A, B, C planları


20 Haziran 2018 04:26

Başkanlık sistemine geçişin gerçek gerekçesi olarak HDP gösterildi. Parlamenter sistemde seksen milletvekili çıkaran ve milletvekili sayısının giderek artacağı öngörülen HDP’nin sistemde anahtar parti haline geleceği, böyle bir durumun da Kürt seçmenlere sürekli yeni tavizler verme zorunluluğunu getireceği ve ileride İspanya’daki Katalonya “krizi” gibi krizlerin ortaya çıkabileceği düşünüldü.

Başkanlık sisteminde yürütme Meclisten çıkmayacak ve Meclisteki anahtar parti/partilere tavizler verilmek zorunda kalınmayacaktı. En büyük partinin lideri, ilk turda olmasa da ikinci turda başkan olacak ve hükümeti kuracaktı. HDP, en büyük parti olamayacağından ve Mecliste üçüncü parti olsa dahi, Meclis çalışmalarında diğer iki/üç partinin ittifakı olduğunda etkisiz kalacaktı.

Fakat, evdeki hesap çarşıya uymadı. Başkanlık sisteminin ilk denemesinde de HDP anahtar parti oldu. İşi garantiye almak için HDP’nin başkanı dahil pek çok yöneticisi ve binlerce üyesini tutuklamak bile çare olmadı. AKP-MHP koalisyonu dışındaki partilerin Erdoğan’ı başkan yaptırmamak ve mecliste çoğunluğu ele geçirmek için tek çaresi HDP’nin Meclise girmesi…İdeolojik olarak MHP ile çok farkı olmayan İYİ Parti dahi bu zorunluluk nedeniyle HDP aleyhine tek kelime edemiyor.

Başkanlık sisteminin de çözüm olmayacağını düşünenler 7 Haziran seçiminden sonra AKP-CHP koalisyonunu önerdiler. AKP içindeki bir grup, CHP ve büyük burjuvazi de bu çözüme olumlu baktı. Fakat, Erdoğan ve destekçileri ise güçlü bir başkanlık sistemi ile sorunun çözüleceğini düşünerek anayasa değişikliği ve baskın seçimi yeğlediler. Bu arada Kürt siyasi örgütlerini de ezmeye çalıştılar.

Şimdi, AKP-MHP koalisyonunun Mecliste azınlıkta kalacağı kesin gibi görünüyor. Erdoğan da Başkan seçilemezse rota yeniden parlamenter sisteme dönülecek herhalde. Bu kez belki Alman sistemi denenecek. Çok partili bir Meclis ve koalisyon hükümetleri ile yönetilen bir ülke. ..

7 Haziran Seçimi, 16 Nisan Rreferandumu ve 24 Haziran seçimi çalışmaları; Türkiye’de Ortadoğu tipi tek adam diktatörlüğü heveslilerine karşı çok güçlü bir tepkinin olduğu gerçeğini gösterdi. Bunun için a, b, c planlarından söz ediyorlar. 7 Haziran seçiminden sonra yarattıkları gibi bir terör ortamını tekrarlayıp 1 Kasım seçimleri gibi yeniden seçim yapma senaryosunu gündeme getirenler; bir iç savaş çıkarılacağı ve silahsız laik kesimlerin bu iş savaşta tasfiye edileceğini alttan alta yayanlar var. Bunlar kaybedeceğini gören AKP ve AKP ile çıkar iş birliği yapan çevrelerin oynadıkları son kozlar. Her şeye rağmen Türkiye henüz bir Irak, Suriye, Libya vb. değil. Öyle bir sistem özleyenlerin sayısı çok da az olmamasına rağmen, hevesleri kursaklarında kalacak. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi galebe çalacak. 

www.evrensel.net