21 Temmuz 2019 05:34

Zamanı ne zaman?

Paylaş

Toplumsal yaşamda kurulan neredeyse tüm ilişkilerin şu ya da bu yönüyle, farkına varalım ya da varmayalım, önünde sonunda iktidar üretiyor olması beni çok düşündürür.

İnsanlar, nedendir bilemiyorum, hemcinsleriyle bile kurdukları en dostane ilişkilerde dahi otorite kullanabilmenin cazibesinden bir türlü kurtulamazlar, kurtulmayı da denemezler.

İktidar otorite kullanabilmenin meşru zeminidir.

İlişkilerimizde bizi cezbeden otorite kullanma merakı her kurduğumuz ilişkide küçük iktidarları yeniden, yeniden üretir.

Kurduğumuz ilişkilerde küçük iktidarlar üretiriz, ürettiğimiz küçük iktidarların güçlü tarafı bizsek hemencecik günlük yaşamın sıradanlığında pekişen otoriteyle içli dışlı oluveririz; ürettiğimiz küçük iktidarlardan vazgeçmeyiz ama demokrasiyi de tutarız otorite ve güç kullanımını meşrulaştıran iktidar sorununun panzehiri evrensel bir tasarım olarak sunarız. Oysa, demokrasi evrensel olmaması bir yana, iktidar ve otorite ya da güç gibi toplumsal araçlara yaslanmayan bir özgürlük ortamına ulaşıldığında çoktan sönümlenmiş olması gereken bir devlet biçimidir; demokrasiyi yaşam biçimi sananlar açısından söylemek gerekirse, aşılmış olması gereken bir toplumsal birlikte yaşama halidir.

Demokrasiyi ideal, ulaşabilmek için çaba gösterilmesi gereken küresel ve evrensel toplumsal yaşam biçimi olarak tasavvur edenler, demokratikleşmeyi de demokrasiye giden bir sürecin düşünülmüş, akıllı ve zamanında gerçekleştirilmesi gereken aşamaları olarak öngörürler. Bu öngörünün dışa vurduğu sorunlar; sürecin aşamalarındaki isabeti kim düşünür, kim düşünürse akıllı olur, gerçekleştirme zamanı hangi zamandır sorularının tartışmasında belirginleşir. Doğru olanın doğal gerçeklik ifadesi olarak kabul edilmiş öneriden farklı bir öneri getirilmeye görsün, ‘şimdi zamanı değil!’ denir, öneri zamanı geldiğinde üzerinde düşünülmek üzere bir kenara bırakılır. Zaman ne zaman? Zamanın şu zaman olmadığına kim karar verecek? Zamanın geldiğine ve artık zamanın bu an olduğunu kim belirleyecek?

Bu konu, İBB seçimlerinde tartışıldı; herkesin heyecanla ve tek doğruymuş gibi benimsediği varsayılan ya da sorunlu olsa bile bunun şimdi zamanı olmadığı için üzerinde durulmaması gerektiği ileri sürülen bir siyasi tavra karşı geliştirilen bir başka siyasi öneri ‘bunun şimdi zamanı değil’ dendi, küçümsendi. Ayşe Hür “Peki ne zaman zamanı?” diye sordu ve şakayla topu bana attı: “Yücel Sayman bu konuda yazsın” dedi. Ayşe Hür’ün önerisi hoş bir şakaydı ama ben şakayı fırsat bildim, ciddi ciddi bu yazıyı yazmaya başladım.

‘Zaman ne zaman?’ diye yazmaya başladım, çünkü çocukluğumdan günümüze kurduğum ilişkilerde önerilerim çoğu kez yaş farkı, aile içi ilişkiler, ahlak, kibarlık, nezaket, ekonomi, cezalandırma, sansür, korku, siyaset gibi değişik nedenlerden kaynaklanan gerekçelerle ‘şimdi zamanı değil!’ ya da ‘zamanı mı şimdi?’ kalıplarıyla toplumsallaştırılmış tek tip yanıtla ‘tarihin ileri bir zamanına’ ışınlandı. Ve ben önerilerimin her ışınlanmasında üzerimde kurulan bir küçük iktidarın baskısını hissettim.

Anneme “oynamaya sokağa çıkabilir miyim?” diye sorardım, “şimdi zamanı değil, daha sonra” derdi.

Bir zamanların İzmit Valisi amcamın oğlunu “Yaşar Kemal komünisttir, ciddiye alınmaması gerekir” dediği için eleştirmeye kalktığımda babam, ortaokul öğrencisi beni “şimdi yemek yiyoruz, büyükleri eleştirmenin zamanı değil” der, sustururdu.

‘Kürt’ derdim, arkadaşlarım “öyle söyleme, şimdi Kürt demenin zamanı değil, Doğu Anadolulu de” derlerdi.

Komşunun karısına el kaldıran oğlunu annesine şikayet etmek isterdim, ‘sen daha küçüksün, zamanı değil’ denir, el kaldırmayı görmemezlikten gelmem yeğlenirdi.

Yeni bir ürün satın almak istediğimde ekonomik güçlük ‘şimdi zamanı değil’in gerekçesi olurdu.

Yer olsa, binlerce hatta on binlerce örnek bulurum. Her örnekte ortak nokta, benimle ilgili bir konuda bile ‘zamanın ne zaman’ olduğuna ben değil bir başkasının karar vermesidir. Bir başkası benden yaşça büyük birisi, aile büyüklerinden biri, işveren, öğretmen, sevgili, savcı, yargıç, kaymakam, vali, arkadaş ya da bilmem kim olabilir. O bir başkasında mutlaka benle olan ilişkisinde üzerimde iktidar kullanabilmesini sağlayacağını düşündüren maddi ya da manevi üstünlük kuruntusu vardır.

Demek istediğim, ‘zaman ne zaman’ sorusu bir iktidar ilişkisinin ortaya çıkardığı bir toplumsal gerçeğin ifadesidir.

Demokratikleşme mücadelesi diye kapitalist sistemin kafesinde özgürleşme modeli arayanlar, demokrasinin sönümlenip özgürlüğün yeşereceği toplumsal birlikte yaşama tasarımını ve bu tasarımı gerçekleştirmeye yönelik önerileri konuşmayı, tartışmayı ‘zamanı değil’ diyerek öteleyenler kendi üzerlerinde kurulmuş büyük iktidardan öneri sahipleri üzerinde küçük iktidarlar kurarak kurtulacaklarını sananlardır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa