29 Haziran 2019 04:40

Parıl parıl parlıyordu Hermes çanta…

Paylaş

Önceki gün Emine Erdoğan’ın çantası gündemdeydi!

Dün Çağlayan Adliyesinde Canan Kaftancıoğlu vardı…

Yazdıkları, söyledikleri, söylemedikleriyle, hakim karşısına çıkacağı haberleri vardı. İki Türkiye fotoğrafı… Biri ünlü markanın çantasıyla zenginliği, ihtişamı, gösterişiyle gündem olan Emine Hanım, diğeri uyduruk bir iddianameyle hakim karşısına çıkarılan blucinli Canan Hanım…

Emine Hanım tüm dünyaya çantasıyla tanıttı Türkiye’yi…

Canan Hanım duruşmasıyla, duruşuyla…

Fotoşop olan tweetlerle hazırlanan bir iddianame sonucunda 37. Ağır Ceza Mahkemesinde 17 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Artık davalar böyle… Birkaç gün önce Silivri’de görülen Gezi davası iddianamesi de böyleydi. Yandaş medya hedef belirliyor, savcılar harekete geçiyor ve kendinizi mahkemelerde buluyorsunuz. Osman Kavala hâlâ bundan hapiste…

Biliyorsunuz; First Lady, eşiyle birlikte bir uzak doğu gezisindeydi. G20 zirvesine giden eşi, yani Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, yani AKP Genel Başkanı Erdoğan’a eşlik etmişti Emine Hanım. Parıl parıl parlıyordu Hermes çanta…

İsmini ilk Toplumsal Bellek kurucuları arasında yer alarak duyuran Canan Hanım o gün ciddiye almadığı iddianamedeki suçlamalarla gündemdeydi. Hani şu siyasi cinayetlere kurban verdiklerimizin… Sabahattin Ali’den Hrant Dink’e kadar… Katledilen aydınlar, yazarlar, akademisyenler, doktorlar, hakimler, savcılar, devrimciler… Onların unutulmaması için…

Daha önceleri bir tıp doktoru olarak Türkiye İnsan Hakları Vakfında vaka taraması yaptığı “İşkence Olgularının Adli Tıbbi Değerlendirilmesi” teziyle ihtisasını tamamlamış olan Canan Hanım 2018 Ocak ayından bu yana CHP İstanbul İl Başkanıydı.

İl başkanı seçilmesinin ardından büyük bir karalama kampanyasının hedefi oldu. Yandaş medya yediğinden içtiğinden, yazdığı yazmadığı tweetlerden, yaptığı yapmadığı işlerden söz etti durmadan…

Firs Lady dünyanın en gelişmişi sayılan kapitalist ülke temsilcilerinin toplantısına katılan eşiyle Türkiye’yi temsilen markalar markası o çantasıyla salınıp gezerken, Canan Hanım x-ray cihazlarından geçip, uzun mahkeme koridorlarını aşıp hakim karşısında ifade vermeye gitti…

Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanıyordu… Düşüncelerinden…

G20 demek dünyanın gelişmiş 20’si arasında yer almaktı. Ve elbette bunun çarpıcı biçimde tüm dünyanın gözüne sokulması gerekirdi. Türkiye’nin ne denli gelişmiş bir ülke olduğunu giden heyetten First Lady’nin parıl parıl parlayan Hermes çantasından anlamış oldu…

Markaysa marka ve ederi medyada yer aldığına göre tamı tamına 50 bin dolar…

Türkiye’de işsizlik varmış, iş bulamadığı için intihar edenlerin sayısı artıyormuş, iş cinayetlerinde her ay onlarca, yüzlerce işçi ölüyormuş, Türkiye kadın cinayetleri işlenen ülkelerin en önünde koşuyormuş, yoksulluk derinleşiyormuş, enflasyon artıyor, borç batağına batmış ülke ekonomisi kötüymüş, 1 dolar 6 TL ediyormuş…

Bunların bir önemi yok. İzlanda’ya maç izlemeye giden Bakan Kasapoğlu’nun beraberindeki gazetecilerle tarifeli uçak yerine devletin uçağı ile gitmesinin de bir önemi yok…

Daha birkaç gün önce sonuçlanan seçimde AKP adayının tüm seçim çalışmalarının kamu olanaklarıyla yürütülmüş olmasının da bir önemi yok…

“İtibarda tasarruf olmaz” demişti Cumhurbaşkanı…Saray’ın ejder suyu, starex meyvesi eşliğinde aloevera, zencefilli somonlu suşi menüsü tartışma konusu olunca…

Düşünce özgürlüğünde tasarruf olur, hukukta, adalette, eşitlikte, özgürlükte tasarruf olur ama sarayın itibarında tasarruf olmaz. İtibar dediğin milyonlarca işçi ve emekçinin, halklarımızın eğitimli, iş sahibi, sağlıklı, insan onuruna yakışır bir yaşam içinde olup olmadığı değildir. Halk açlık ve sefalet çekerken, 50 bin dolarlık çanta taşımak halka hakaret olmuyor ama Canan hanımın söyledikleri cumhurbaşkanına hakaret sayılıyor. Oysa çoğu da yandaş medyanın çarpıtmasıyla…

Açlık ve sefalet içindeki halkın durumunu görmeyip 50 bin dolarlık çanta taşımak halklarımıza hakaret sayılmıyor, ancak iki laf eden cumhurbaşkanına hakaretten mahkemeleri boylayabiliyor. Hapse atılıyor.

Ancak, tarihe ayakkabılarıyla, çantalarıyla, gardıroplarıyla geçenler, saraylarıyla, sarayın itibarıyla övünenler halklar nezdinde hiç de iyi intiba sahibi olmadılar. Tarihten ders çıkarmakta yarar yok mu?

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa