06 Haziran 2019 04:21

Şirin 3

Paylaş

A.Kadir Konuk’un  1992 Kasım’ında Şirin Cemgil ile yaptığı söyleşinin son bölümü (*)

Sinan’ın en belirgin özellikleri neydi?

“Karşısındakinin bütün sorununu kendi sorunu gibi algılıyordu. Bütünüyle bir şeyin içine girerdi. Bir işi yarım yamalak yapmasını hiç sevmiyordu. Seviyorsa, sevdalıysa vücudu, ruhu, duygularıyla severdi. Dostsa bütün yanıyla…Yüzüyorsa çok iyi bir şekilde yüzmek, tadını çıkarmak isterdi. İçtenlik dediğimiz olgu onda elle tutulur bir şekildeydi.Bütün bunları onun sevgilisi olarak abartmıyorum. Bazı insanlar belli ışıklar yayar. Sinan’dan yayılan ışık öyle etkiliydi. İçtenliği, neşesi, kızgınlığı elle tutulurdu, sevinci elle tutulurdu. Çok yönlü bir insandı. Yetenekliydi, çevikti, atikti, sevgililik sırasındaki ilişkileri ise harikuladeydi.”

Hiç kavga ettiniz mi onunla?

“Kavga etmedik. Hiç kavga etmedik. Sinan’da vurulduğum yanlardan biri de kadınlara takındığı tavırdı. Tanımadığı kadınlara yapılan hakaretlere bile dayanamaz hemen kavgaya girişirdi.”

Gerillaya katılmaya karar verdiği zaman aranızda herhangi bir tartışma oldu mu?

“Siyasi olarak daha önce de çok tartışmalarımız olmuştu. Gerilla sorunu daha sonra çıktı. O sırada ortalarda sadece konuşuluyor olmasına çok canı sıkılıyordu. Kendilerinin ‘Cezayir karıncaları’ olduklarını söylerdi. ‘Bir çukur var, o çukuru doldurmak gerekir’ diyordu. Leninist bir partinin oluşması ile ilgiliydi düşünceleri. Bence dağa çıkma olayı da bu konuda adım atma ile ilgiliydi. Bu konularda tartışma çıkmadı. Bir ara ‘Sevdiğim sen de mi herkes gibi macera olarak değerlendiriyorsun’ dedi, yok dedim, macera olarak değerlendirmiyorum. Hareket buralardan geçecek fakat buralardan başlamayacak. Sizler belki kahraman olacaksınız, sizi imha edecekler…”

Nurhak’ta vurulduğunu duyduğun zaman tepkin nasıl oldu?

“Tepkilerim… Beklediğim bir olaydı. İlk radyo haberlerinde duydum. Tek çaresi var acının, bu kavganın içinde olup gerekenleri yapmak. Bu konuda kafam açıktı. Diğerleriyle ayrılık noktalarımı çoktan çözmüştüm.İnsan o sırada gerçekten elinde silahla gidip dövüşmek istiyor. O mücadelede biraz bizi yalnız bırakıp gittiler duygusu da vardı.”

Sinan’ın öldürülmesinden sonra Şirin mücadeleden uzaklaştı, kendi yaşamını örgütlemeye girişti gibi bir takım sözler çıktı. Yıllar sonra görüyorum ki ak saçlı da olsa Şirin bir siyasi hareketin yöneticilerinden biri. Sen bu konularda ne diyorsun?

“Türkiye siyasi mücadelesinde ayakta kalmış kadınlar diye bir liste çıkarıldığında hareketi bırakmak bir yana dursun bunun adı bile edilemez benim için. Belli prensiplerden hiç ödün vermedim. O lafları edenlerin hemen hemen hepsi ise mücadeleyi zaten bıraktı. Gerekirse isim isim açıklamak da olanaklı.O sıralarda yer altında gibiydim. Açık etmek de gerekmiyordu. Prensipli davranıyordum. İçerideki herkesi de ziyaret ettim ve onlar da bunu çok iyi biliyorlar. Ama bazıları o sıralarda kendilerini dev aynalarında görüyorlardı. Onlardan değildim bu doğru, kim , ne olduğumu da tartışmıyordum zaten. Sonra da belli bir partinin içinde yer aldım.”

Şimdi içinde yer aldığın partinin bir de gerilla örgütlenmesi var. Bunu Nurhak’la birleştirebilir miyiz?

“Benzer, ama farklıdır. Benim belki de daha önce Sinan’la yaptığım konuşmada hareket buralardan başlamaz ama buralardan geçer dediğim örgüt meselesiyle ilgili tutumun doğru düzgün hale gelmiş olması diyebilirim. Teorik olarak da o zaman böyle düşünüyordum.”

Şirin’in politik yaşamı ne zaman başladı?

“Lisede iken 27 Mayıs’çıydık. Sonra üniversiteye geldiğimde ‘Kapitalist iktisat düzeninin tenkidi’ diye bir kitap okudum ve hayatım değişti. Çocukken babam eve gelip yine memleketlilerimizin malları satılmadı dediği zaman geceleri dua ediyor memleketlilerimizin mallarının satılması için Allaha yalvarıyordum. Üretimin içindeydim. Mal darlığını, el tezgahlarını tanıyordum. Buldanlıyım ve Buldan bir dokuma merkeziydi.Genç kızlığımda bağımsız, inisiyatif sahibi biriydim. Lisede yatılı okudum. Politikayla ilgileniyordum. TİP (Türkiye İşçi Partisi) içinde bir çok kişiyi tanıdım. Onlara bu işin oyla mı olacağını sanıyorsunuz diyor, eleştiriyordum. İlk katıldığım eylem işçilerle ilgili bir yürüyüştü. Kozlu’da polisler üç işçiyi öldürmüşlerdi ve onu protesto yürüyüşüne katılmıştım.”

THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) içinde yer aldın mı?

“Almadım. FKF gençlik teşkilatı kuruculuğu yaptım. TİP’e girdim. Sonra TİP’in sosyalist bir parti olmadığının ayırtına vardım. Ayrıldık. 12 Mart geldi. Doktorcu denilen grubun toparlanması içinde yer aldım. Vatan Partisi kurulduğunda reorganizasyon toplantılarına katıldım. Vatan partisi’nden ayrılıklar olunca Sosyalist Vatan Partisi kurucuları içinde yer aldım. Sonra da SVP’li olarak içeri düştüm. 12 Mart’ta beni İstanbul’da yakalayıp Ankara’ya götürmüşlerdi 12 Eylül’de ise Ankara’da yakalayıp İstanbul’a götürdüler.Daha sonra da yurt dışına parti kararıyla çıktım. Burada gördüğün gibi mücadeleye devam ediyorum.”

(*) Şirin Cemgil’in anı notları, oğulları Taylan Cemgil tarafından baskıya hazırlanarak, „Sinanca“ başlığı altında kitaplaştırıldı ve  Ayrıntı Yayınları tarafından 2015 yılında yayınlandı.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa