19 Mart 2019 23:40

AKP tabanında sorgulamanın yoğun olduğu bir seçim

Paylaş

Seçimlere 10 gün kaldı. Bir yanda, iktidarın ‘beka’, ‘terör’ gibi söylemlerle seçim gündemini belirleyip, rakiplerini kriminalize ederek ipi önde göğüslemeyi kurduğu seçim stratejisi, diğer yanda da ülkenin her yerinde hayat pahalılığına dair şikayetlerin sıkça dillendirildiği bir tablo.

Evrensel olarak bugüne kadarki seçimlerde, olabildiğince sokağın, fabrikaların, kahvelerin, evlerin nabzını tutmaya özen gösterdik. Ortaya koyduğumuz sonuçların, bazı farklılıklarla birlikte seçim sonuçlarıyla büyük ölçüde örtüştüğünü söyleyebiliriz.

Peki 31 Mart 2019 yerel seçimlerine giderken tablo nasıl gözüküyor?

Bu sorunun yanıtlarını, haberlerimizden yola çıkarak anlamaya çalışırken, tek tek adayların çalışmalarının takibinden çok, halkın, işçilerinin nabzını tutmaya çalıştığımız haber ve izlenimlerin, soğukkanlı bir okuma açısından daha sağlıklı bir referans noktası oluşturacağı açık. Bu nedenle, bu yazıda da, ağırlıklı bu haberler referans alınacak.

Gazetemizde önceki gün yayımlanan, Bursa’daki çeşitli fabrikalardan metal işçilerinin görüşlerini içeren arkadaşlarımız Muzaffer Öztürk ve Hakkı Tali’nin haberinde, Erdoğan ve Bahçeli’nin dilinden düşürmediği “beka sorunu”na rağmen, daha önce AKP’ye oy vermiş işçilerin ‘Herkes tencereye bakıyor’ dediğini görüyoruz. Bu tür söylemlerin, dikkatleri kriz ve EYT (emeklilikte yaşa takılanlar) gibi sorunlara uzak tutmak için öne çıkarıldığı görüşünün işçiler arasında sıkça dile getirildiği belirtilirken, AKP’ye oy vermiş bu seçimde CHP’ye oy vereceğini söyleyen Bosch’tan bir işçi ise şöyle diyor: “Öcalan radyo istedi ben ona televizyon verdim diyen de kendisi, şimdi HDP terörist diyor. Yani adam sadece oyunu HDP’ye verdiği için terörist mi olacak, böyle şey mi olur!”

Haberden bir bölüm de şöyle: “Kurulduğundan bu yana AKP’nin mahalle ve gençlik teşkilatlarında çalışmış bir Bosch işçisi, çevresindeki arkadaşlarının çoğunluğunun ‘Diş göstermek gerekir’, ‘Ders alsınlar bu kez’ dediğini söylüyor.”

16 Mart Cumartesi günü yayımladığımız Ankara ekimizde yer alan Gökhan Çelik’in, “Geçim derdi Sincan işçisinin ortak noktası” başlığını taşıyan izleniminde ise şu ifadelere yer veriliyordu: “Sincanlı işçilerin büyük çoğunluğunda Sincan’da seçimi AKP’nin kazanacağı fikri hakim. Ancak Ankara Büyükşehir Belediyesini AKP’nin kazanamayacağını düşünüyorlar. Bununla birlikte genel seçim olsa AKP’ye oy vermeyi düşündüğünü ancak yerel seçimlerde kaybetmesi için çalıştığını söyleyen bir kesim de var. Ancak geçim derdinin vermiş olduğu rahatsızlık hepsinin ortak noktası.” Aynı izlenim yazısında, AKP’ye oy veren işçilerde “Bu seçimde kulağını bükelim, halkı bir hatırlasınlar” eğiliminin de dikkat çektiği ifade ediliyordu.

Benzer ifadeleri İstanbul’dan Kayseri’ye kadar, daha önce AKP’ye oy vermiş olan işçilerden, esnaflardan ve başka bazı kesimlerden duyuyoruz.

Seçim tablosu genel olarak değerlendirildiğinde, kayyım atanan belediyelerini HDP’nin çok büyük oranda geri alacağını, bölge illerinin bazılarında HDP’nin oylarında, bazılarında, yapılan oy kaydırmaları ve başka bazı nedenlerle de AKP’nin oylarında bir yükseliş olabileceğini tahmin etmek mümkün.

Bunun dışında ve yazının odaklandığı temel nokta olarak AKP tabanındaki sorgulama eğilimi açısından ise şu saptamaları yapmak mümkün gözüküyor:

- İktidar ‘beka’, ‘terör’ gibi argümanlarla seçim sürecini şekillendirmeye çalışsa da, ekonominin geldiği hal, hayat pahalılığı gibi nedenler, bu argümanların etkisini öncesine göre zayıflatıyor. Ancak buna rağmen, bu argümanların hiç işlemediğini öne sürmek de fazlasıyla subjektivizm olur.

- AKP tabanında, ekonomik sorunlar yanında, iktidar sözcülerinin söylem ve tutumlarında yansıyan ‘güç zehirlenmesi’ biçiminde ifade edilecek göstergelerin de sorgulandığını görüyoruz. AKP tabanının belli bir kesimi, “Tanzim kuyruklarının sorumlusu CHP” diyecek kadar AKP’nin yukarıdan kurduğu söylemlere bağlı kalırken, belli bir kesim de bu tavırlardan yakınıyor.

- AKP tabanında sorgulama yaşayanlar içinde Millet İttifakının adaylarına, HDP’nin adaylarına ya da kimi yerlerde bağımsız adaylara oy vereceğini söyleyenler olsa da, bunların genel tabloyu güçlü bir biçimde etkileyebilecek oranda olduğu söylenemez.

- AKP tabanındaki sorgulamanın önemli kesim tarafından ‘bizimkiler’ biçiminde ifade ediliyor olması, bunun henüz ciddi bir kesim için bir kopuş olarak tanımlanamayacağını gösteriyor.

- Sonuç olarak, bu seçimlerin AKP tabanında yoğun bir sorgulamanın yaşandığı, en azından belli bir kesim tarafından ‘Ders verme’ söyleminin de ifade edildiği bir seçim olduğunu söyleyebiliriz. Son on günün dengelerinin bunu nasıl etkileyeceğini ve bu sorgulamanın sandıkta nasıl sonuçlanacağını da 31 Mart’ta göreceğiz.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa