Ölümün kalleşliği


20 Haziran 2011 10:02

O en ağır koşullar altında bile güler yüzü, insancıllığı ve her zaman “bir sıra neferi” ahlakı ile yük taşımaya hazır duruşu ile İbrahim Çeşmecioğlu’nun aramızdan ayrıldığına inanmak mümkün değil.
“Demokrat” gazetesi, 30 aydının ortaklığı ile, tam Maraş kıyımının 1. yıldönümünde, faşizme karşı direniş felsefesi ile çıkarılan bir gazeteydi ve gazetenin kadrosu ağırlıkla genç devrimcilerden oluşuyordu.
Ömrü sadece 9 ay süren ve 12 Eylül cuntasının daha ilk gününde kapattığı bu gazete, yaşanmakta olan iç savaşın en kritik son dönemine tanıklık etti, gelmekte olan cuntaya karşı direniş ruhunu ayakta tuttu.
12 Eylül sonrasında Emil Galip Sandalcı, Arslan Başer Kafaoğlu, Gülten Akın, Ahmet Yıldız, Rezzan Gönen, Engin Atasü gibi bir avuç cesur aydın bu gazetenin ve sahibi olan ortaklığın meşruiyetine sahip çıktı. Ve bu yapılanmayı terk edilmeyecek bir mevzi olarak savundu.
Bir avuç devrimci genç omuz vermese, bu aydınların bu yükü taşıması elbette kolay olmayacaktı.
Bu gençlerden biri de İbrahim Çeşmecioğlu’ydu. Bir okul gibi olan bu yapılanmadan, bir çokları, hareketin dağılması ve tasfiyeci anlayışların etkisi ile ayrılıp, kendi başarılı işletmelerini kurarken, onların bıraktığı boşluğu kapamak için, başarılı profesyonel bir grafiker yaşamı olmasına karşın, yokluğu tercih edip sorumluluk üstlendi İbrahim.
Koşup gelen Tanju Akad’ın fedakarlığını da unutmak mümkün değil.
Ne yazık ki, Murat Çelikkan, Mustafa Sönmez, Emil Galip Sandalcı, Lissy Schmidt, Ayşen Gür gibi isimlerle Demokrat’ın yeniden çıkmasında, 1988 yılında son raddeye gelinmesine karşın, siyasal müdahale sonucu Demokrat’ı ‘80’li yılların ikinci yarısında çıkarmak mümkün olmadı. Bu arada aynı direnci ekibin çıkardığı Türkiye Sorunları da tasfiyecilikten payını alacaktı.
Demokrat gazetesinin bıraktığı yapılanmanın hamallığı en sonunda İbrahim’e kalacaktı.
Demokrat çıkamadı belki ama, hiç olmazsa bu mirasın üzerinde, daha dar bir anlayışla da olsa, “Demokrasi” aylık dergisi filiz verdi.
Ama gündem yaratan günlük bir gazete potansiyelinden aylık bir dergiye düşmek hayli hazindi.
“BirGün” gazetesinin çıkması için daha 10 küsur yıl gerekecekti. Ve elbette bu gazetenin çıkışında İbrahim’in olmaması düşünülemezdi. Her günlük muhalif gazetenin çıkışı parlak olur. Daha sonra ekonomik zorlukların başlaması ile, yük az sayıda kararlı, inançlı insanın üstüne kalır. Demokrat’ın bu evreye kadar gelecek ömrü olmadı, ama Evrensel’de olsun, Özgür Gündem’de olsun ve nihayet BirGün’de bunu gözledim. Ve yükler ağırlaştıkça ağırlaşır. Daha olanaklı görünen Taraf bile böylesi bir süreç yaşadı ve yaşamakta.
Benim için İbrahim, devrimci direnişteki devamlılığı temsil eden ve aktivitesi, hapis, sürgün ya da terk nedeniyle kesintiye uğramayan ender örneklerden biri idi.
Hiç yüksünmeden, hiç kariyerizm yapmadan, mütevazı ve onurlu bir duruşla kavgasını sürdürdü.
Ve bunu başarırken elbette yanında Kader gibi, yokluk dahil her şeyi paylaştığı bir can yoldaşı vardı.
Sevgili İbrahim, senin bu haksız, insanı isyan ettiren aramızdan alınışına isyan etmemek mümkün değil. Şimdi senin yokluğunda biraz daha eksiğiz.
BirGün camiasına başsağlığı diliyorum.
Sevgili Kader, senin onulmaz acını hissediyorum, paylaşmaya çalışıyorum.
İbrahim’i hep o sevecen, insani ve biraz da mahzun bakışı ile hatırlayacağım, tıpkı Recai gibi, tıpkı Balet gibi…
Hep genç kalacaksınız.

evrensel.net
www.evrensel.net