18 Mayıs 2019 23:52

Saçmalıksa saçmalık

Paylaş

Bugüne kadar yetenekleri keşfedilmemiş, bilgisi ve kültürü anlaşılamamış ülkemiz kadın ve erkeklerinden bireyler bir süredir seçtirilerek ya da atanarak, olmadı görevlendirilerek, daha olmadı kendiliğinden görev üstlenmelerine ses çıkartılmayarak önemlileştiriliyorlar. Önemlileştirilenler önemlileştirildikleri anda önemlileştirilmelerinin verdiği cesaret ve yarattığı heyecanla kendilerince acilen önemli buldukları konularda önemli açıklama, yorum ve eleştiri yapıyorlar; benim naçizane bilgi ve kültürüme sığınarak söylersem, saçmalıyorlar.

Önemlileştirme faaliyetinin siyasi çizgisinde saçmalamak toplumsallaştırılıyor, toplumsal yaşamda toplum bireylerini ikna etmeye yönelik muteber bir söylem tarzına dönüştürülüyor.

Ben ise bu önemlileştirilmişlerce ciddi öneme sahipmiş gibi sunulan saçmalıkların ne gibi sonuçlarla ne zaman sona ereceğini bizzat görmek, saçmalığın sona erdiği günleri anbean gözlemleyerek toplumsallaştırılmış saçmalığın çözülme sürecini yaşamak istiyorum.

Toplumsallaştırılmış saçmalığın çözülme sürecini yaşamak istiyorum da, yaşamın zamanla sınırlandırıldığını, sınırlı ömürlü olduğunu söyleyenlere inanırsak, bunu nasıl başaracağım?

Saçmalıkları bir başka saçmalıkla aşarak? Saçmalıksa saçmalık! Saçmalıklarıyla iktidar gücünü ebediyete taşımaya çalışan önemlileştirilmiş saçmalayıcıların karşısına kendi yaşamımı sonsuzlaştıran kendi saçmalamamla çıkarak!

Benimki nasıl bir saçmalık mı? İşte beni sonsuzluğun ötesine ulaştıracak saçmalığın bilimsel açıklamasındaki saçmalık; buyurun okuyun…

Saçmalığın toplumsallaştırılması fikriyatı üzerine kendimce çeşitlemeler yaparken doğum günüm geldi çattı: Seksen yaşındayım! Seksen; yani 80! Sır 80’de… Bu sırrı çözdüm. Sırrı çözmemde elbette saçmalığın toplumsallaştırılması sürecine katılmam etkili oldu.

Sekseninci yaş günü kutlanırken, a. ya geçmiş yılların yaşanmışlığı b. ya da gelecek yılların yaşanılması kutlanır. Yani iki olasılık vardır. Olasılık belli bir anda ve belli bir mekanda onu izleyecek hareketi belirleyen haldir. İki olasılık varsa iki de hareket söz konusudur. Öyle olunca:

8O ifadesini yaşımı belirten sayı olarak değil de bir yapısallığı şekillendiren sembol olarak kullanırsam iki olasılık ve bu olasılıklara denk düşen iki hareket fikri beni hiç düşünülmemiş bir düşünceye ulaştırabilir diye düşündüm. Birinci olasılık yaşanmış 8O’i kutlamak ise; geçmişi yaşanmışlığın ardına tekmeyi basma hareketiyle kutlarız. Öyle ise ilk olasılığa denk düşen ilk hareket sembol 8O’in ilk işareti 8’in ardına tekmeyi basmaktır. Ardına tekme basılınca 8 yana devrilir, biçim değiştirir ve   haline (sonsuzluk simgesi) dönüşür. İkinci olasılık gelecek yılları kutlamak ise; geleceği yaşamayı yaşanacak olanları çoğaltma hareketiyle kutlarız. Öyle ise ikinci olasılığa denk düşen ikinci hareket sembol 8O’in ikinci işareti O şeklini, şeklin rakamsal kullanımı 0’ın kendi yarı çapının karesiyle sabit çarpanının çarpılmış haliyle, yani kapladığı alanla çarpmaktır. Rakamsal kullanımındaki yarı çapının karesiyle sabit çarpanının çarpılmış haliyle çarpılan sembol işareti O biçim değiştirir ve 0’a dönüşür: O(0..r2)=0.

8O ifadesi, içerdiği iki olasılık göz önüne alınarak ve ifadenin her iki şekline (8 ve O) olasılıklara denk düşen hareket uygulanarak açıklandığında şu matematiksel denkleme ulaşırız: 8O=8.O= (0.π.r2)=0. Yani sonuç rakamsal ifadeyle 0, yazı ifadesiyle sıfırdır. Sıfırda zaman ve mekan yoktur. Zaman ve mekanın yokluğu sonsuzluktur. Bir yapısallık sembolü olarak 8O sonsuzluksa, benim yaşayacağım yıllar da sonsuzlukla açıklanır.

Yani, kısacası benim yaşayacağım yıllar olasılık ve hareket diyalektiğinin matematiksel denklem çözümünde sonsuzluğa erişiyor.

Böylece ben önemlileştirilmiş saçmalayıcıların saçmalıklarıyla bizleri nereye götüreceklerini kısa, orta ve uzun vadede anbean gözlemleyerek toplumsallaştırılmış saçmalığın çözülme sürecinde izleyebileceğim.

Onlar benim saçmalamam karşısında, başları avuçlarının arasında, şaşkın şaşkın bakadursunlar…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa