20 Mayıs 2019 23:10

Şirin 1

Paylaş

Şirin Cemgil’i ilk 1967 yılı sonbaharından hatırlıyorum. İstanbul’dan Ankara’ya yürüyorduk kasım ayında. İstanbul Teknik Üniversitesi Talebe Birliği öncülüğünde, eğitimde eşitlik ilkesine aykırı bulduğumuz özel okulların kapatılması idi talebimiz. İTÜ Talebe Birliği sosyalistlerin eline geçmişti bir yıl kadar önce. Hazan Yalçın gibi karizmatik bir başkanı vardı birliğin. Ertesi yıl başka karizmatik Öğrenci Lideri Harun Karadeniz seçilecekti İTÜ Talebe Birliği başkanı olarak. Biz İÜ İktisat Fakültesi Talebe Cemiyeti adına katılmıştık. Sosyalist Karıncalar grubu da İÜ İktisat Fakültesi Talebe Cemiyeti başkanı olarak seçilmişti. Robert Kolej Talebe Birliği başkanı olarak ise, Engin Akarlı’dan sonra Faruk Pekin başkan olarak seçilmişti. Yıldız Teknik’te ise Çetin Uygur Talebe Birliği başkanı olarak seçilecekti.

CHP yanlıları, TİP’in ilk toplantılarının yapıldığı MTTB’yi 1965 yılında “muhafazakar” gençliğe kaptırmıştı. Demirel, emniyet dernekler masasının operasyonu ile, ülkücü Ufuk Şehri’nin İÜ Talebe Birliği başkanı olmasını sağlamıştı. Yine bir düzmece kongre ile ikinci büyük federasyon TMTF’yi iki başlı hale getirip kapısını mühürlemişti.

1968 üniversite işgallerinden sonra yığınsal olarak üniversite öğrencileri sosyalistleri desteklemeye başlamıştı. Ayrıca bütün öğrencilerin katılımı ile fakültelerde birer öğrenci temsilcisi seçilmeye başlandı, yasal düzenleme henüz gerçekleşmediği halde, bunlar fakülte yönetim kurulu toplantılarına katılmaya başlamışlardı.

İÜ İktisat Fakültesinde Sıtkı Coşkun, İÜ Hukuk Fakültesinde Ertuğrul Günay talebe temsilcileri olarak seçilmişlerdi.

1968 eylülünde yapılan İÜ Öğrenci Birliği kongresini sosyalistlerin alacağı kesindi. Demirel hükümeti Ufuk Şehri yandaşlarına olay çıkarttırarak, kongreyi askıya aldırdı. Eğer İÜ seçimleri yapılabilseydi, bütün İstanbul üniversiteleri, 1968 işgalleri sırasında oluşturulan, Öğrenci Örgütleri Kurulunun kontrolüne girmiş olacaktı.

1960 travması nedeniyle Demirel yönetimi, yığınsal üniversite talebe birliklerini dağıtmak için her yola başvurdu. Ve İÜ talebe kongresine dayanışma amacıyla gelen Taylan Özgür, sokakta bir siyasi şube elemanı tarafından öldürüldü. Eleman hemen yurt dışına çıkarıldı.

Böylece MTTB, milliyetçi/ülkücü kampın merkezi haline gelirken ve bütün okullara ulaşabilirken; asıl öğrenci birliklerinin üst örgütü olan, aynı zamanda Avrupa üniversite öğrenci birlikleri ile program yürüten, yığınsal bir tabana dayanan TMTF dağıtılıyordu.

1968’e hazırlıksız yakalanmışlardı ama, 1969 yılı yazında Demirel Hükümetinin koruması altında komando kamplarında eğitilen ülkücü gençler 1969 sonbaharı ile birlikte, üniversitelerde saldırıya geçiyordu.

Bu süreçte ana sosyalist gençlik örgütü olan FKF/ Fikir Kulüpleri Federasyonu da 1969 yılında Dev-Genç’e dönüşüyor, faşizan saldırılar karşısında temel direniş örgütü konumunu kazanıyordu.

Evet, Şirin Cemgil’i ilk Ankara yürüyüşünden hatırlıyorum. Ankara yürüyüşünde İktisattan arkadaşım, Selahattin Okur daha matbaadan yeni çıkmış Regis Debray’ın “Devrimde Devrim” kitabını gösteriyor. Heyecanla karıştırmaya başlıyorduk. Toplum Yayınlarından çıkmıştı. Demek ki Che’nin Bolivya’da öldürülmesinden ve Debray’ın hapse konmasından tam bir ay sonra biz Ankara yollarına düşmüş ve kırsalla ilk buluşmamızı yaşıyorduk.

Ankara’daki öğrenci birlikleri bizi Ankara yakınlarında karşıladı, bir miting yapıldı. Şirin Cemgil’in o güzel sesi ile bize türkü söylediğini hatırlıyorum.

Daha sonra onunla 1968 eylülünde Ankara SBF ana salonunda Fakir Baykurt öncülüğündeki TÖS tarafından düzenlenen, Türkiye’nin her yanından gelen öğretmenler yanında, akademisyen dernekleri temsilcilerinin katıldığı Devrimci Eğitim Şûrasında SBF koridorlarından hatırlıyorum.

Biz ise Öğrenci Örgütleri Dayanışma Kurulu ve FKF delegasyonu olarak katılmıştık. Bizim ana metni ben kaleme almıştım. Şuranın ana sloganı “Eğitimde Devrim” idi. Benim hazırladığım metin ise şu slogan ile bitiyordu: “Eğitimde Devrim değil Devrim için Eğitim!” (Şimdi eğitimde devrimin daha büyük önem taşıdığını, devrim için eğitimin önünü açacağını düşünüyorum!)

Ve 1968 sonbaharında Ankara’da toplanan devrimci öğretmenler, 1968 yılında İstanbul ve Ankara’da oluşan mayayı tüm ülke coğrafyasına yayacaklardı. Ve bu maya 1971-72 yenilgisinden sonra pıtrak başı gibi ülkenin her yanında fışkıracaktı.

(Devam edecek)

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa