31 Mart 2019 03:30

Kolorektal kanser ve mısır şurubu: Bir tadlandırıcının acı etkileri

Kolorektal kanser ve mısır şurubu: Bir tadlandırıcının acı etkileri
PAZAR
Paylaş

Bugün dışarıdan aldığımız şeker içeren hazır gıdaların büyük bir çoğunluğunda yüksek fruktozlu mısır şurubu bulunmakta. Son 30-40 yılda dünyada değişen beslenme alışkanlıklarına, hazır gıdalara geçişe, paralel olarak ülkemizde de beslenme alışkanlıkları değişmekte. Tüm bu gelişmelere paralel olarak da, dünyanın pek çok ülkesindeki araştırmacılar beslenme-kanser ilişkisine dikkatleri çekmekte. Ancak beslenme ve kanser ilişkisini doğrudan ortaya koyan daha yaygın çalışmaların ve doğrudan kanıtların eksikliği, uzmanları zorlamakta. Çünkü fısıltı gazetesi, bir kısım doğru bilgileri duyursa da, bunların yanında bilimsel olmayan, dahası yanlış bir çok bilgiyi de topluma yaymakta maharetli. Tam da böyle bir zamanda ABD’deki Baylor College of Medicine’dan araştırmacıların Science dergisinde mart 2019’da yayımlanan çalışmaları oldukça aydınlatıcı oldu. Zira yüksek fruktozlu mısır şurubu ile beslenmenin kolokrektal kansere neden olacak mutasyona sahip fare modelinde tümör oluşumunu tetiklediğini, olası mekanizması ile birlikte gösterdiler.    Araştırmacılar öncelikle kolorektal kanserlerin yüzde 90’ından fazlasında görülen ve kanserin ortaya çıkışına neden olan bir gen değişimini (APC isimli bir genin silinmesi ile oluşan) farelere aktararak, bir erken dönem kolorektal kanser hayvan modeli oluşturdular. Bu hayvanları günde 12 ounce (yaklaşık 350 ml) yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren su ile beslediler ve obezite yaratmayacak şekilde bir rejim uyguladılar. Bu da günlük 1 teneke kutu şekerli içeceğe denk düşen bir miktar. Farelere verilen suyun mısır şurubu içeriği yüzde 25 ve mısır şurubunun içinde glikoz-fruktoz oranı ise 45.55 idi. Gerçi bu oranın yine de fare ve insan vücutları karşılaştırıldığında yüksek olduğunun altını çizmekte fayda var. Mısır şurubu içeren su ile beslenen APC geni silinen farelerin bağırsaklarında 3 mm’den büyük tümör sayısında artış görülürken, sadece su ile beslenen aynı genetik arka plana sahip farelerde çok daha az sayıda tümör oluştuğu gözlendi. Bu farelerin kanında ve bağırsaklarında fruktoz ve glikoz oranı da çok daha yüksek çıktı. Araştırmacılar bu gözlemin arkasında yatan mekanizmayı aydınlatmak üzere ek deneyler yaptılar ve kanser hücrelerinin mısır şurubunun içeriğinde bulunan fruktoz ve glikozu alıp metabolize ederek daha da hızlı geliştiklerini gösterdiler. Araştırmacılar fruktozun kanser hücreleri tarafından alınarak metabolize edilip yağ asitlerine çevrildiğini gösterdiler. Bu yağ asitlerinin ise yeni kanser hücrelerinin yapımında kullanıldığı ve bu şekilde tümör oluşum hızının arttığını düşündüler.  Araştırmacılar bu mekanizmayı gösterebilmek için fruktoz ve yağ metabolizmasında görev alan iki geni farelerde işlevsiz hale getirdiler ve bu sayede fareler bu maddeleri metabolize edemez hale geldiler. Mısır şurubu ile beslenen ve fruktozu metabolize eden ve yağ asitlerinin sentezinde rol alan enzimleri işlevsiz hale gelen fare gruplarında tümörlerin sayısında beklenildiği gibi aynı hızda artış gözlenmedi. 

Araştırma yüksek fruktozlu mısır şurubunun tümör oluşumunu hızlandırdığını gösterdi ve ilk defa kolorektal kanser ile beslenme ilişkisi arasında doğrudan bir bağlantıyı açığa çıkardı. Bu çalışmaların insana uyarlanması ve olası tedavilerin geliştirilmesi bir süre alacaktır. Araştırma beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek gerekliliğini de ortaya koymakta. Ancak siz yine de kitle iletişim araçlarını kaplayan hem hazır gıda tekellerine, hem de insanların gıda konusundaki hassasiyetlerini duygusal ve parasal olarak sömüren unvanlı-unvansız doğal gıda, nebatat şarlatanlarına dikkat edin.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa