23 Ocak 2019 05:00

‘İş cinayetleri ülkesi’nde Sedat’ın çağrısını unutmayalım!

Paylaş

16 Ocak günü İstanbul’da trafo bakımı sırasında yaşanan patlamada ağır yaralanan ve 20 Ocak’ta hayatını kaybeden Sedat Yeşilköy;

■ Deneyimli bir elektrik işçisi,
■ İşçi sınıfı davasının içinde yer alan mücadeleci bir işçi,
■ İşçi sınıfı mücadelesine gönül vermekle de kalmamış yaşamını bu mücadeleye adamış, işçi sınıfı davasının, sömürüsüz ve savaşsız bir dünya idealinin kararlı mücadelecisi,
■ Sözün kısası, Emek Partisinin üyesi bir işçidir!

Onun nasıl bir işçi, nasıl bir devrim mücadelecisi olduğunu tanıyanlar biliyor. Tanımayanlar da, gazetemizde günlerdir yazılanlardan Sedat’ı tanır oluyorlar.  

Görüyoruz ki, Sedat bu dünyadan öylesine gelip geçenlerden değil. “Ben de bu dünyada yaşadım” dercesine yaşadıklarıyla, yaptıklarıyla iz bırakanlardan.

Onun içindir ki, onu tanıyan herkes onun için bir şeyler söylemeye ihtiyaç duyuyor, onun bıraktığı izin tanıklığını yapıyor.

BU SÖZÜ UNUTMAMALI, UNUTTURMAMALIYIZ

Nitekim onun, “Örgütlenmezsek iş cinayeti gelir bizi vurur” sözü önceki gün gazetemizin manşeti oldu.

Ve bundan böyle bu iş cinayetleri ülkesinde ve her iş cinayeti sonrasında Sedat’ın bu sözü; işçi sınıfı davasının tarafında yer alacak her işçinin, her gerçek sendikacının boğazına takılacak ve onlara sorumluluğunu bir kez daha anımsatacak.

Çünkü, eğer işçiler sınıf olarak örgütlenemezlerse; kapitalistlerin kâr hırsı uğruna sadece terlerini değil, kanlarını da akıtmaya, canlarını da vermeye devam edecekler!

Ve işçi sınıfı mücadelesinin ön cephesinde yer alanlar, her kan aktığında, her can gittiğinde, Sedat’ın “Örgütlenmezsek iş cinayeti gelir bizi vurur” sözünün ne kadar haklı olduğunu yeniden yeniden anımsayacaklar.

Nitekim sadece 2018 yılı içinde bu ülkede en az 1923 işçi iş cinayetlerine kurban gitti!

Yani ortalama günde 5.3 işçi!

Bunlar İSİG Meclisinin belirleyebildikleri. Çünkü, devletin istatistik kurumu TÜİK bu konuyla ilgilenmiyor.

İŞÇİNİN İNSAN, İŞÇİ SINIFININ SINIF OLMA DAVASI

2018 yılında en az 1923 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Ama bu 1923 kişinin katline neden olan (daha çok kâr uğruna) patronlar yargıdan hep kaçırılmış, patron temsilcilerinden birisi bile tutuklanmamıştır!

301 işçinin toplu olarak katledilmesinin davası olan Soma davasının geldiği yer de bu ülkede işçi hayatının bir değerinin olmadığının apaçık göstergesidir.

Oysa işçi sınıfının mücadele tarihi bize gösteriyor ki, işçinin sağlığı, daha da ileri giderek hayatının korunması amaçlı talepler; işçinin bir makine paçası değil insan olduğunu, işçi sınıfının bir kuru kalabalık olmaktan çıkıp bir sınıf olduğunu patronlara kabul ettirme davasının en önde gelen talepleridir.

Bu yüzden de işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin talepler işçi sınıfının ücret ya da sosyal haklarının bile önünde yer alması gereken taleplerdir.

Ne yazık ki bu talepler, TİS masasında hiç tartışılmadan geçen talepler arasındadır. Çünkü patronlar, bu taleplerin nasıl olsa uygulamayacağını, sendikacılar da işçilerin bu konuda kendilerine bir şey sormayacaklarını bildikleri için bu istemleri umursamazlar!

2019 TİS’LERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ TALEBİ ÖNE ÇIKMALI

Sendikacılar, hemen hiç bir cenazeyi kaçırmazlar. Çünkü onlar için cenaze, bir “hakla ilişkiler” vesilesidir. Ama iş cinayetlerine kurban giden işçilerin cenazelerinde sendikacıları görmek pek kolay değildir. Sorsanız, gerekçeleri de hazırdır: “Allah rahmet eylesin ama o işçi bizim üyemiz değil!”

Ama işçinin “iş güvenliği”, sendikal bir hak değil bir sınıf hakkıdır. Bu yüzden de bu zihniyet sendikalarda egemen oldukça elbette işçiler sendikayı kendi evleri gibi görmeyecektir.

Son günlerde gazetemizde gündeme gelen tartışmalardan da anlıyoruz ki, TİS’lerde “işçi sağlığı ve iş güvenliği”ne ilişkin taleplerin öne çıkarılması işçilerin yaşamlarının korunması bakımından da çok önemlidir.

2019 yılının bir TİS yılı olacağı dikkate alındığında, TİS taslaklarında işçi sağlığı ve iş güvenliği taleplerinin öne çıkarılması; sadece iş cinayetlerine kurban giden işçilerin anısına bir saygı değil, daha da önemlisi bütün diğer hakların anlam kazanmasının şartı olan yaşayan işçilerin can güvenliği için de önemlidir. Çünkü ülkemizde “İş güvenliği can güvenliği ile özdeşleşmiş”tir artık.

Bu yüzden Sedat’ın manşete çıkan, “Örgütlenmezsek iş cinayeti gelir bizi vurur” sözü sınıflar mücadelesi kadar, sendikaların sınıf örgüt olması için de bir ölçütü ifade etmektedir ve unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa