Geçmişteki büyümeyi bırak, şimdinin işsizliğine bak


12 Eylül 2018 04:00

Hükümetin sözcüsü bir gazetenin dünkü manşeti şöyleydi: ‘Operasyon çekenleri inat yüzde 5.2 büyüdük.’

TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamları üzerine atılan bir başlık!

Peki açıklanan rakamlar hangi döneme ait?

Nisan, mayıs, haziran.

Tam seçim öncesi...

Şirketlere kredi yağdırıldığı, bankaların kredi vermeye zorlandığı... Devletin muslukları açıp kamu harcamalarını artırdığı... Emekliye bayram ikramiyesi gibi sıcak paraların dolaşıma sokulduğu aylar.

Zaten veriler de böyle diyor...

Hanehalkı (vatandaş) nihai tüketim harcamalarını yüzde 6.3 arttırınca.

Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 7.2 artınca...

Büyüme tüketimle geldi.

Peki hazirandan sonra ne oldu?

Kurlar yükseldi. Dolar 6.50 düzeyine oturdu.

Enflasyon yüzde 20’ye yaklaştı.

Faizler çeşidine göre yüzde 20-30 arasında bir yerde salınıyor.

Özetle ceplerdeki para kurlar karşısında değer kaybetti. Üstelik enflasyon yüzünden de eldeki para eskisi kadar satın alamaz oldu.

Bu iki yönlü darbeden sonra tüketebilmek imkansız!

Tüketime dayalı büyüyebilmek de...

Sabah

ŞİMDİ NE YAŞIYORUZ?

Geçmişe değil, içinde bulduğumuz 3. çeyrekte (temmuz, ağustos, eylül) neler oluyor ona bakmak lazım.

Veriler gösteriyor ki...

Büyüme yarıya inecek: Yüzde 2.5.

Bu hızlı frene basış birilerini camdan fırlatıyor.

Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bile, ‘Veriler ekonominin tempo kaybettiğine işaret ediyor’ itirafı yapmak zorunda olduğu bir ortamda...

Geçmiş aylarda, tüketimle gelen büyümeyi göze sokmak...

Olsa olsa...

Camdan fırlayana; aşsız-işsiz kalana, kredi borcunu ödeyemez hale gelene ‘İyi gidiyoruz, senin camdan fırlaman operasyon’ deyip duruma katlanmasını istemek.   

Yoksullaşma, işsizlik haberleri artacak zira ‘sonbahar, kış’ çok daha kötü olacak.

Nereden mi çıkarıyoruz?

Kur çıkışının...

Artan durgunluk risklerinin...

Şirket bilançoları üzerinde yarattığı değişimleri izlemek önemli kaynaklardan biri JCR Eurasia Rating’in bulgularından.

Zira kendileri öyle böyle bir kurum değil!

1000 adet kurumsal işletmenin...

200 banka ve finansal kuruluşların...

10 bini aşkın irili ufaklı KOBİ’nin verilerine sahip.

30’dan çok firmanın kredi yapılandırmasına gittiği  ya da konkordato ilan ettiği bir dönemde...

Tam da...

‘Diğer firmaların bilançoları ne durumda’ sorusuna yanıt verebilecek bu şirket diyor ki...

* İthalata dayalı sektörlerde daralma başladı. Aşırı maliyet farkları nedeniyle ithalata bağımlı imalat sektörlerinde üretim ve kapasite daralmaları yüzde 20’yi buluyor.

* Tahsilat süreleri 1 yıla kadar uzadı. Tekstil, kimya, elektronik, makine ve inşaat sektörlerinde tahsilat süreleri bir yıla kadar çıktı.

* Yatırımları ertelemek veya iptal etmek temel eğilim olarak belirginleşiyor. Yıllık bütçelerde kötümser varsayımlara dayalı küçülme yönlü revizyonlar yapılıyor.

* Talep düştü satış seviyeleri azaldı. Satış seviyeleri özellikle yılın ikinci yarısından itibaren reel olarak azalmaya başladı. Hemen hemen her sektör etkilendi.

* Kur zararı KOBİ’lerde öz kaynağın yüzde 7.2’si, büyüklerde yüzde 70’i düzeyine ulaştı.

ÖDENECEK BEDEL VAR!

Ekonomideki süreç ekim, kasım, aralık aylarında tamamlanıp yerini küçülmeye bırakacak.

Yani bu yılın son çeyreği, frenine basılan arabanın durduğu aylar olacak.  

Ekonomiye ve topluma ve özellikle emekçilere fatura çıkacak.

Enflasyon yüzde 20’yi bulacak.

Çalışanların ücretleri reel anlamda eriyecek. Kimse yüzde 20 zam almayacak.

Tüketilen malların bedeli de enflasyon düzeyinde yükseleceğinden harcamalar kısılacak. Ticaret yavaşlayacak, esnaf zorlanacak.

Borç ödeyecek ve küçülecek şirketlerde çalışanların ödeyeceği bedel daha ağır olacak.

İşsiz kalanlar, gelirlerini kaybedecek.

Ödenecek dış borçlar, kur artışı, maliyet yükselişi bazı şirketleri batıracak!

Öyleyse sorgulamanın vaktidir;

* Madem operasyona rağmen büyüme sağlayacak kudretiniz vardı şimdi niye o kudreti göstermiyorsunuz?  

* Operasyon değil de ortada uygulanan ekonomik programın çöküşünün olduğu açıkça görülmüyor mu?

* Yaşadıklarımızın tümü şirketlerin aşırı borçlanması ile ilgili bedelini niye şirket sahipleri kişisel serveti ile değil de işçileri ekmeğinden ederek ödüyor?

 

www.evrensel.net