19 Haziran 2019 03:20

Tarihi tartışma

Paylaş

Bu televizyon programına “tarihi tartışma” demek dahi demokrasiden ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor. Olması gereken ve her demokrasi iddialı ülkede uygulanan bir şey; adayların televizyonlarda karşılıklı konuşması.  Türkiye’de de AKP iktidarı öncesi yapılıyordu. Hatta on civarında tartışmacının olduğu programlar da yapıldı. Doğrusu da budur. Bütün adayların TV ve yazılı medyada eşit propaganda olanaklarına sahip olması gerekir. Aksi takdirde her seçime iktidar 90-0 önde girer.

AKP’lilerin eşit koşullarda tartışma programlarında kaybedecekleri korkusu, 156 yıl boyunca bu tür seçim tartışma programlarının ekranlardan kaldırılmasını getirdi.

Pazar günü yapılan gerçek bir tartışma programı değildi. Bir tartışma da olmadı zaten. İsmail Küçükkaya gerçek bir gazetecinin soracağı soruları sormadı. Soramadı. Taraflar da tartışma yaratacak konularda birbirleri aleyhine tek söz etmedi. İki taraf da seçim çalışmalarında binlerce kez tekrarladıklarını, bir de bir araya gelmişken söylediler. Binali Yıldırım evin sahibi, Ekrem İmamoğlu da eve kabul edilmeyi talep eden biri gibiydi. Yıldırım’ın beş kere İmamoğlu’nu yalan söylemekle suçlaması, Küçükkaya’nın buna müdahale edememesi, İmamoğlu’nun da “kötü söz sahibine aittir.” gibi sözlerle geçiştirmesi ağanın kim olduğunu gösteriyordu.

İmamoğlu, herkesin beklediğinin aksine İBB’deki yolsuzlukların üzerine çok fazla gitmiyor. Yolsuzlukları “israf” olarak tanımlıyor ve “biz israfı azaltıp, bu para ile İstanbul yoksullarına maddi yardım getireceğiz.” diyor. Bu taktiği savunanlar, İmamoğlu’nun AKP’ ye daha önce oy vermiş seçmenden oy alması gerektiğini, AKP’yi sert bir şekilde eleştirerek onları AKP’den koparamayacağını, AKP kadar dini ögeleri kullanarak ve AKP’nin eksik yaptığı şeyleri daha iyi yapacağına onları ikna ederek oylarını alabileceklerini savunuyorlar. Umarız bu taktik tutar. Fakat, bu tür taktiklere başvurmaya gerek kalmadan ekonomik kriz zaten daha önce AKP’ye oy vermiş on binlerce emekçiyi , AKP’den uzaklaştırdı. İşsiz kalanlar, aylarca iş bulamayanlar, gelecekle ilgili hiçbir olumlu düşüncesi olmayanlar AKP’ye karşı öfkelerini fırsat bulduklarında dile getiriyorlar.

AKP’nin beş, altı vakfa yüz milyonlar aktarması basit bir olay değildir. Binali Yıldırım programda bunu neden yaptıklarını ağzından kaçırdı, fakat ne Küçükkaya ne de İmamoğlu üzerine gitmedi. Yapılan “dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek projesi” idi. FETÖ yıllarca yurt ve dershaneler aracılığıyla kendine kadro yetiştirmiş ve bu kadroları devlet bürokrasisine gizlice (AKP döneminde açıkça) sokarak devleti ele geçirmeye çalışmıştı. Şimdi aynı taktiği AKP yapıyordu. Kurdukları vakıflar ile yurtlar kuruyor ve öğrencilere burslar veriyor; bu faaliyetler aracılığı ile AKP’ye kadro devşirmeye çalışıyorlar, bunun finansmanını ise  belediyelerden sağlıyorlardı. Tartışılması gereken buydu. Kamu olanakları ile kadro yetiştirmek, AKP’nin profesyonel kadrolarının maaşlarını belediyelerden sağlamak, yandaş medyaya belediyelerden ihaleler, reklamlar, web sitesi kurmak- proje üretmek vb. maskelerle aracılığıyla kaynak aktarmak, Egemen Bağış ve Melih Gökçek örneklerinde olduğu gibi belediyelerin araçlarını ve personelini yıllarca kendi kadroları için kullanmak vs.vs. “Tarihi tartışma”da bunlar konuşulmayacaksa ne konuşulacak?

İmamoğlu, Ordu Valisi’ne hakaret etti mi etmedi mi? Sayıştay raporunu Yıldırım okudu mu, okumadı mı? Küçükkaya soruları önce bir tarafa verdi mi, vermedi mi? Bu tartışmalar, işin özünü gizlemekten başka bir işe yaramaz.

AKP’nin yasaya aykırı uygulamalarını anlatmak kimseye oy kaybettirmez.

Ekonomik krizin nedenleri; AKP’nin yaptığı yasaya aykırı işler, yolsuzluklar anlatılmalı.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa