19 Temmuz 2019 03:56

ÖSYM neden ayrıntı vermedi? Tercihler nasıl yapılmalı?

Paylaş

ÖSYM, TYS veya YKS türü sınav sonuçlarını açıklarken çok genel de olsa bazı sosyodemografik dağılımları da verirdi. Alan sınavlarındaki başarı dağılımlarını geçmiş yıllarla kıyaslayarak verirdi. İllere göre, okul türlerine göre, cinsiyete göre, mezuniyet durumuna göre dağılım tabloları verir, ilgili eğitimciler ve veliler de süreci az da olsa okuma ve değerlendirme şansına sahip olurdu.

Bunlar aynı zamanda sınavlara ve kurumlara olan güven ilişkilerinin temellerini oluştururdu. 2000’li yıllardan itibaren artan açık sınav yolsuzlukları ÖSYM’ye güven duygularını zaten oldukça örseledi. 2011 tam bir hukuksuzluk örneği olduğu halde sınav bile iptal edilmedi. KPSS ve diğer kurum sınavlarına pek çok şaibe ve hile karıştı. Sınavın bilimsel ve pedagojik ölçütlere göre yapılıp yapılmadığı bir yana güvenli bir şekilde yapılması ve objektif değerlendirme konularında bile sorunlar oluştu.

Sınav sonuçları ile ilgili ayrıntılar, kişisel bilgiler hariç, tüm kamuoyuna açık olmak durumundadır.  Örneğin kitapçıkların adaylarca incelenebilmesi buna olumlu bir örnektir. Ama 2011 yılındaki toplu yolsuzluğu soru kitapçıklarının görülmesi engelleyememiş, yine de en azından yolsuzluğun daha çabuk anlaşılmasına yardımcı olmuştur.

Sınav başarılarının mümkünse okul okul nasıl dağıldığının sınav sonuçları ile birlikte açıklanması uygun olacaktı. Bırakınız okul okul dağılımları açıklamayı ilçeler ve illeri bile göremedik. Elbette ileride bunların bir kısmı doğrudan dolaylı paylaşılacaktır ancak o zaman hem ilgi hem de pek çok süreç yaşanıp geçmiş oluyor.

YAŞAMSAL BİR KIRILMA ANI: ÜNİVERSİTE TERCİHLERİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR

Şimdi hemen tüm toplum, kimisi doğrudan çocuğu kimisi yeğeni veya komşusunun kızı oğlu, hangi programı nasıl tercih edeceği konusunda yoğunlaşmış, kaygıları en yüksek düzeye çıkmış bulunuyor. Yükseköğretim tercihi insanların bundan sonraki yaşamını, tüm geleceğini, hatta evliliklerini, kaç çocuk sahibi olacağını, nerede yaşayacağını, geçiminin ne olacağını, siyasetteki yerini, kimliğini kişiliğini yakından etkileyen en önemli kırılma anlarından birini oluşturuyor.

Günümüzde her şey “kariyere” indirgenmiş bulunuyor, artık ne sanatın ne felsefenin ne temel fen bilimlerinin ne öğretmenliklerin önceliği kalmamış bulunuyor.

Sadece lisans düzeyinde ve sadece bu sene; 216 üniversitede 1516 dört yıllık yüksekokul veya fakültede; Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği, Perfüzyonist, Fizyoterapist, Diyetetik, Ebelik, Hemşirelik, Acil yardım Biyoloji, Genetik kontenjanı 77.893, Hukuk kontenjanı 16.340,

Psikoloji ve RPD kontenjanı 15.262, Dini İlimler, İlahiyat, İslam Ekonomisi, İslami İlimler, Arap Dili, Arapça Öğretmenliği kontenjanı 20.584…

Her şey kariyer, kariyer para ve statü ile ilişkilendirilmiş bulunuyor. Ama neredeyse hiçbir bölüm artık öyle ne para ne de peşin bir statü garanti edecek bir durumda değil. Artık her alanda yıllık on binlerce mezun verilmeye başlanmış bulunuyor.

TERCİHTE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Adaylar, sınavlara girmişse ve ilgili PUANI YETİYORSA HER PROGRAMA başvurabilir (Tek istisnası Mesleki Teknik Lise mezunlarına kendi alanları ile ilgili ayrılmış M.T.O.K. –Mesleki Teknik Okul programlarına diğer program mezunlarının başvuru hakkı olmamasıdır).

Tıp (ilk 50 bin), Hukuk (ilk 190 bin), Mimarlık (ilk 250 bin), Mühendislik, Öğretmenlik (ilk 300 bin) bölümlerinde başarı sırası da bulunuyor.

Her programa başvurabilmek kararı kolaylaştırmıyor, daha da zorlaştırıyor.

Hukuk ve Tıp-Diş-Eczacılık çok tercih ediliyor ancak Türkiye’nin yaratıcı beyinlerini de en rutin mesleklerde öldürüyor (ben o kanaatteyim). Yaratıcı bir şeyler yapacağım diyenler temel fen ve sosyal bilimlere, temel mühendisliklere, sanat, edebiyat, tarih ve felsefe bölümlerine gitmeli. Ancak bu programların meslek garantisi ve para getirisi yok. Dolayısıyla bu en temel ve en güzel bölümleri fakir değil daha varlıklı aile çocuklarının tercih etmesi daha doğru olur (acı bir gerçeği dikkate alarak böyle sınıf bazlı bir öneride bulunuyorum).

Tercihte sırayla; 1- Program (hangi program veya meslekte okumak istiyor), 2- Üniversite ve bölüm (kaydolacağı üniversite ve bölümün kadro ve eğitim kalitesi), 3- Şehir (bulunduğu değil mümkünse kendisini zenginleştirecek başka bir şehir), 4- Devlet (boşuna özel üniversitelere ciddi bir külfet ödenmemesi ve öğrenci ortamı açısından), ama burs varsa niteliğe de dikkat ederek özel de olabilir, 5- Lisans düzeyinde daha çok yurtiçi üniversiteleri (çok zengin ve istekliler yurtdışına da gidebilir), 6- Çalışıyorsa ikinci öğretim, uzaktan öğretim vb. şeklinde olabilir.

Yani ne okuyacağınız birinci derecede önemlidir, hangi üniversite olacağı ikinci derecededir, şehir üçüncü tercih sebebi olmalıdır.

M.T.O.K: MESLEK LİSESİ MEZUNLARI İÇİN BÜYÜK AVANTAJ

M.T.O.K. – Mesleki Teknik Okul programlarına diğer program mezunlarının başvuru hakkı bulunmadığından meslek liselerinin ilgili bölümünden mezun olan öğrencilere büyük bir puan avantajı getirmektedir. Meslek lisesi mezunlarının kılavuzu (M.T.O.K. programlarını) dikkatlice inceleyip ona göre tercihte bulunması önemlidir.

İKİNCİ ÜNİVERSİTE HAKKI

Lisansa yerleşen öğrencilerin Anadolu Üniversitesi başta olmak üzere ikinci üniversite (bir açıköğretim lisans programı daha) okuma hakkı var. Bu olanak ÖSYM tercihinde değil üniversiteye kayıt sonrası (Eylül gibi) takip edilmelidir.

 

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa