29 Mart 2019 23:50

Kelimelerin gücü

Paylaş

Dünyanın en meşhur kitaplarından birisi Oxford İngilizce Sözlüğü kuşkusuz. İlk cildinin yayımlandığı 1884 ile 10. cildinin yayımlandığı 1928 arasında 40 yıldan uzun bir emeğin ürünü olan sözlük, sonraki yıllarda da geliştirilerek büyüdü. Bugün 350 binden fazla sözcük içeriğiyle en kapsamlı İngilizce sözlük olarak biliniyor.

Bu hafta gösterime giren “Deli ve Dahi” Sözlüğün Yaratıcısı James Murray ile en büyük katkı sağlayanlardan Dr. W. C. Minor arasındaki ilişkiye odaklanırken, arka planla da yürütülen çalışmayı anlatıyor. Bu isimleri kesiştiği birkaç sahne dışında ikili bir anlatı inşa eden film hikayesiyle çarpıcı ama sinemasıyla beklenen etkiyi yapmaktan uzak bir yapım. Oxford’un anlı şanlı hocalarının defalarca giriştiği ancak altından kalkamadığı bir İngilizce sözlük hazırlama projesi dönüp dolaşıp kendisini geliştirmiş, alt sınıflardan gelen bir İskoç olan James Murray’e emanet ediliyor. Oxford’un kibirli soylularını, çokbilmiş hocalarını şaşırtacak bir dil birikimine sahip olan Murray, dar bir ekiple işin başına geçtiğinde parlak bir fikir atıyor ortaya. İngilizce konuşan herkese günlük dilde kullandıkları, kitaplarda, gazetelerde karşılarına çıkan kelimeleri ve gördükleri kaynakları kendilerine bildirmeleri çağrısı yapılıyor. Bu halktan büyük destek görüyor ve binlerce posta yağıyor Murray’ın ofisine. Ancak, dar bir ekiple bu işi kotarmak ve vaktinde yetiştirmek oldukça zor. Üstelik dönemin büyük emperyal gücü olan ülkenin ‘kudretli’ üniversitesinin mütevelli heyeti de hem ‘eğitimsiz, alt sınıftan’ bu adama güvenmiyor hem de çalışmayı bir an önce nakde çevirmek istiyor. Bu hikayeye paralel olarak ABD ordusunda askeri hekim olarak görev yaptığı sırada bir asker kaçağını cezalandırmak zorunda kalan ve sonrasında psikolojisi tamamen bozulan Dr. Minor’u takip ediyoruz.

İngiltere’ye gelen Minor, ağır sanrılar gördüğü bir gece altı çocuk sahibi bir adamı öldürüyor. Mahkeme deliliği nedeniyle beraat etmesine karar verse de akıl hastanesine kapatılıyor. Bir yandan öldürdüğü adamın dul eşi ile kurduğu bağlantı sayesinde kendini iyileştireceğini sanan Minor, diğer yandan da Murray’ın çağrısına cevap veriyor ve sözlüğün yaratılmasında en büyük katkıyı sunan insan olarak kayıtlara geçiyor.

Simon Winchester’in kitabından uyarlanan filmin yönetmen koltuğundaki Farhad Safinia, ilk olarak Mel Gibson’ın “Apokalipto” filminin senaristi olarak çıkmıştı karşımıza. Daha sonra bir dönemin gözde dizilerinden “Boss”un yaratıcısı olarak gördük kendisini. Uzun yıllar sonra bu kez hem senarist hem de yönetmen olarak “Deli ve Dahi” ile karşımızda. Belli ki Mel Gibson ile 13 yıl önce başlayan iş birliğini bu filme de taşımak istemiş ve Murray rolü için onu uygun görmüş. Safinia, bu tür biyografik filmlerin yaşadığı sıkıntıların büyük bir kısmının altından ustaca kalkmış görünüyor bir yandan. Birbirlerinden çok farklı gibi görünen ama kaderin bir cilvesi olarak aynı amaçta buluşan bu iki adamın hayatlarının belirli bir bölümüne bakmayı tercih ediyor. Bir yandan Murray’ın ailesi ve okul yönetimiyle gerilimleri ve hayalini kurduğu işi bitirme çabalarını diğer yandan da Minor’un öldürdüğü adamın eşi Eliza ile ilişkisi ve akıl sağlığıyla ilgili sorunları eş zamanlı olarak görüyoruz. Filmin bu ikili anlatısında odak noktası Murray ve sözlük gibi görünse de hem Minor’un hikayesinin katmanlı yapısı hem de Sean Penn’in gösterişli oyunu bunu gölgeliyor. Yönetmenin belki kağıt üstünde kurduğu bu denge görüntüye aktarılınca işlemiyor sanki. Bunda Gibson’un donuk oyunculuğu ile Penn’in görkemi arasındaki farkın da etkisi olduğu muhakkak. Öte yandan İngiliz egemenlerinin (üniversite dahil) dil gibi evrensel bir meseleyi bile egemenliklerini güçlendirmelerinin bir aracı haline dönüştürme çabalarını, savaşın yarattığı yıkımı da hikayenin arka fonunda görmek mümkün.

Ancak Murray ile Minor’un kaderini ve kişiliklerini farklı iki boyuttan hareket ederek birleştirme çabaları filmin sıkıntılı noktasını oluşturuyor. Sözlük, Murray’ın hayatının anlamı olurken (Ki on yıllarca çalışıyor bunun üzerinde) Minor için beyninin karmakarışık evreninde küçük bir detay sadece. O sözcük için çalışarak kendisini tedavi edeceğini uman, aynı zamanda Eliza ile gelişen ilişkisini de bunun bir parçası haline getirmeye çalışan ama nihayetinde ‘akıl oyunları’na yenilmekten kurtulamayan bir adam.

“Deli ve Dahi”, ikilinin dil üzerine yaptıkları küçük oyunlarla şenlense de aralarındaki ilişkinin gücünü sözcüklerin ötesine taşıyıp ‘his’ olarak ulaştıramıyor seyirciye. Bir yanıyla dünyaya en büyük sözlüklerden birisini armağan eden ‘dahi’ ve bu sözlüğe çok büyük katkı sunan ama onun dışında da hayatı ilgiye değer olan ‘deli’nin merak uyandırıcı hikayesini izlenilir kılıyor film. Diğer yandan Farhad Safinia bu ilk yönetmenlik işinde çarpıcı bir görsel dünya inşa etme konusunda sınıfta kalıyor.

DELİ VE DAHİ
ORİJİNAL ADI:
The Professor And The Madman
YÖNETMEN: Farhad Safinia’nın
OYUNCULAR: Mel Gibson, Sean Penn, Natalie Dormer, Ioan Grffudd, Jennifer Ehle, Aidan McArdle
YAPIM: 2019 ABD 
SÜRE: 124 dk.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa