21 Temmuz 2019 05:19

2 çocuk, 33 can, gerisi yalan

Paylaş

AKP rejiminin yalan makinesi hiç durmadan çalışıyor. 12 Eylül sonrası kurulmuş olan ne kadar yalan mekanizması varsa hepsini kendine katan, değil Hürriyet türü gazeteciliği, Zaman türü gazeteciliği çok aşan bir makine tıkır tıkır işliyor.

Makinenin işlevi toplumun gerçeklerle ilişkisini koparmak ve rejim propagandasının etkisini arttırmak; uydurma haberin her yerden fışkırmasını sağlamak. Kamu kuruluşu olan ajansın, kamu kuruluşu olan TRT’nin ve kamu kuruluşu olmayan yayın organlarının hemen hepsinin aynı uydurma haberleri yayması sağlanarak, toplumun bir saraydan yönetilmesi kolaylaştırılıyor.

Yalan makinesi her zaman hazır. Her olanakta uydurma haber yapmak için saldırıyor. Geçen hafta olduğu gibi. Bir patlama sonucu iki çocuk öldü. Patlayan bir mayın! Ölenler iki çocuk! Ölmemesi gereken, ölümden ve her türlü kötülükten korunması gereken iki çocuk. Ama bütün bunların yalan makinesi için hiçbir değeri yok. Gerçekleri araştırmanın, başka çocukların ölüme sürüklenmesinin engellenmesi için yollar aranmasının hiç ama hiç değeri yok. Makinenin tek işlevi propaganda.

Propaganda toplumun kutuplaştırılması için. O zaman çocukların ölümleri, “karşı taraf” yani düşmanın işi olarak gösterilmeli. Propagandanın etkili olabilmesi için “haber” olabildiğince duygusal, akıl süzgecinden uzak tutulacak ve yutulacak şekilde hazırlanıyor. Sonra neredeyse birbirinin aynı içeriğe sahip “haberler” üretilip, yandaş yayın organlarından dağıtılmaya başlanıyor. En hızlı ve etkili yol televizyonlar. Ama bir de “gayriresmi” yayın organları var. Rejimin “trol” denilen uzantıları, Facebook ve Twitter gibi kanallardan ölümlerin düşmanın işi olduğunu yaymaya başlıyorlar. Öyle olmadığını söyleyenlerin yazdıklarının üzerine çullanıyor; ağız birliği etmiş bir şekilde, bir çeşit “sanal linç” gerçekleştiriyorlar.

Kamu kuruluşu olanlar ve olmayanlar, iktidara yaranmaya çalışanlar, “trol ordusu” ve propagandaya inanıp bağırmaya hevesli kim varsa hepsi, tek sesli yalan makinesi için çalışıyor; kulakları duymaz, gözleri görmez, vicdanları kıpırdamaz kılmak için. Yine “karşı taraf”, yine düşman! Her yer düşman. Avrupa düşman. Trump bile çekemiyor. Dünyanın tüm düşmanları zamanın harikası, asrın mükemmel insanına karşı; birleşmişler, saldırıyorlar. Türkiye düşman dolu. Dünya düşman dolu. O zaman yapılabilecek tek şey var: Bu eşsiz ve kararlı adamın yanında yer almak!

Bütün bu yalanlar çocukları değersiz kılıyor. Çocuğun değeri, tümüyle iktidarın keyfine bağlı. Eğer iki çocuğun ölümü “karşı taraf” işi olarak gösterilebilirse, o zaman haber değeri taşıyor. Ama iki çocuk yataklarında uyurken bir panzer tarafından ezilir ve ölürlerse, bunun haber değeri yok. Yeni Zelanda’da gerçekleşen katliamda ölenler değerli; Irak’ta bir camiye yapılan saldırıda ölenler ise değil. Yeni Zelanda’daki saldırı, “karşı taraf” işi. Irak’taki ise değil. Saldıran müslüman değilse haber; müslüman ise haber değil. Katliamı gerçekleştiren IŞİD ise üzerine gidilmeyecek; hızla unutturulması gereken bir habercik.

Rejimin yalan makinesi çalışa dursa da, uydurma haberlerden geçilmez olsa da, gerçekleri söylemekten bıkmamak, usanmamak gerek. Ovacık ilçesi Bilgeç Köyü kırsalında iki çocuğun ölmesi var olan savaş siyasetinin bir sonucudur. “Mayını hangi taraf yerleştirdi?” tartışması da gereksizdir çünkü çocukları korumak ve onlara değer vermek hem devletin, hem de toplumun görevidir. Çocukların yararının her şeyden üstün tutulması Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereğidir. Bu sözleşme anayasa dahil, her yasa ve düzenlemeyi bağlar.

Kırsal alanda oynarken mayın patlaması sonucu ölen iki çocuğun sorumlusu, çocuklara hiç değer vermeyen rejimin ta kendisidir. Bu rejim, ne çocuklara, ne de gençlere değer verir. Suruç’ta katledilen gençlere “düşman”, onları öldürenlere ise dost gibi davranan da bu rejimdir. 20 Temmuz 2015’de gerçekleştirilen Suruç Katliamı ve ardından 10 Ekim 2015’de gerçekleştirilen daha büyük katliam, o yıl yürürlüğe konulan savaş siyasetinin bir parçasıdır. Kimse kuşku duymasın! Türkiye’de çocuk ve gençlerin güvende olabilmesi için onlara değer vermeyen bu örgütlü kötülük rejiminin çökmesi ve yok olması gerekiyor.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa