16 Haziran 2019 03:44

Gitme Baba: Bazı acılar hiç geçmez

Gitme Baba: Bazı acılar hiç geçmez
PAZAR
Paylaş

Sizin hiç “ona aşığım” dediğiniz, çok sevdiğiniz babanız öldürüldü mü? Gitme Baba filminin senaristi, yapımcısı ve oyuncusu Çiğdem Suyolcu’nun babası, Kuşadası eski belediye başkanı Lütfi Suyolcu 16 Mayıs 1995 tarihinde, Fırat Erdoğan isimli bir kiralık katil tarafından gerçekleştirilen suikastle evinin önünde öldürüldü. Haber medyaya bir mafya-rant cinayeti olarak yansıdı.

Lütfi Suyolcu adını ilk kez duyuyordum ve o günlerde Kuşadası ile bir bağım-bağlantım da yoktu. 2005 yılında ölümünün 20. yılı nedeniyle belgeselini hazırladığım Erkan Yücel Kuşadası’nda hayatını kaybettiği için sonraları Kuşadası’yla, orada yaşayan arkadaşlarla yakın bağlarım oluşmuş, geçirdiğim felç sonrası 2010 yılından itibaren de Kuşadası’nda yaşamaya başlamıştım.

Kuşadası’na yerleştikten sonra Lütfi Suyolcu’nun adını ve yaşanan acı olayı daha sık duyar olmuştum. Demokrat ve çalışkan bir kişiliğe sahip olduğu anlatılan Mustafa Lütfi Suyolcu CHP adayı olarak girdiği 1977 yerel seçimlerinde ilk kez Kuşadası Belediye Başkanı seçilmiş. 12 Eylül darbesiyle görevden alınmış. Yaptıklarının, yapacaklarının yarım kaldığını, darbeyle engellendiğini düşünen Lütfi Suyolcu 1980 sonrasında Halkçı Parti ve SODEP’de siyaset yapmayı sürdürmüş, 1984 yerel seçimlerinde Kuşadası Belediye Başkanlığı için bağımsız aday olmuş. Bu seçimleri SODEP adayı Engin Berberoğlu’ya karşı 75 oy farkıyla yitiren Suyolcu, 1989 yılında DYP adayı olarak girdiği seçimlerde yüzde 38.67 oy alarak yeniden Kuşadası Belediye Başkanı seçilmiş.

Ülkenin de Kuşadası’nın da çalkantılı yıllara girdiği zamanlardır. Devlet-mafya-siyaset iç içe geçmeye başlamış, rant ve siyasi çıkarlar adına cinayetler işleniyor, faili meçhuller yaşanıyordur. Kuşadası da bazı siyasi çevreler ve suç örgütleri için iştah kabartan, ele geçirilmesi gereken sürekli gelişen önemli ve güzel bir turizm beldesidir. Kimi siyaset-mafya yapılanması Kuşadası’nı kumarhane merkezi yapmayı hedefler, kimi suç çeteleri kıyılarını, imar alanlarını talan etmeyi yağmalamayı... Susurluk çetesinin, derin devlet yapılanmasının, mafya-çete elemanlarının eli, ayağı, gözü de Kuşadası’ndadır, çeşitli çalışmalar, örgütlenmeler yaparlar. Susurluk’ta kaza geçirenler de yola Kuşadası’nda yaptıkları bir toplantı sonrası buradan çıkarlar.

İşte Lütfi Suyolcu da böyle zorlu bir dönemde yeniden belediye başkanı seçilir Kuşadası’na. Çalışkandır, gözü pektir, yüreklidir. Kuşadası için iyi işler yapmak istiyordur. Kentliyle arası da ilişkileri de iyidir, seviyor ve seviliyordur. Arkasında güçlü bir destek vardır.

Bu güç, istek ve heyecanla başlar çalışmalarına, projelerini gerçekleştirmeye. Fakat bir süre sonra karşısına rant ve çıkar peşinde olan birtakım karanlık güç çevreleri çıkar, kanunsuz, hukuksuz taleplerde bulunur. Bu talepleri reddeden Başkan Lütfi Suyolcu bu çevreler tarafından tehdit edilir. Her türlü para ve kişisel çıkar ilişkisini, tekliflerini reddeden, bildiği doğru yoldan ayrılmayacağını söyleyen Lütfi Suyolcu, babasına çok düşkün olan küçük kızı Çiğdem’in gözleri önünde, kızı yanındayken uyarı ve tehdit amaçlı bacağından vurulur.

KEGEV VE KUAKMER’İN İLK ADIMLARI

Korkmayan, yılmayan, geri adım atmayan Lütfi Suyolcu bir yandan kent için iyi işler yapmayı sürdürür. Örneğin kentin ileri gelenlerinden Hüseyin Arabul ve Ü. Naci Akdoğan ile birlikte Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı’nın (KEGEV) kurulmasına öncülük eder. 9 Mart 1990 tarihinde kurulan vakfın kurucuları arasına Hasan Tonbul, Sıtkı Kayalı, Kamil Aköz, Ali Alkış, Gündüz Kutucu da katılır.

Bugün Şefik Sözer başkanlığında etkinliğini sürdüren vakıf okul açma, burs vererek öğrenci okutma dışında eğitim, kültür ve sanat konularında paneller, oturumlar, söyleşiler, sempozyumlar düzenlemeyi sürdürüyor. Ayrıca 1996 yılında Sunullah Arısoy adına “Türk Dili Ödülü” olarak başlayan yarışma, kısa bir süre sonra “Şiir Yarışması”na dönüşerek 24 yıldır ulusal çapta KEGEV tarafından düzenlenmektedir.

Vakıf, “Müftünün evi” olarak bilinen tarihi binayı Kuşadası Belediyesi’nin ve Hüseyin Arabul’un destekleriyle onarıp restore ederek, eylül 2015 tarihinde Kuşadası Özel Arabul Kültür Merkezi adıyla (KUAKMER) Kuşadalıların hizmetine açmıştır. Tüm bunların oluşumunda Lütfi Suyolcu’nun adı ve katkısı vardır.

BİLGİ GÜÇTÜR, ÖZGÜRLÜKTÜR

Lütfi Suyolcu korkmasa da yolundan dönmese de eşi, ailesi dostları çok endişelenir gelen tehditler üzerine. Çocukluğundan itibaren babasına çok düşkün ve yakın olan güzel kızı Çiğdem Suyolcu da büyüdükçe babasının çalışmalarına destek olmayı sürdürür, yaşadığı birçok şeye tanıklık eder. “Bilgi güçtür, özgürlüktür” diyen Lütfi Suyolcu, çocuklarına çok okumalarını öğütlerken, “Sıradanlaşmayın, tabulara boyun eğmeyin, kendi seçtiğiniz hayatı yaşayın ve kimseye de hesap vermeyin” der.

Artık karanlık güç odakları teslim alamadıkları başkanın susturulması gerektiğini düşünmeye başlamışlardır. Lütfi Suyolcu’nun elindeki bilgi ve belgelerle genel seçimlerde milletvekili aday adayı olması çıkar çevrelerini daha da telaşlandırır.

Lütfi Suyolcu bir dost ziyaretinden dönerken evinin kapısının önünde Fırat Erdoğan isimli bir kiralık katil tarafından arkasından ateş edilerek öldürülür. Tarihler 16 Mayıs 1995’i gösteriyordur. Cinayetin azmettiricileri olarak Kürşat Yılmaz ve Yavuz Kaşıkçı yargılanır, hapse mahkum edilir.

Babasının sevgisine doyamayan, ona aşık olduğunu söyleyen kızı Çiğdem Suyolcu çok sevdiği babasına vefasını, katillerine öfkesini ve hesaplaşmayı Gitme Baba adını verdiği, senaryosunu yazıp kendini oynadığı bir filmle göstermek ister. Ahmet Sönmez’in yönettiği 2013 yapımı filmde Murat Karasu, Çiğdem Suyolcu, Şenay Gürler, Payidar Tüfekçioğlu, Mustafa Uğurlu, Mehmet Esen, Mesut Akusta, Gökhan Mete gibi oyuncuların yanı sıra Kuşadası’nın gerçek mekânları ve adalı insanlar yer alır.

Çiğdem Suyolcu filmi yapabilmek için oyunculuk ve sinema-televizyon eğitimleri alır. Ekibiyle filmi çektiği günlerde benim de Kuşadası’nda üçüncü yılımdı. O günlerde Çiğdem Suyolcu’yu tanımıyordum, hiç karşılaşmamıştık. Gitme Baba filminde kendini oynarken izlediğim Çiğdem hanımı tanışma, sohbet edebilme olanağı bulamasam da ilk kez geçtiğimiz günlerde (19 Mayıs 2019) M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü için düzenlenen kokteylde görebildim.

Filmden:

- Bir insan bir insandan ne zaman giderdi?

- Unutunca

- Demek ki hiç gitmeyeceksin...

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa