24 Mayıs 2019 23:20

Bir arpa boyu yol gitmek

Paylaş

Başlık Disney’in oyuncaklı yeni filmi “Aladdin” hakkında bu yazıda bahsi geçecek üç konu için de atıldı. İlki filmin yönetmeni Guy Ritchie, ikincisi Hollywood’un dönüp dönüp aynı hikayeleri anlatması ve üçüncüsü de Ortadoğu temsili hakkında bir arpa boyu yol gidememek.

“Ateşten Kalbe Akıldan Dumana” (1998) ve “Kapışma” (2000) ile sinemaya muhteşem bir giriş yapan. İngiliz sinemasının çok da iyi yaptığı ‘işi yüzüne gözüne bulaştıran suçlular’ konseptine modern bir yorum getiren Guy Ritchie, sonraları bu seviyeleri çıkamasa da adından söz ettirmeyi bildi. “RocknRolla” (2008) ve Sherlock Holmes serisi ile bildiği yolda ilerleyen yönetmen iki yıl önce “Kral Arthur: Kılıç Efsanesi” ile ağır eleştiriler almıştı ama yine de kendi sinemasında tutarlıydı. Yönetmen bu kez 1992 tarihli animasyon filmi “Aladdin”i aynı adla yeniden uyarlandığı yapımla karşımızda.

Filmde Guy Ritchie temposu var mı, var. Kovalamaca sahnelerinde deneyimini konuşturuyor mu, buna da evet. Ama bu film Hollywood’un memur yönetmenlerinden birisine verilse benzer bir iş ortaya çıkar mıydı? Buna da evet. Umalım ki Ritchie’nin bu filmle ilgili tek beklentisi ‘ekmek parası’ olsun.

Yeni “Aladdin” 1992 tarihli müzikli animasyonun (bu dalda Oscar ve Altın Küre ödülleri aldı) hikayesini aynen takip ediyor. Aladdin, Agrabah şehrinde maymunuyla birlikte kendi tabiriyle ‘hayatta kalmak için’ küçük çaplı hırsızlıklar yaparak yaşayan genç bir adamdır. Bir gün pazarda güzel bir kadınla karşılaşır. Muhafızların peşlerine düşmesiyle birlikte yaşadıkları macera iki genç insanı yakınlaştırır. Kimliğini gizleyen bu kadın tabii ki prenses Jasmine’dir. Öte yandan ülkenin sultanı, kızı Jasmine’i hayırlı bir prensle baş göz etmek isterken, kötü kalpli vezir Jafar iktidarı ele geçirmek için sinsi planlar kurmaktadır. Aladdin, Jafar ile işbirliği yapıp sihirli lambayı bulduğunda bütün hayatı değişecektir. Lambanın içinden çıkan cin ise oldukça eğlenceli ve hatta hisli bile sayılacak karaktere sahiptir.

Disney’in dönüp dolaşıp yıllar sonra aynı filmi tekrar çekmesi ticari olarak anlamlıdır belki ama insan yeni bir yorum da bekliyor. Hakkını yemeyelim. Bu film animasyondan farklı olarak kadın karakterlere biraz daha alan açıyor. Prenses Jasmine ve yardımcısı Dalia’nın da birer karaktere dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Hollywood’un Ortadoğu’ya bakışının sorunlu olduğu on yılardır bilinen bir gerçek. Terör yuvası, diktatörlükler beşiği olarak göstermediği durumlarda bir tür masalsı hava yüklemek, mistik özellikle atfetmek en tanıdık olanları. Bu bakımdan Hollywood’un Ortadoğu’yu anlatma klişelerine oryantalist demenin kendisi bile bir klişeye dönüşmüş durumda. Bu filmde ise genel temsilin karması söz konusu. Yani bir yanda eğlenceli bir masal, diğer yanda da diktatörlük heveslisi güç peşinde koşan, her yere savaş açmak isteyen amaçsızca kötü, zalim yöneticiler. Üzerine biraz Ortadoğu mistisizmi, yanına yöresine masal atmosferi, nasılsa Türkiye’den sonra Çin’e kadar herkes ‘Arap’ (!) olduğu için Arap- Hint karışımı dans figürleriyle tamamlanan bir menü bu. Ha bir de bu kez oyuncuların kökenine dikkat etmişler. Büyük bir kısmı Kuzey Afrika ve İran kökenli. Eh bu da bir gelişme.

Yine de hakkını verelim. Zaman zaman oldukça eğlenceli hale gelebiliyor “Aladdin”. Özellikle de cini canlandıran Will Smith’in performansıyla. Oyunculardan bahis açılmışken Mısır doğumlu oyuncu Mena Massoud’un Aladdin rolünde biraz tutuk göründüğünü söylemek gerek. Gerçi bunda Will Smith’in performansı da etkili olabilir. Zira film boyunca karşılıklı çok sahneleri var ve usta oyuncunun performansı Mena Massoud’u biraz gölgede bırakıyor. Jasmine’in canlandıran yeni dönemin yükselen kadın oyuncularından Naomi Scott ise oldukça iyi.

Madem öyle biz de bir klişeyle bitirelim: Hoşça vakit geçirmek isteyenler için...

ALADDIN

YÖNETMEN: Guy Ritchie
OYUNCULAR: Will Smith, Mena Massoud, Naomi Scott, Marwan Kenzari, Nadi Negahbah, Nasim Pedrad
YAPIM:  2019 ABD
SÜRE: 129 dk.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa