16 Haziran 2019 03:52

Piramit ve fıtrat yalanları

Paylaş

“Soğuk savaş” denilen dönemin bitişi ardından dünya sağa savrula savrula bugünkü garip ve sanki gerçeküstü duruma geldi. “Soğuk savaş” yerine sürekli savaş konuldu. “Soğuk savaş” yerine sürekli savaşın getirebilmesi için mutlaka yeni düşmanlar üretilmesi gerekiyordu. Artık barış döneminin geldiğini ve silahlanmaya harcanan büyük bütçenin artık toplumun yararına harcanması gerektiğini söyleyenlerin susturulması gerekiyordu. Pentagon ve ABD savaş endüstrisi bunun için gerçekten çok ama çok çalıştı. “Her yerden düşman çıkabilir,” ve “Bilinemeyen tehlikelerle dolu bir gelecek bizi bekliyor,” gibi iddialarla dolu bir söylem geliştirildi. 11 Eylül 2001’deki saldırılar bu söylemin somut dayanağı olarak kullanıldı.

Ortadoğu sürekli savaş senaryosunun uygulanacağı yerlerden biri olarak seçildi. IŞİD vb. oluşumların ortaya çıkmasını sağlayanlar, bu oluşumları gerekçe göstererek daha fazla silah, daha fazla saldırı, daha fazla acı, daha fazla yıkım demek olan sürekli savaşı başlattılar. Büyük Ortadoğu Projesi uygulamaya konuldu.

Sürekli savaşı destekleyenler mantar gibi çoğaldı. AKP bunlardan biri olmaya hazırdı. Irak’ın işgalini büyük bir hevesle destekleyen, ortaya çıkacak ganimetten payını almak isteyenler Irak’a asker göndermek için hemen meclisten onay çıkarmaya çalıştılar. Sürekli savaşı ve ganimet heveslisi fetihçi zihniyeti reddeden kitleler alanlarda eylem yaparken, asker gönderme kararı mecliste takıldı.

Irak’ın işgalinde yer alamayan iktidar, sürekli savaş senaryosu Suriye’ye taşındığında artık kararlıydı. Daha en başından savaşın içerisinde yer almayı becerdi. İçeride ve dışarıda savaş siyasetini reddedenleri susturmak için gerekli olanı da biliyordu. 10 Ekim Katliamı tam da bu nedenle gerçekleşti.

Irak’ın işgal edildiğinde Türkiye’de toplum henüz yeterince kutuplaştırılmamıştı. Irak’ta ve Afganistan’da işgalcilerin yaptıklarının yer aldığı, gayet korkunç videolar çocukların ve gençlerin bulunduğu ortamlara pompalandı. Amaç, işgali sona erdirmek değil, “Batı İslam’a savaş açtı,” ana fikrini yayarak İslamcılığı güçlendirmekti. Yani işgalcileri destekleyen fetihçi iktidar, bu işgalleri kullanarak kendine destekçiler üretti.

Destekçi üretmek ve savaş siyasetini yutturmak kolay olmadığı için sürekli olarak yalanlar üretilmesi gerekiyordu. Üretilen yalanların başında, “mazlum Müslüman” geliyordu. Irak’ta insanların öldürülmesini, müslümanlar olsalar bile hiçbir zaman sorun etmeyen iktidar, lafa geldi mi mazlumdan yana olduğu yalanını yinelemekten hiç kaçınmadı.

Değiştirilmesi gereken ne kadar yanlış varsa, bunların tanrının işi olduğunu, doğuştan geldiğini söyleyip durdular. Kadınların ezilmesi fıtrattandı. Soma’da yüzlerce madencinin ölüme gönderilmesi fıtrat meselesiydi. Çocukların kendilerine dayatılan propagandaya inanması yine fıtrattandı. Erkeklerin kadınlara cinsel şiddet uygulaması, erkek egemenliği hep fıtrat meselesiydi.

Üretilen yalanlar arasında, bir de piramit yalanı vardı. Toplumun bir piramit olduğunu, tabanında geniş bir kitlenin, tepesinde ise bir avuç insanın olduğunu benimsetmek istediler. En tepede bir firavun, bir sultan, ya da başkan bulunması gerekiyordu. En altta yer alan o en güçsüz, en yoksul, en çok ezilenlerin sömürülmesi doğaldı. Aile bir piramitti. Okul bir piramitti. Bakanlık bir piramitti. Tarikat ille de bir piramitti.

Topluma bir piramit dayatanlar kendi çıkarları için yalan söylüyordu. Sürekli savaşı dünyaya dayatanlar da yalan söylüyordu. Dünyanın savaş ve yalanlar ile kasıp kavrulması hiç rastlantısal değil. İstenen tam da buydu: Her yerde düşman gören, korkan kitleler. Firavunlara, yani piramidin tepesindekine kurtarıcı gözü ile bakan kitleler.

Piramit bir yalan. “Mazlum Müslüman” da, fıtrat da öyle. “Millet için, din için, ümmet için savaş!” da bir yalan. “Bizi düşmanlar sardı. Kürtler kötü. Suriyeliler kötü. Her yerde terörist var!” söylemi de yalan. Piramit ve diğer yalanların hepsi eşitsizlik, adaletsizlik ve acının kabul ettirilmesi için üretildi. Piramitler görkemli olsalar da, aslında firavun mezarıydılar. Firavunlar ve yalanları yok oldu, piramitlere gömüldü.

Er ya da geç, diğer yalanlar ve yalan üreten rejimler de yok olacak. Barış ve umut kazanacak.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa