27 Ocak 2019 04:17

Ana muhalefet liderliği

Paylaş

Biri bir ülkede kendini devlet başkanı ilan etmiş.

Ülkede onu destekleyenler ile seçilmiş mevcut devlet başkanını destekleyenler ikiye bölünmüşler, şimdilik kitle gösterileriyle idare ediyorlar.

Başka ülkelerde de aynı şekilde, kendini başkan ilan edenin ülkesindeki kendini başkan ilan edeni destekleyenler ile o ülkenin seçilmiş mevcut devlet başkanını destekleyenler ikiye bölünmüşler, şimdilik desteklediklerine destek açıklamalarıyla idare ediyorlar.

İkiye bölünmüşlerin her bir bölünmüş tarafı bölünmüşlüklerindeki haklılığı faşizm-diktatörlük-emperyalizm söylemlerine referansla kanıtlamaya çalışıyor. Kendini devlet başkanı ilan edeni destekleyenler kendilerinin değil de seçilmiş mevcut devlet başkanının yanında yer alanları faşizmin, diktatörlüğün yandaşları olarak suçluyorlar. Seçilmiş mevcut devlet başkanını destekleyenler ise kendini devlet başkanı ilan edenin yanında yer alanları ABD emperyalizminin yardakçıları etiketi altında gruplandırarak itham ediyorlar.

Ben ne yapacağımı düşünüyorum; faşizm ve emperyalizme ilişkin anlatımları, örneğin ‘emperyalizm tekelci kapitalizmin en üst aşamasıdır’ formülünü ele alıyorum ama bunlardan sonuca ulaşamıyorum. Ulaşamıyorum, çünkü o ülkeyi Küba’dan dönerken aktarma yapan uçakta beklerken havaalanıyla tanımıştım, o kadar. Gençliğimde, o ülkenin siyasi mücadelelerinden sol hareketleri heyecanlandıran, ışığında örgütlenilen anti-emperyalist mücadele çizgisiyle de karşılaşmamıştım. O ülkenin ne siyasi, ne toplumsal, ne ekonomik, ne bir karara varmamı sağlayacak bilgi edinebileceğim entelektüel geçmişinden ve birikiminden haberdarım. Yani fikir sahibi olup bir karar veremedim.

Ama, o ülkede kendini devlet başkanı ilan edenle seçilmiş devlet başkanı arasında hangisinin yanında yer alacağımı ya da hiçbir yanda yer almadan nasıl bir mücadele sürdürülmesini önereceğimi düşünürken, birden aklıma cin fikir geldi: Ben de kendimi bir şey ilan etsem!

Kendimi devlet başkanı ilan etsem, olmaz kopya çekmiş sayılırım; ayrıca eşim bazı çağdaş sanatçıların eserlerini değerlendirirken “has been done before’ diye küçümseyerek yaptığı eleştirileri bana yöneltir. Üstelik kendini devlet başkanı ilan etmek de suç olur.

Ben de, sıkı durun, kimsenin aklına gelmeyecek bir mücadele yolunu benimsedim ve…kendimi ana muhalefet lideri ilan ettim. Böylece siyasi mücadeledeki uzun süredir boş bırakılmış bir alanı dolduracağım ve ‘demokrasi lezzetinin tadıldığı’ iktidar-muhalefet arasındaki çekişmeyi, yarışmayı, ne derseniz deyin itiş kakışı, silahların eşitliği ilkesi temelinde yeniden külleri üzerinde dirilteceğim. Nedir bu muhalefetsizlik durumu böyle?

Önce muhalefet programımın ana çizgisini söyleyeyim: ‘Bu ülkenin ezilen, sömürülen, üç kuruşluk asgari ücret artırımı çok görülen, emekli olacağına ölmesi yeğlenen, toplumsal yaşamda sözü geçmeyen insanlarına  geçmişte yaşaması gerekirken yaşayamadığı özgürlüğü, yarının olası refah ortamının verilerini ve teknolojik olanaklarını da şimdiden tasarlayarak ve örgütleyerekgünümüzde yaşatmak!...’

 

Bu program anlamsız, sıradan, heyecansız, ilkel, ne önerdiği anlaşılmaz gelebilir; fark etmez. ‘Adalet yürüyüşü’ dendi, ne dendiği, ne kastedildiği, ne amaçlandığı anlaşıldı mı? Hayır! Ama on binler bu yürüyüşe katıldı, öyle değil mi? Sonuç? Hiç…

Ben ise ana muhalefet lideri olarak, örneğin adalet konusunda daha somut bir girişimi örgütlemeyi önerebilirim. On binlerle ifade edilen sayıda kişi şu ya da bu gerekçeyle ama siyasi nedenlerle yargılanıyor. Yargılananların önemli kısmı da tutuklu. Herkeste oluşan ortak kanaat şu: Hukuk bitti, savunma ne olursa olsun, önceden belirlenmiş kararlar veriliyor. Sanık konuşmasına izin verilse de yargıçlar dinlemiyorlar, duruşmada sanığı avukatıyla yan yana bile oturtmuyorlar, yargıç avukatı senli hitabetle susturuyor, duruşmadan çıkarttırıyor, vs. vs. Madem öyle, yani madem adalet yok, öyle ise neden bir yandan olmayanın manevi varlığı adına yürüyüş yapıyoruz, öte yandan olmayanın olmadığını tarihe not düşmek amacıyla olmayanın olması gereken mekanları doldurmaya çalışıyoruz? Uğruna yürüyüş yaptığımız adaletin olmadığını söylediğimiz mekanlara tarihe not düşmek için bile olsa ne sanık, ne savunman, ne izleyici sıfatıyla ayak basmasak da, bıraksak o mekanlarda, iddia neyse söylensin, bu iddiaya dayalı olarak önceden verildiği düşünülen kararlar neyse açıklansın; o mekanlara gitmemekle tarihe düşülecek not, o mekanlara gidip savunmada söylenenlerle düşülecek notlardan daha fazla etkileyecektir tarihin bugünkü halini. Tarihin bu günkü hali bir kez etkilenmeye görsün; tarihin bu günkü hali tarihin bu tarihindeki adaletsizliğin not defteri olmaktan çıkar, tarihin bu anını belirleyen yüz binlerin yorumunu kaydeder.

Bu nasıl mı gerçekleşecek? Önce benim kendimi ana muhalefet lideri ilân etmemi destekleyin, ana muhalefet gücü korkaklığı, uyuşukluğu, ne yapacağını bilmezliği, utangaç desteklemeyi yenebilecek ellere geçsin, o zaman toplumsal muhalefetin rüzgarını estirecek yola birlikte koyuluruz.

Kendimi ana muhalefet lideri ilan ettim. Var mı destekleyen, desteğini açıklayan?..

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...