24 Kasım 2018 03:55

Depo basarak fiyat düşmez, soğan kurur!

Paylaş

‘Stokların yapıldığı depoları basacağız’.

‘Zulaları patlatacağız’.

Bu cümleleri duyunca, sanırsınız ki uyuşturucu operasyonu yapılacak.

Maalesef bu ülkenin en tepesinden kurulan bu cümlelerin hedefi soğan depoları.

Öfkenin sebebi ise soğanın kilo fiyatının 5 lirayı bulması.

İyi de...

Geçen yıl bu aylarda, halde 50 kuruşa satılan soğanın fiyatı nasıl oldu da, 10 katına kadar çıktı?

Geçen yıl mı çok ucuzdu yoksa bu yıl mı çok uçuk?

Depo basarak fiyat düşürmek akıl kârı mı?

Diye soran yok.

Hükümet ve bağlaşıkları, fiyat artışının suçlusunun stokçular olduğu konusunda kesin bir kanaate sahip.

Öyle ya...

Soğanı hastalık vurdu. Hastalık mahsulün yüzde 40’nı etkileyerek rekolte düşüşüne yol açtı. Hastalık nedeniyle yüzlerce ton soğan çöpe gitti.

Hallere gelen ve satışa çıkan soğanların bir kısmı normalden daha küçük ve kısmen de çürük çıktı.

Tüm bunların sonucunda da...

Soğan miktarı azaldı, fiyatları yükseldi.

Önümüzdeki günlerde soğan bulunmadıkça fiyatın daha da yükseleceğini öngören fırsatçılar da soğanı stokladı.

Stokçular mallarını depolardan çıkarmayınca fiyatlar da katlanarak arttı.

Ve reis fermanı verdi: Depoları basıla, kelleleri tez vurula.

Bu fermanın arkasından, ‘Vatandaş düşmanlarına ölüm’ diyerek coşa gelmeden önce bir durup düşünmekte fayda var. 

Zira kelleler vurulduktan sonra işin ucunda soğan bulamamak, bin pişman olmak da var!

VURULAN, ŞER ODAKLARI İLE FIRSATÇI HAİNLER Mİ?

Arka arkaya haberler geliyor.

- Ankara’nın Polatlı ilçesinde depolar basıldı ve ‘soğan  stokları’ yakalandı.

- Çorum Vergi Dairesi Müdürlüğü ekipleri, Alaca ilçesinde, ilçenin büyük çaplı üreticisi konumundaki kişilere ait olan depolara baskın düzenledi.

Haberler geldikçe iktidar medyası da patlatıyor.

- Şer odakları Türkiye’ye operasyon yapıyor, soğan ittifakı payanda oluyor!

- Gıda üzerinden gelen operasyonlarla millet soğan üzerinden maniple edilmeye çalışılıyor.

- Aynı operasyon 7 Haziran öncesi de yapılmış soğan ve patates fiyatları uçmuştu.

Daha neler neler?..

Soralım o zaman: Depo basma uygulaması şer odaklarını mı vuruyor?

Yolumuzu, “Ne zaman bitecek bu ülkenin tarımdaki cehaleti?” isyanının sahibi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’dan şu alıntı aydınlatsın!

Hasattan sonra soğanın depoya konulması gerekiyor. Nisan 2019’a kadar hasat yok, iyi ki depoda soğan var, olmasa ne yiyeceğiz

Operasyona isyan edenlerden bir diğer isim Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu da üç önemli konuda kamuoyunu aydınlatıyor.

Bir; depolama işleminde bir sorun var mı?

 - Soğan hububat gibi biçimi yapıldıktan hemen sonra pazara inmez. Ürünün önce depolanır.  Ardından belirli aralıklarla, arz ve talep göz önüne alınarak, pazara çıkarılır.

İki; bu yıl her zamankinden farklı bir uygulama söz konusu mu?

- Sektörün uygulaması her yıl aynı. Stokçuluk yapmak veya ürünü satmamak gibi bir durum söz konusu olamaz.

Üç; soğanın ne kadarı depoda?

- Polatlı’da üretilen ürünlerin önemli bir kısmı satıldı.

Bu bilgileri veren Başkan Köseoğlu da önemli bir tespitte bulunuyor: “Baskınla köylünün gelecek sene soğan ekmekten caymasının da yolu açılmış oldu”.

Uzman tarım yazarı ve ziraat odası başkanının verdiği bilgiler ve yaptığı tespitler gösteriyor ki...

Depo basma operasyonu ‘şer odaklarını’ değil seneye ekmekten vazgeçmek durumunda bırakılan üreticiyi ve birkaç ay sonra (ithalat sopası devreye sokulmazsa) soğan bulamayacak olan vatandaşı vuruyor.

SOĞANI KİM ÇÜRÜTTÜ?

Aylar önce ‘Ürün azalacak, fiyatlar artacak’ diye uyarı gelmişti.

Uyarıyı yapan Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör’dü.

Güngör diyordu ki...

- Türkiye’de tarımsal üretimde kullanılan gübrelerin yüzde 90’ı yurt dışından ithal ediliyor. Zirai ilaç da öyle.

- Kurlardaki artış dışarıdan gelen gübre ve zirai ilaçların fiyatlarını uçurdu. Çiftçinin bu maliyeti kaldırması zor. Çiftçi; tarım ilaçsız, gübresiz ‘Allah ne verirse’ zihniyetiyle üretim yapacak.

- Gübre az atılınca verim düşecek, daha az ürün elde edilecek dolayısı ile fiyatlar artacak.

- İlaç atılmayınca ürünleri bazı hastalıklar vuracak.

Güngör’ün dedikleri soğanda aynen yaşandı. İlaç atılamaması soğanda hastalığa yol açtı. Eksik gübre kullanımı verim kaybına, daha az ürün elde edilmesine yol açtı.

Bütün uyarıları ve uzmanların görüşlerini görmezden gelen Cumhurbaşkanı diyor ki...

Ondan sonra ‘Hastalıklı çürüdü’ diyorlar. Sen çürüttün bunlar havasız kalırsa tabii ki çürüyecek.”

İyi de...

Neden depo suçlu olsun ki?

Soğan ilk defa depoda durmuyor lakin ilaç ilk defa atılamıyor!

HALKA PAHALI ÜRÜN YEDİREN KİM?

“...’Patatesleri soğanı stokluyorsunuz’ dedim, bundan sonra aldığımız ihbarlar sebebiyle bütün bu stokların yapıldığı depoları basacağız. Kimse benim halkıma pahalı ürün yedirme hakkına sahip değildir”.

Bir halk kahramanına ait değil bu sözler.

Sözün sahibi Cumhurbaşkanı.

Söz en yetkili ağızdan gelince haliyle sormak gerek: Halka pahalı ürün yediren kim?

Cevaptan önce birkaç veri paylaşalım.

* ‘Amonyum Sülfat’ gübresinin ortalama fiyatı, bir yılda yüzde 226 artarak, ton başına 617 TL’den 1400 TL’ye çıktı.

* İç Anadolu Bölgesi’ndeki çiftçilerin yoğunlukla kullandığı ‘Diamonyum Fosfat’ (DAP) gübresinin tonu bir yıl önce 1493 TL’den satılırken yüzde 214 artarak ton fiyatı 3 bin 200 TL’ye ulaştı.

* ‘Potasyum ve Nitrat’ bazlı gübrelerde artış yüzde 100’ün üzerinde.

* İthal edilen ham maddelerden zirai ilaç fiyatı da yüzde 100 arttı.

Girdi fiyatlarındaki artışlar böyle peki ya destekler?

2017 yılında mazot desteği artırılınca gübre desteği tüm ürünler için dekar başına 4 TL olarak sabitlendi.

2018’de 4 TL gübre desteği aynen kaldı.

Destek sabit kaldı, gübre fiyatları ise yüzde 100 ile 250 arasında zamlandı.

Buna can mı dayanır.

Haliyle üretim azaldı.

İç Anadolu’nun en önemli soğan üretiminin yapıldığı Ankara Polatlı’dan paylaşalım.

2017’de...

90 bin dekarlık alanda üretim yapıldı.

Bu yıl ise...

60 bin dekarlık alanda.

Ekilen alan üçte bir oranında azaldı.

Türkiye genelinde ise...

Ziraat Mühendisleri Odası verilerine göre...

Soğan üretim alanları 13 yılda yüzde 37 azaldı.

Bu verilerin ardından soğan fiyatındaki artışın en büyük sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: Ekim alanlarının düşmesi. Üretim maliyetinin artması, hastalık sebebiyle ürünün iyice azalması.

İlaçtan gübreye tüm girdilerde Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirip, üretim maliyetinin artışına yol veren kim?

Üreticiye yetersiz destek verip üretemez hale getiren kim?

İşte o özne her kimse, vatandaşa pahalı ürün yediren de o!

SOĞAN EKMENİN, KUMAR OLDUĞU BİR ÜLKE!

Çiftçinin, üretimden pazarlamaya uzanan yolculukta ürününü koruyan bir örgütü de yok.

Tek çaresi, o yıl ürünün para etmesi.

Çoğu zaman, ‘Acaba bu yıl hangi ürün para eder’ diye toto oynar çiftçi. Ve çoğunlukla da kaybeder.

Örneğin 2014 yılında ekti fakat soğan fiyatı üzdü. Çiftçi totoyu tutturamadı. Bir yıl sonra ekimi azalttı fiyatlar arttı çiftçinin yüzü güldü.

2017 yılında düşük rakamlara satılınca, hatta elde kalıp dökülünce zarar eden çiftçi bu yıl soğan ekimini azalttı.

Buna bir de... Olumsuz hava şartları, hastalık gibi faktörler eklenince, bu yıl fiyatlar sık sık fırladı.

Fiyatların artığını görünce bu yıl neden soğan ekmediğini sorduğum Merzifonlu bir çiftçinin şu cevabı, çiftçinin durumunu anlamak açısından oldukça aydınlatıcı: “Soğanının para ettiği bir yıl vardır. O yılı bulmak lazım. Lakin o yılı bulmak kumar oynamak gibidir. Bu yıl borcum çoktu, kumar oynamayı göze alamadım”.

Kumar oynamayı göze alıp soğan eken çiftçinin, kumarda kazanınca tepesine çökmenin çözüm değil, çiftçiyi tarladan uzaklaştırmak olduğu çok açık değil mi?

Olması gereken çiftçinin tepesine çökmek değil!

Programlama yapmak...

İyi depolama şartları sağlamak...

Üretimi teşvik edecek, çiftçiyi güçlendirecek bir destek politikası hayata geçirmek!

Bunları yapmak yerine depo basmak...

Hedef şaşırtmaktan, sorumluluğunuzu gizlemekten başka bir anlam ifade etmediği gibi...

‘Ucuz yedireceğiz’ deyip ithalatın önünü açan politikanız da, ülke tarımının altını oymaktan başka sonuç vermiyor.

İthalatla terbiye etmeye çalıştığınız hayvancılık sektöründe görüldüğü üzere...

Yem fiyatları ile baş edemeyen, zarar eden besiciler hayvanlarını kesime gönderiyor.

Bir kez daha vurgulayalım ki...

Bu dönem depolarda 80-90 bin ton soğan bulunması, ‘fırsatçı stokçuluk’ diye adlandırılamaz.

Devlet zoruyla depoları boşaltıp soğanı piyasaya sürmek fiyatı kısa bir süre düşürse de,

sonrasında piyasada soğan kalmaz fiyat artar. İthalat devreye girer.

Çiftçi de önümüzdeki yıl soğan ekmez.

‘Vatandaşın ekmeğine el uzatanlara göz yummayız’ diyen iktidar yetkililerine duyurulur.

KIŞIN FİYATLAR YİNE TIRMANACAK!

Hükümet Hal Yasası’nı yenileyip. komisyonculuğu kaldırarak gıda fiyatlarını düşüreceğini iddia ediyor.

Gıda tedarik zinciriyle oynayarak, gıda komiteleri kurarak, esnafa baskı yaparak gıda fiyatlarını düşürmek tam bir hayal!

Zira fiyatları artıran asıl sebeplere dokunmuyor.

Asıl sebeplere gelince...

İkisini hemen sıralayalım.

Birincisi, arz kıtlığı: Üretici yetersiz destek ve yüksek üretim maliyeti altında üretimden kaçıyor. Bunlar sağlanmadan  üretimi artırmak da, fiyatları düşürmek de mümkün değil!

İkincisi, talep patlaması: Bu ülkede 3.5 milyon Suriyeli’nin yanı sıra, Orta Asyalı, Afrikalı vs. 5-6 milyon insan bulunuyor. Milyonlarca turist geliyor. Lakin ortada bu talep patlamasına cevap verecek bir tarım politikası yok. Olmadığı müddetçe de fiyatlar düşmez.  

Ne kadar depo basarsan bas, Hal Yasası çıkarırsan çıkar, kışın soğan fiyatları yine tırmanacak!

ÇİFTÇİ DÖKERKEN SORUN YOK TUTARKEN PROBLEM ÖYLE Mİ?

Aralık 2011.

İşte bir ‘Soğan çiftçisi, ürünü tarlada bıraktı’ haberi...

Ankara’nın Polatlı İlçesindeki soğan çiftçisi bu yılki ürününü tarlada bıraktı. Üretilen 500 bin ton soğanın 200 bin tonu tarlada kaldı. Plansız ekim ve ihracatın azalması soğan çiftçisini mağdur etti.

Mayıs 2012.

Bir ‘Soğan çöpe gitti’ haberi

Polatlı’da 90 bin dönümlük alanda soğan ekimi yapan çiftçi de umduğunu bulamadı. Ürünün para etmediğini belirten çiftçiler boş arazilere döktüler.

Aralık 2017.

Bir ‘Şanlıurfa’da ürenler satılmayıp döküldü haberi.

Beyçeri Mahallesi’nde soğan eken çiftçiler, soğanları satamayınca tonlarca soğanı mahallede boş araziye döktü.

Bu haberlerin ardından kimse çiftçiye sahip çıktı mı?

Hayır!

Ürünü dökerken sorun etmeyenler, çiftçi elinde tutarken sorun ediyor. Olacak iş değil.

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...