05 Mayıs 2019 04:00

Zerre: Bir insanın hem işçi hem de kadın olarak çilesi

Zerre: Bir insanın hem işçi hem de kadın olarak çilesi
PAZAR
Paylaş

Kimi zaman bu dünyada zerre kadar yerimiz olmadığı duygusuna, düşüncesine kapılırız ve çoğu kez yanımızdan geçip giden benzerlerimizi fark etmeyiz, onlara dikkat etmeyiz. İçinde bulunduğumuz aynı çarkın dişlilerinin hepimizi ezdiğini paramparça etmek, yutmak, yok etmek için çalıştığını göremeyiz. Tutunabilmek, var olabilmek için çırpınıp, koşuşturup dururuz. Oysa tutunabilmek kolaydır, önemli olan reddedebilmektir.

Hayatını zorlu mücadeleler içinde geçiren gösterişsiz, sessiz yaşamıyla bir başına koşuşturup duran, hayatta kalma mücadelesi veren sıradan, küçük insanların öyküsü çoğu zaman ya da yıllarca sinemada, sanat ürünlerinde de yer bulamaz.

Erdem Tepegöz’ün 2012 yapımı ilk filmi Zerre sıradan küçük insanın hem kadın, hem anne, hem işçi olarak zorlu öyküsünü, hayatta kalabilme mücadelesini sade ve sahici bir dille aktarmıştı bize. Filmi baştan sona tek başına omuzlayıp götüren Jale Arıkan’ın, filmin ana karakteri Zeynep suretinde perdeye yansıttığı küçük dünyaların insanı ezen büyük sorunları film boyunca hepimizi eziyor, içimizi acıtıyordu izlerken. İnsanları sarıp sarmalayacak bir iletişim ve dayanışma ağının olmayışının acısını hissediyoruz çarkın daha da kirlettiği, kötüleştirdiği insan suretlerini gördükçe.

Filmin kahramanı Zeynep, içindeki sessiz çığlığıyla her gün yanımızdan geçen ama görmediğimiz, duymadığımız, derdine ilaç olamadığımız insanlardan biri sadece. Koca kentte parasızlığın, işsizliğin, kötülüklerin içinde annesi ve hastalıklı kızıyla boyun eğmeden, dimdik ayakta durarak, direnerek yaşam mücadelesi veriyordur. Ev kirasını bile ödeyemeyen Zeynep eve yemeği de mahalledeki bir lokantanın yemek artıklarını götürerek sağlıyordur. Lokantada çalışan Remzi’yle iyi arkadaştır, bir tek onunla dayanışma içindedir. Zeynep’in hayali belediyede bir iş bulmaktır. İyi haber alabilmek için arkadaşına uğrar sık sık ve “Bir haber var mı?” diye sorar.

Zeynep’in çalıştığı tekstil atölyesinden zorla, şiddet uygulanarak kovulduğu sahnelerle başlıyor film. Sonrasında iş bulmanın zorluklarına, işsizlik sorununa odaklansa da bulunan işte yaşanan sıkıntılara, zorluklara, kadın olmanın zorluklarına da mercek tutuyor.

Zeynep günlerce kapı kapı dolaşıp iş bulamaz. İyice parasız ve çaresiz kalınca sıradan bir iş bulmanın bile zor olduğu kentte, organ ticaretiyle bağlantısı olan ev sahibi Kudret’in kira borcunu ödemesi için yaptığı baskılara, tacizlere dayanamayarak, şehir dışında bulduğu bir işi kabul eder... Kendisi gibi işsiz ve çaresiz kadınlarla şehir dışına, yeni işine doğru yola çıkar.

Bu kez de gittiği iş ortamında karşısına onu başka yollara sevk etmek isteyen, kadınlığından yararlanmak isteyen, taciz eden insanlar çıkar. Duruşundan ödün vermeyen ve sadece işini yapmak isteyen Zeynep, karşılaştığı kötü insanlar ve olaylar yüzünden işi bırakıp çaresiz tekrar İstanbul’a döner.

Apar topar İstanbul’a dönmesinin aynı zamana denk gelen asıl nedeni ise ev sahibinin yönlendirmesiyle kanını para karşılığında satan Zeynep’in, yokluğunda ev sahibinin evin kirasına karşılık kızından kan aldığını öğrenmesidir. Para sıkıntısından dolayı çaresiz kalıp organını ev sahibinin götürdüğü doktora satmaya karar verir. Hayat çok acımasızdır. Bir yanda kanını, organını satmak zorunda kalabilecek kadar yokluk içinde olan Zeynep’i görürüz, diğer yanda Zeynep’in durumuna aldırış etmeyen, ona ve başkalarına her türlü kötülüğü yapabilen kötücül insanları…

Yönetmen Erdem Tepegöz, Zerre de para kazanmanın, ev geçindirmenin, çocuğuna, annesine kendisine bakabilmenin bile böylesine zor olduğu hayatta ayakta kalabilmenin, var olabilme mücadelesinin yükünü, bir insanın işçi ve kadın olarak çilesini filmin kahramanı Zeynep üzerinden sahici ve sarsıcı biçimde anlatır bize. Zeynep de birçoğumuz gibi, birçok kadın gibi bu hayatta küçücük bir yere sahipken, büyük mücadeleler veren insanlardandır.

Film, bu hayattaki gerçek Zeynep’leri düşünmemizi ve aramızda dayanışma, iletişim sağlayamamış olmamızı, bunlardan dolayı suçluluk hissi yaşamamızı sağlıyor. Çünkü biz perdede Zeynep’in yaşadığı acıları, hikayeyi izliyor, bildiğimiz birçok şeye bir kez daha tanıklık ediyoruz ama gerçek Zeynep’ler bizim perdede izlediklerimizi, o acıları, çaresizlikleri iliklerine kadar yaşıyorlar.

Zerre belgesel gerçekçiliği ve yalınlığıyla, başarılı kurgusal yapısıyla izleyiciyi çekiyor. Gerçek işçilerin yer aldığı fabrika mekanları, yıkılan Tepebaşı’nın görselliği içinde Zeynep üzerinden yaşanan gündelik hayatın akışını, zorluklarını izliyoruz. Erdem Tepegöz’ün Tarlabaşı’da rastladığı bir kadının hikayesinden etkilenmesi ve bunu filme almasıyla oluşan film gerçek mekânlarda çekilmiş.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Erdem Tepegöz’ün, üstlendiği çok ödüllü film Zerre’de başlıca rollerde Jale Arıkan (Zeynep) Rüçhan Çalışkur (anne), Ergun Kuyucu (Ev sahibi Kudret), Özay Fecht (Seniha), Remzi Pamukçu (Remzi) yer alıyor. 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa