17 Temmuz 2019 03:18

Hasta eden yasalar: Sigara ve askerlik

Paylaş

Savaş önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Ne var ki savaştan ziyade ‘savaş hazırlığı’ ömründen ömür alır insanlığın. Misal, halk kış için tarhanası, turşusu, salçası, kurutmalığı, odunu, kömürü için bir ay, seyahat için gün, okul için bir hafta hazırlık süresi biçmişken; ordular, devletler için savaş hazırlığı hiç bitmez. Savaşlar salt çatışma anında değil çatışmasızlık dönemlerinde de hayatı, tercihlerimizi, sağ kalışımızı, hastalıklarımızı ve alışkanlıklarımızı belirler, sınırlar ya da dönüştürür. Savaş hazırlığının bitmez döngüsünde zorunlu askerlik, akran baskısı eşliğinde toplumun geleceği için sivil yaşamda riskler içerir.

Misal, zorunlu askerlik olmasaydı bu kadar çok astım, KOAH, akciğer kanseri, inme, kalp ve yüksek tansiyon hastası olacak mıydık? Elbette hayır. Kanıtı: Sigara bağımlılığı ve askerlik, savaş ilişkisi...

Tütünün tarihçesi 4 bin yıl öncesine gitse de, Kristof Kolomb’un yerlilerin çiğnediği tütünü Avrupa’ya taşıması ile yeni bir pazar oluştu, kağıt ve ateşle buluşması ile yani sigara formu ile daha da yaygınlaştı. Ama bu yayılımda büyük rol Kırım Savaşı ile Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarına aittir.

Günümüzden bakıldığında sigara tekellerinin lobi faaliyetlerinin etkin olduğu alanların başında ordular ve yasa koyucuların olduğu aşikardır. Hal böyle olmasaydı henüz bıyıkları terlememiş gencecik askerlere adeta sigara içme veya dağıtma zorunluluğu getirilebilir miydi?

Düşünün ki bu ülkede, doktor reçetesi ile hastalara sigara verilmesini emreden bir yasa çıkabiliyor ve 1934’ten 2017 yılına kadar yürürlükte kalabiliyor: “Sigara içen hastalara doktorun yazdığı sayıda sigara verilebileceğine” ilişkin uygulamayı da içeren 1934 tarihli, “Askeri Hastaneler ile Hastane Gibi Kullanılacak Revirlerde Hastaların Beslenme ve Bakımları Hakkında Kanun”. Sigara lobisi bu olsa gerek!

Ve bir başka yasa 1954 yılında çıkıp 1981’e kadar yürürlükte kalıyor: “İçsin içmesin bütün askerlere günde 10 gram (10 adet sigara) tütün verilir ve başka bir şeyle değiştirilemez.» Yani ey erat içiyorsan devam et, içmiyorsan başlaman bedava ya da bir başkasına ver, onu bağımlı kıl: “Asker Sigarası”

Bir ülke düşünün ki Meclis sigarası, Asker Sigarası, siyasi parti logolu sigaralar (CHP, AP, MDP), Silahlı Kuvvetler Sigarası, Polis Sigarası ve hatta Öğretmenler Günü Sigarası olsun: Türkiye...

Gençlik sigaraya devlet marifeti ile bağımlı kılınmıştır bizim coğrafyada. İçsin içmesin kanun zoru ile eline zorla en ucuzundan sigara tutuşturulan zorunlu askerler, 1934’den 1981’e değin terhis sonrası salt tiryaki olarak kalmamış alışkanlığı en ücra köylere kadar yaygınlaştırmışlardır. Üstelik bu devlet / ordu marifeti bağımlılık için en riskli dönemde, ailesinden uzakta ve akran baskısına en müsait yaş dönümünde devreye girmiştir.

Düşmanın edemediğini bazen çatışmasızlık dönemlerindeki ‘savaş aygıtı’ eyler. Denebilir ki sigaraya bağlı hastalıklardan erken ölümler önlenebilir ölümlerdir ve bu bağımlılığın yaygınlaşmasında zorunlu askerliğin zorunlu sigaralarının rolü hâlâ baş köşede durmaya devam ediyor. Hasılı savaş ve her tür savaş kurumu çatışmasızlık dönemlerinde de toplumları hasta kılar.

Denebilir ki, sigaraya devlet ve kanın marifeti ile askerde alıştırılan, şimdinin sigara ilintili KOAH, akciğer kanseri, beyin ve kalp damar hastalığından muzdarip kitlelerin, hukuken devletten tazminat talepleri meşrudur.

Sağlıcakla kalın.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa