09 Nisan 2019 03:20

Kazanılmış seçim korunmadan, ‘tekrar seçim’ de kazanılamaz

Paylaş

Mahalle aralarında top oynanabildiği güzel zamanlardı. ‘Belalı’ denilen tiplerin lehine bir skor tutturulmadığı sürece asla bitmeyen maçlar bile derin bir özlemin konusu bugün. Akşamın karanlığında bile oynanmaya çalışılan, ‘belalı abi’nin dinmeyen kazanma iştahının aracı o maçlara kurban giden nice yemek vakitleri, evde yenilen nice fırçalar...  

Sıddık diye biri vardı mesela, taşra bir kentin taşra bir mahallesinde... Günahı söyleyenlerin boynuna, “Hırsız Sıddık” diye anılırdı mahallede. Onun olduğu maçlar tam belaydı. Sıddık ‘bitti’ demeden bitmez, “tamam gidebilirsiniz” demeden kimse gidemez... Bela değil, püsküllü bela! Kurtulmak için kendi kalenize gol atmak ya da beleşten goller yemek dışında bir yol bırakmayan ‘yağlı boya’ bir tip. 

Çok büyük ihtimal, yoksulluk ve zorunluluklarla kuşatılmış hayatını biraz kolaylaştırmak için ufak tefek ‘işler’ çevirmiştir Sıddık. Helal hoş olsun. Hayata yenik başlamanın acısını da o ‘yenmeyene kadar bitmeyen’ maçlarda diğer çocuklardan çıkarma kusuru da en azından anlaşılırdır. Anneler çocuklarını ‘hadi yemeğe’ diye çağırdıklarında Sıddık’ta iyice boy atan oynama iştahının nedeni de... Hem daha kazanamamıştır ve hem de diğer çocuklar yoksul da olsa (mercimek çorbalı, bol somunlu) akşam sofralarına otururlarken, onu bekleyen yalın bir açlıktır. Bugünden bakınca anlamamak ve hak vermemek mümkün mü? Başımızın gözümüzün üzerinde yeri vardır Sıddık abimizin. 

Peki 10 güne yakındır bizlere kan kusturan, (Şahsi not: İki damarı son anda stentle hayata teğellenmiş viran bir kalbin ağrısını, acısını, kaygısını bile unutturabilmiş) “dünya liderliği” ismiyle müsemma ama nihayet domates soğan kuyruklarıyla bizzat hayatın faş ettiği gerçek suretiyle girdiği seçim sonrası hemen seçim hırsızlığına çıkmış bir iktidarın şu şirret haline ne demeli? 

***

Seçim sonrası sonuçlara dair değerlendirmeler, analizler yapmak önemli elbette. Yapılıyor da zaten. Ama burası Türkiye! Bugün için seçim analizlerinden daha acil, daha öne çıkmış bir boyut var maalesef: Kazanılmış İstanbul seçiminin savunulması, korunması. Kazanılmış bir seçimin tanınmama olasılığı...

Bu yazı yazılırken geçersiz oyların yüzde 90’ı sayılmıştı. Aradaki farkın kapanma olasılığı görünmüyordu ama kimse ne olacağından, sürecin nereye evrileceğinden emin değildi. Sağdan sayılsın, hadi soldan da sayalım, hazır başlamışken bi daha saydıralım, bütün oyları sayalım da rahata erelim... İktidar mahfillerinin istekleri bitmiyor ama bu isteklerin sonunda şapkadan seçimin yenilenmesi çıkabileceği olasılığı hiç de yabana atılmamalı. 

***

Seçimin yenilenmesi bugün için zayıf bir olasılık olarak görülse de, ‘bu kadarı da olmaz’ denilse de, ‘Batı bunu kabul etmez’ beklentisi dillendirilse de, ‘AKP içinde bir kliğin yönlendirmesidir, kabul görmez’ diye fallar bakılsa da... bu dillendirildiği düşük profilde bile çok çok önemsenmeli ve hak ettiği yanıtı bulmalıdır. Saray iktidarının, İstanbul söz konusuysa eğer, böylesi bir seçeneğe uzak duracağı asla söylenemez. 25 yıllık bir rant ve talan ekonomisinin en belirgin sinir uçlarının yatağı durumundadır İstanbul. Buradan akıtılan milyarlar, kişisel ikballer dışında, ideolojik siyasi hegemonyanın finansını sağlamakta, ‘paralel’ ekonomik mekanizmanın en önemli girdisini oluşturmaktadır.

Seçimin yenilenmesi olasılığına dair şimdiden net bir yanıt verilmelidir. Bu seçeneğin asla kabul edilmeyeceğine dair net bir yanıt...

Kazanılmış bir seçimi savunamayıp ‘yeni seçimi’ kabul edecek bir muhalefet, yapılmamış bir seçimi nasıl kazanabilir ki? Üstelik o seçim asla aynı koşullarda yapılmayacaktır. “Girer, yeniden kazanırız” denilirse, olup bitenden bir şey anlaşılmamış demektir. Kazandığını alamayan kaybeder! 

Sadece CHP değil ama CHP başta, ‘tek adam-tek parti rejimi’ne itiraz ederek İstanbul seçimini kazanan bütün bir muhalefet ekseni için eşiktir bu. Direnme eşiği. 

İşi sürekli yokuşa sürerek hep itiraz eden ve kendi lehine bir sonuç çıkmadan seçim sonucunu kabullenmeme eğilimindeki iktidarın ‘yeniden seçim’ denklemine hiç bir suretle dahil olmamak, zaten kazandığını kaybetmemek gerekiyor. 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa