklemek olmuştur. 2009 yılında Meksika’da Kanadalı şirket Blackfire Exploration’ın Chiapas-Chicomuselo’da yürüttüğü madencilik faaliyetlerine karşı mücadelenin başında yer alan topluluk lideri Mariano Abarca’nın 2009 yılında öldürülmesi ile başlayan dava hala devam ederken, Avarca’nın yakınlarının Ottawa’da başlattıkları hukuki sürece Chiapas’tan belge gönderilmemesi için Kanada’nın Meksika büyükelçiliğinin baskı yaptığı ortaya çıkmıştır.  

Bir başka örnek ise yine Meksika’dan, Morelos eyaletinden verilebilir. Adeta bir açık hava madenine dönüşmüş bulunan eyalette 26 milyon hektara yayılan 25 bin maden arama hakkı verilmiş, bu alanların bir kısmı ekolojik bir kısmı ise arkeolojik alan olarak koruma altına alınmış bölgelerden oluşmaktadır. İnsanlığın kültürel mirası olarak 1994’te koruma altına alınan Xochicalco arkeolojik alanının da dahil olduğu bir bölgede madencilik faaliyetlerinde bulunmak için Kanadalı Esperanza Silver şirketi başvuruda bulunmuş ve bölgeyi 2059’a kadar maden arama ve işletme hakkına sahip olmuştu. Bu işletme hakkı aynı zamanda istenilirse 50 sene daha uzatılabilecek olduğundan aslında 19. yüzyıl emperyalist geleneğin ürünü gibi şirkete bir asırdan fazla sürecek bir izin vermekteydi. Esperanza Silver bölgedeki tepkilerden çekinerek Xochicalco arkeolojik alanındaki işletme hakkını 2014’te bizim için tanıdık bir isme devretti; Alamos Gold. Geçtiğimiz aylardan itibaren ise Alamos Gold şirketinin hem bölge insanlarını hem de yetkilileri ziyaret ederek maden faaliyetlerine tekrar başlamak ve 5 senedir yaşanan mücadeleyi kırmak üzere çalışmalar içinde olduğu bilinmekte.

Bu açıdan bakınca kurtuluşun Trudeau’da değil, Kaz Dağıları’nda ve Xochicalco’da çevreleri, inançları, geçim kaynakları ile geçmiş ve geleceklerini savunan insanlarda olduğunu görüyoruz.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa