23 Ocak 2019 04:40

Tehlikedeki avukatlar

Paylaş

Yarın, saat 16.00’da, Tehlikedeki Avukatlar Günü’nde, İstanbul Barosu, avukatları Galatasaray Meydanı’nda toplanmaya çağırdı.

Avrupa Demokrat Avukatlar Birliği (AED), Dünyada İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Avukatlar Birliği (ELDH) ile Avrupa Barosu İnsan Hakları Enstitüsü (İDHAE), bu yılki 24 Ocak Tehlikedeki Avukatlar Günü’nü Türkiye’deki avukatlara ithaf etti.

ELDH’nin konuyla ilgili raporunda da Türkiye’de tutuklanan veya yargılanan avukatlara yer verildi.

Türkiye, tutuklu ve hükümlü avukat sayısı bakımından dünyada birinci sırada.

Ülkemizde iktidarlar avukatlardan her zaman rahatsız oldu. Güya adil bir yargılama sistemi vardı ülkemizde ve savunma (Savunmanın en önemli unsuru avukatlar) özgürdü. Fakat bütün gerici iktidarlar gibi ülkemizdeki iktidarlar da göstermelik bir savunma, hakime (dolayısıyla iktidara tabii ) bir savunma ve savunma mesleği istiyorlardı. Hakimlere “Aman efendim, siz bilirsiniz efendim” diyecek avukatlara ayrıcalık vaat ediyorlardı. Devletin “kırmızı çizgileri” avukatların da kırmızı çizmeleri olmalıydı. Avukat açısından devletin ali menfaatleri her şeyden önce gelmeli, bu durumda gerekirse avukat müvekkilini de satmalıydı. Türkiye’de avukatlık mesleği en eski mesleklerden biriydi ve Türkiye baroları dünyanın en eski barolarındandı.

Fakat, avukatlar çoğu zaman iktidarları hayal kırıklığına uğrattı. Sayısı hiç de az olmayan bir grup avukat, savunmanın bağımsız olması gerektiğine, halkın savunma hakkının demokratikleşmenin en önemli unsurlarından biri olduğuna her dönem gerçekten inanıyor ve savunma mesleğini sadece karnını doyurmak için bir iş olarak değil aynı zamanda demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak ele alıyordu.

İktidarlar avukatları bu yüzden pek sevmiyorlardı. Özellikle sıkıyönetim ve olağanüstü yönetim dönemlerinde avukatlar iktidarlar için gül bahçesinin dikenleriydi.

Sıkıyönetim mahkemelerinde, DGM’lerde, özel ağır ceza mahkemelerinde avukatlar da yargılandı bu dönemlerde. Cezaevi kapılarında, adliye karakollarında dövüldüler. Hatta, tutuklandılar, cezalandırıldılar, mesleklerinden men edildiler.

24 Ocak 1977’de Madrid’de halkın haklarını tavizsizce savundukları için dört avukat faşistlerce katledildi.  “Atocha Katliamı” diye anıldı bu olay. Uluslararası avukat örgütlerince her 24 Ocak’ta anma düzenleniyor ve avukatların zorda olduğu ülkelere dikkat çekilmeye çalışılıyor. O gün “Tehlikedeki Avukatlar Günü” diye adlandırılıyor. 

Bu sene Türkiye’deki avukatların gördüğü zulüm nedeniyle uluslararası avukat kuruluşları “Tehlikedeki Avukatlar Günü’nü” Türkiye’deki avukatlara ithaf etti. Türkiye’de hapishanelerdeki avukatlara, yargılanan avukatlara, dövülen avukatlara, mesleğini yapması engellenen avukatlara dikkat çekmek istedi.

Gerçeği haykırmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen avukatlara selam olsun.

Bu günler de geçecek. Avukatları cezaevlerine dolduranların da bir gün avukata ihtiyacı olacak.

Zulüm elbet bir gün bitecek. Ama gerçeği her koşulda haykıranlar hiç bitmeyecek.

 

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa