09 Aralık 2018 03:05

Lulu ve Nana: Genomları düzenlenmiş ilk insan bebekleri, gen düzenleme teknolojileri, vaatleri ve olası sorunları

Paylaş

Gen düzenleme teknolojisi kullanılan bebeklerle ilgili süreçten haberdar olmamız 25 Kasım 2018’de MIT Technology Review dergisinde yayımlanan bir haber ile oldu. Habere göre, Shenzhen’deki Southern University of Science and Technology’den He Jiankui insan bebeklerinde gen düzenleme teknolojisini kullanmak üzere denek çiftleri kayıt altına alıyordu.  İddialar oldukça güçlü idi. Bilim dünyası şöyle bir çalkalandı bu haberle. Teknolojinin geldiği nokta bakımından bir heyecan yaratsa da, elbette etik kaygılar ön planda olacak şekilde konu hızla tartışılmaya başlandı. Ancak sürecin ayrıntıları henüz elde değildi ve He Jiankui sorulara o tarihte henüz cevap vermiyordu. 29 Kasım 2018’de Hong Kong’da düzenlenen Second International Summit on Human Genome Editing (2. Uluslararası İnsan Genomunu Düzenleme Zirvesi) toplantısına katıldı He Jiankui ve çalışmasının bir kısım ayrıntılarını açıkladı ve bilimcilerin sorularını yanıtladı. Dünyada ve bilim çevrelerindeki tartışmalar bu süreçte Çin’e de yansıdı ve He Jiankui’nin açığa alındığı ve çalışmaların izinsiz olduğu ve bulunduğu bölgedeki bir takım düzenlemelere uymadığı gerekçesi ile bir soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

He Jiankui, Zirvede, Çin’de  gen düzenleme teknolojisi olan CRISPR-Cas9 tekniğini kullanarak, HIV’in (AIDS hastalığına neden olan virüs) insana bulaşmasını kolaylaştıran CCR5 geninde bir değişiklik (Genin delta 32 bölgesini sildiklerini öne sürüyor) yaptıklarını ve bu değişikliği yaptıkları embriyolardan iki tanesinin tüp bebek yöntemi ile rahime aktarıldığını ve yaklaşık bir ay önce iki sağlıklı kız bebeğin (isimleri Lulu ve Nana) doğduğunu açıkladı. Bebeklerin babası HIV pozitif idi. He Jiankui, bu sayede  AIDS gibi bir hastalığın bulaşmasını önleyecek bir mutas-yonu embriyonun hem vücut hem de üreme hücrelerinde gerçekleştirerek AIDS hastalığına karşı koruyuculuk sağladığını öne sürmekte.  Bağımsız bilimciler tarafından verilerinin doğruluğu kontrol edilmeden, sanırım bu iddiayı yalnızca kendimizce tartışabileceğiz. Henüz bir bilimsel yayında bu veriler yayınlanmadığı için He Jiankui’nin deneyine yönelik bütün tartışmaların onun sızdırdığı, açıkladığı bilgiler ve genel etik yönelimi üzerine olduğunun altını bir kez daha çizelim. Dahası her ne kadar çok tartışılmasa da He Jiankui’nin bu performansının dünyada duyulmasının arkasında ABD’li bir PR uzmanı ile olan iş birliğinin payı olduğuna da değinmiş olalım (Bakınız haberle eş zamanlı hazırlanmış naif gözüken(!) Youtube videoları). Jiankui’nin doktorasını ABD’de Rice Üniversitesinde yaptığını da belirtip, etik kodlardan ve tartışmalardan haberdar olmayan bir bilimci olmadığını da belirtelim. Anlaşılan o ki, günümüz PR dünyasına uygun olarak, Jiankui biliminin PR kampanyasını da çok önceden planlamış.  

Jiankui’ye yapılan itiraz ve eleştirilerin başında bu prosedürü uygularken etik kodlara uymaması, bu tür bir uygulamayı yapmadan önce dünyadaki bilimsel otoritelerle paylaşmaması, CRISPR-Cas9 teknolojisinin off-target etkileri, hastalık için seçilen genin ve deneklerin durumunun teknolojinin kullanılmasını gerektirecek öneme sahip olmamaları gibi nedenler sayılmakta ki bunların hemen hepsi haklı, bilimsel ve rasyonel nedenler.  Bilim insanları CCR5 genini gen düzenlemesi olmaksızın da çeşitli antiviral ilaçlarla durdurarak susturmanın mümkün olduğunu, babaları HIV pozitif olan bu ikizlerin HIV pozitif olma ihtimallerinin gen düzenleme teknolojisi kullanılmaksızın da oldukça düşük olduğunu ifade ediyor. Jiankui, zirvedeki sunumunda babadan alınan spermi özel çözeltilerle yıkayarak HIV’siz hale getirdiğini ifade ediyor bu durum zaten gen düzenleme teknolojisi kullanılmasından bağımsız olarak yapılıyor. Dahası ikizlerden birinde gen düzenlemesi ile istenilen mutasyonun homozigot olarak elde edildiği ancak diğer ikizde durumun böyle olmadığı, ebeveynlerin isteği üzerine bu embriyo-nun da rahime aktarıldığı öne sürülmekte. Yine embriyolarda, genom düzenleme ile birlikte CCR5 geninde farklı uzunluklarda delesyon yani gen silinmesi olduğu da Jiankui’nin verdiği bilgiler arasında. Yani embriyoların her hücresinde aynı gende aynı uzunlukta değil. Bu da bir tür mozaiklik yaratmakta. Yine Jiankui Youtube videosunda bu genideki bütün mutasyonlar çalışıldığı ve etkileri iyi bilindiği için bu geni seçtiklerini ifade ediyor ancak araştırmacılar onunla hemfikir değiller. Araştırmacılar, bu gen üzerindeki gen silinmeleri vb. mutasyonların ve CRISPR-Cas9 teknolojilerinin öncelikle hayvanlarda ve hücre sistemlerinde defalarca çalışılarak doğrulanmaları gerekliliğinin altını kalınca çizmekte. Gerçi bu alanda küçük bir çalışma Jiankui dahil olmasa da 2017 yılında kan kök hücrelerinde ve farelerde Çinli bilimciler tarafından yapılmış.

Her ne kadar Jiankui embriyo hücrelerinin değişiklik sonrasında ve bebeklerin doğumunun ardından tüm genom dizilerinin çıkarıldığını ve CRISPR-Cas9 teknolojisi nedeniyle bu hücrelerde başka mutasyon olmadığını ifade etse de, bağımsız bilimciler tarafından onaylanmadan bu bilgi, kesin olarak bilemeyeceğiz. Zira CRISPR-Cas9 teknolojisinin en önemli dezavantajlarından birisi de off-target etkileri. Yani Cas9 enziminin DNA üzerinde arzulanan bölgeden farklı DNA parçalarını da keserek, yeni ve istenmeyen mutasyonlar yaratabilme olasılığı. Bu nedenle de bu teknolojinin insanda uygulanması için bu kadar acele edilmiyor. 

Jiankui’nin deneyleri Çin’i de karıştırmış gözüküyor. Jiankui çalıştığı üniversiteden izne yarılmış Şubat 2018’de. Ne Çin bilim kurulları, ne üniversite ne de çalışmaları yürüttüğü hastane bu olayda sorumluluk kabul etmiyor ve etik kurul onaylarındaki imzaların sahte olduğunu iddia ediyor. Jiankui’nin ateşlediği tartışma, dünya bilim akademilerini tekrar bir tartışma ve gerekli önlemleri almak üzere yeni düzenlemeleri ve kurulları oluşturmaya itecek gibi gözüküyor.

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa