12 Ocak 2019 04:35

Açlık grevleri 'hayati tehlike' sınırında!

Paylaş

Leyla Güven açlık grevinde 66 günü geride bıraktı.

Sağlık durumu iyice bozulan Güven’in bir haftadan beri artık avukat görüşüne bile çıkamadığı, hayati riskinin her geçen gün arttığı belirtiliyor.

Kim mi Leyla Güven?

Leyla Güven, son yıllarda HDP’li vekiller ve siyasetçilere yönelik tutuklama kampanyası kapsamında tutuklanan HDP’nin önde gelen siyasetçilerinden birisi.

Bu kadar da değil. Leyla Güven, 24 Haziran seçiminde Hakkari’den milletvekili seçilmiş, dolayısıyla dokunulmazlık kazanmış olmasına karşın tutukluluğu kaldırılmayan tek milletvekilidir de.

SEÇME VE SEÇİLME HAKKI DA AYAKLAR ALTINDA

Oysa Anayasa’ya göre; dokunulmazlık kazanan milletvekili hakkında süren davalar durdurulmaktadır. Dahası Anayasa Mahkemesinin geçtiğimiz yıllarda bu doğrultuda aldığı kararlar vardır ve bu kararlarda milletvekili dokunulmazlığı kazanan kişinin süren davalarının durdurulacağı açık biçimde ifade edilmiştir.

Bunun da ötesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda açık kararları var.

Ne var ki gözü Anayasa ve yasalarda değil de siyasi iktidarın işaretinde olan yargı; anayasa ve ilgili yasalar ile AYM’nin eski ve daha yakın dönemdeki kararlarını umursamıyor:

  • Yerel mahkemeler, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını umursamadan Güven’in tutukluğunu devam ettiriyor,
  • Anayasa Mahkemesi kendi aldığı kararların arkasında duramıyor, durmuyor,
  • AYM ve yerel mahkemeler AİHM’nin kararlarını tanımıyor.

 

Kuşkusuz ki ortada olan durum, Leyla Güven’in Anayasa ve yasa ile tanınmış haklarının ağır ihlalidir.

Ama bu aynı zamanda seçimlerin meşruiyetinin temeli olan seçme ve seçilme hakkının da açıkça ihlalidir.

Çünkü Leyla Güven, binlerce vatandaşın oyuyla seçilmiş bir milletvekilidir. Ve milletvekilliğini icra etmesi önlenerek, aynı zamanda seçilmiş olarak kazandığı hakları da tanınmamaktadır. Bu durum Güven’e oy vererek seçen binlerce vatandaşın “seçme hakkı”nı da ortadan kaldırmıştır.

‘HAYATİ TEHLİKE’NİN BÜYÜYECEĞİ GÜNLERDEYİZ

Böylesi ağır bir yasa ve hak-hukuk tanımazlıkla karşı karşıya kalan Leyla Güven, cezaevlerindeki koşulların ve “Öcalan’a yönelik ağır tecridin kaldırılması” istemiyle açlık grevine başladı.

Şu anda çeşitli cezaevlerinde, Güven’e destek olmak için 150 dolayında tutuklu daha “süresiz açlık grevi”nde. Bunların bir bölümü 25 gününü geride bırakırken bir bölümü de 60’lı günlere geldi.

Yani, Leyla Güven’in sağlığının ağırlaşmasının yanında çeşitli cezaevlerinde açlık grevinde olan bir çok tutuklunun da benzer şekilde “Hayati tehlike sınırına geleceği” görülüyor.

Öte yandan ülkeyi bir siyasi tutuklular ülkesi haline getiren Erdoğan-Bahçeli ittifakının (iktidarının) Güven ve cezaevlerindeki siyasi tutukluların taleplerini umursamadığı açıkça görülüyor. Ama siyasi iktidarın uygulamalarını eleştiren “muhalefet”in de, “majestelerinin muhalefeti” çizgisini aşmaması, özellikle de Kürt siyasetçilerin talepleri söz konusu olduğunda “üç maymun”u oynamaları kuşkusuz ki iktidarı diğer alanlarda olduğu gibi cezaevlerindeki “tecrit” ve öteki ağır baskıları sürdürme konusunda da cesaretlendirmektedir.

İLERİCİ DEMOKRAT GÜÇLERİN GİRİŞİMLERİ ÖNEMLİ

Bu yüzden de gerek Leyla Güven’in sağlığının geriye dönülmez biçimde bozulmaması için taleplerinin dikkate alındığını gösteren girişimlerin yapılması, gerekse cezaevlerinde açlık grevinde olan tutukluların taleplerinin kamuoyu gündemine taşınması için; hak savucusu çevrelerin ve ilerici demokrat güçlerin girişimler yapması gerçekçi tek seçenek olarak görünüyor.

Nitekim Güven’in açlık grevinin yüksek hayati riski karşısında gazetemize konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, “...Bütün hak savunucularını, yaşam hakkı savunucularını, barış savunucularını hukuki bir sürecin işlemesi için tepkilerini gür bir sesle dile getirmeye” çağırıyor.

Yerel seçim tartışmalarının giderek daha kızışacağı bir süreçteyiz. Bu da seçimler etrafındaki tartışmanın giderek siyasi gündemi daha da belirleyeceği anlamına gelmektedir.

Ama bunlar, gerek Leyla Güven’in gerekse açlık grevindeki diğer tutukluların taleplerinin ve cezaevlerinde olup bitenlerin gündemden düşürülmesi anlamına gelmemelidir. Tersine seçim çalışması bu konudaki duyarlılığı artıran girişimlerin de vesilesi olmalıdır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa