19 Ocak 2019 03:10

Bırak dağınık kalsın!

Paylaş

Night Shyamalan kariyerine en yüksekten başlayıp orada tutunmakta zorlanan isimler listesinin başında gelebilir muhtemelen. İlk filmini 22 yaşındayken çeken, 29’unda “Altıncı His” ile ortalığı kasıp kavuran yönetmen beş yıl içinde “Ölümsüz”, “İşaretler” ve “Köy” gibi filmleri birbiri ardına seyirciyle buluşturarak altın çağını yaşamıştı. “Parlak fikirlerin” ve “sürpriz sonların” yönetmeni olarak büyük ilgi gören Shyamalan’ın “Köy”deki bir adım geriye gidişi geçici olarak tanımlanıyordu ki, “Sudaki Kız”, “Mistik Olay”, “Son Hava Bükücü” ve “Dünya-Yeni Bir Başlangıç” ve “Ziyaret” gibi filmlerle on yıl boyunca ağır eleştiriler aldı.

Çarpıcı finaliyle birçokları için en iyi filmi “Altıncı His” olarak kabul edilse de, bir sonraki filmi “Ölümsüz”ü listenin tepesine koyanlar hiç de azımsanmayacak sayıda. Film, kendisi dışında herkesin hayatını kaybettiği bir tren kazasından kurtulan David Dunn ile kemiklerinin narinliğini şeytani zekasıyla dengeleyen Elijah Price’i seyirciyle tanıştırmıştı. 

Shyamalan, bir yandan kendi ‘gerçeküstü’ evrenlerinde dolaşmaya devam ediyor, diğer yandan da bir tür çizgi roman evreni yaratmayı deniyordu. Çizgi roman estetiğine yakın bir anlatı ve karakterlerine yüklediği ‘insanüstü’ güçlerle bir tür kendi ‘süper kahraman’larını icat etmişti. Ağır eleştirilerle geçen 12 yılın ardından 2016’da “Parçalanmış” ile seyircinin karşısına çıktığında herkes yönetmenin geri döndüğünü düşünüyordu. James McAvoy’un 23 farklı karaktere sahip parçalanmış kişilik sendromu yaşayan Kevin Wendell Crumb rolündeki performansı bir yana finalinde “Ölümsüz”e yaptığı gönderme ile yeni bir hikayenin de kapılarını aralamıştı. 

İşte bu aralanan kapıdan dün itibarıyla girilebiliyor. Night Shyamalan, sinema evreninin bu insanüstü yeteneklerle bezenmiş üç karakterini Elijah Price, David Dunn ve Kevin Wendell Crumb’ı bir araya getirerek bir tür kendi “Yenilmezler” ekibini yaratma iddiasını koyuyor ortaya. Ama iddiasıyla seyircinin beklentisinin örtüşüp örtüşmediğini söylemek zor. 

David Dunn, aradan geçen zaman içinde kendisini bir süper kahraman olarak kodlamış ve zor durumdaki insanların yardımına koşmaya başlamıştır. Ama asıl amacı Kevin’ın içine yerleşen en tehlikeli karakter olan “Canavar”ı yakalamaktır. Film de Canavar’ın “Parçalanmış”ta olduğu gibi genç kadınların kaçırdığı bölümle açılıyor. David, bir şekilde Kevin’i buluyor ancak kontrol edilemez güce sahip bu ikilinin kavgası iyi bitmiyor. Yakalanıyorlar ve bir akıl hastanesine hapsediliyorlar. Orada kendilerini yıllardır bu hastaneye kapatılan Elijah Price yani namıdiğer Glass bekliyordur. 

Aslında filmin final bölümüne kadar fena gitmediğini söylemek mümkün. Bu üçlünün kendi güçlerine yükledikleri anlam ile ‘Süper kahraman sendromu’ üzerine uzmanlaşmış Dr. Ellie Staple arasındaki tanımlama süreçleri hayli ilgiye değer. Çünkü bir yandan karakterlerin sahip oldukları yeteneklerin insanoğlunun sınırlarının varabileceği noktayı mı gösterdiğini yoksa ortada gerçekten ‘doğaüstü’ bir durum mu olduğunu sorgulatıyor seyirciye. Yalnız seyirciye değil, karakterlere de. Ellie’nin karakterlerin özel yeteneklerinin insan sınırları içinde olduğu ve aslında kendilerini ‘süper’ sanan gelişmiş insanlar oldukları tezi süper kahraman mitolojisinin köklerine dair ince göndermelerle dolu. Ki, Ellie ve üç karakterin toplu seans yaptıkları sahne akıllarda uzun süre kalacak gibi. 

Ancak ne oluyorsa finale doğru Glass’ın ‘şeytani’ planı devreye giriyor. Bunda bir sorun yok. Vazifesi bu. Fakat film bir anda kurduğu psikolojik evreni terk ediyor ve ucuz bir aksiyona dönüşüyor. Finaldeki kapışma sahnesine bir anda varabilmek için hikaye sıradanlaşıyor, mantık hataları birbirini izliyor ve inandırıcılık sorunu yaşamaya başlıyor. Night Shyamalan karakterlerin birbirleriyle (ve muhtemelen kendisiyle) ilişkisini öylesine önemsiyor ki, seyirciyle kurduğu bağı bir yana atıyor. 

Bundan sonrası izlemeyenlerin tadını kaçıracaktır. Seyirciyi hayranlık ve hayal kırıklığı arasında savurup duran Night Shyamalan bu kez ortada bırakıyor sanki. Sürpriz bir final yok. Ama tatmin edici olduğunu söylemek de çok zor.

GLASS
YÖNETMEN:
M. Night Shyamalan
OYUNCULAR: James McAvoy, Bruce Willis, Sarah Paulson, Samuel L. Jackson, Anya Taylor-Joy
YAPIM: 2019 ABD
SÜRE: 130 dk.

 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...