Biz ona ‘Fikri Takip’ diyoruz savcı bey!


13 Haziran 2018 04:30

Bu yılın başında, 39 yaşındaki İnşaat İşçisi S.A’nın Meclisin önünde “Geçinemiyorum” diyerek üzerine benzin döküp kendisini yaktığını hatırlıyorsunuz değil mi? Yanmış bir şekilde kurtarılan o işçi sonra “Erdoğan’a oy verdim ama kimseye derdimi anlatamadım” demişti.

S.A’nın bu geçim sıkıntısına rağmen vergisini ödemediğini düşünebilir misiniz? Bu ülkede bunu aklından bile geçiremez. Zaten o vergilerin önemli bir bölümü, ondan yaptığı çeşitli harcamaların içindeki kalemlerle alınıyor.

Ülke bu haldeyken, siz bir gazeteci olarak yaptığınız haberlerle, paranın ya da siyasetin gücünü elinde bulunduranlara, “Vatandaş vergisini tıpış tıpış öderken, siz neden vergi cennetlerinin yolunu tutuyorsunuz?” diye sormaya kalktığınızda ise alacağınız yanıt hazırdır: Ne var ki, her şey şeffaf!

Yakın dönemde, “Paradise Papers” adıyla gündeme gelen belgeler, dünyanın en güçlü ve zengin isimlerinin vergi cennetlerindeki yatırımlarıyla ilgili gizli bilgileri ortaya çıkarmıştı. Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunun (ICIJ) incelediği 13 milyondan fazla belge içinde İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth, Bono, Madonna, Apple, Nike ve Dassault, Kolombiyalı Şarkıcı Shakira gibi pek çok ünlü isim ve şirketle birlikte Türkiye’den Başbakan Yıldırım’ın oğulları Bülent ve Erkam Yıldırım’a kadar pek çok isim bulunuyordu.

Bu belgeler dünya genelinde 96 basın-yayın kuruluşu tarafından incelenerek yayımlandı.

Böylesi önemli bir konu dünyanın her yerinde haberdir. Ancak yargının siyasal iktidarın bir koruma kalkanına dönüşmüş olması gerçeği, bu haberleri Türkiye’de yapan basın kurumlarının kesinlikle yargılanacağına daha baştan işaret ediyordu.

Böyle bile olsa Evrensel, bu haberlerin üzerinden atlayamazdı. Çünkü ‘Yargılanabilirim’ diye gerçeği ıskalamak, gazeteciliği ıskalamaktan başka bir şey değildi. Ondan sonra dükkanı kapat gitsin! 

Ve Evrensel bu konuyu gündem etti. Önce 8 Kasım 2017 tarihli sayımızda Cumhuriyet’ten Pelin Ülker’in haberini kaynak göstererek ‘Berat Albayrak’ın kardeşinin de adı var’ başlıklı habere yer verdik. Bir gün sonra da, Gazetemizin Eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çağrı Sarı’nın imzasını taşıyan ‘Paradise Papers: Kendilerine cennet halka cehennem’ başlıklı haberi yayımlandı.

Haberde,  HDP’nin, Paradise Papers belgelerinde adı geçen Başbakan Binali Yıldırım’ın oğulları ve Enerji Bakanı Berat Albayrak’la ilgili Meclis Araştırması talep ettiği belirtiliyor ve HDP Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu’nun şu sözlerine yer veriliyordu: “Yurttaşlar için Türkiye ‘Vergi Cehennemi’ne dönüşmektedir. Yüzde kırklara varan vergi artırımları iç kamuoyunu rahatsız ederken, Cumhurbaşkanı ve Başbakan gibi en üst temsildeki siyasetçilerin yakınlarının ‘Vergi Cenneti’ belgelerinde isimlerinin geçmesi kamuoyu vicdanını yaralamaktadır.”

Aynı haberde CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu da, bu olayın siyasi etik kurallarına uymadığını belirterek, insanlardan zorla vergi alınırken ülkeyi yönetenlerin vergi cennetlerine kaçmasını da ‘Çürümüşlük’ olarak değerlendiriyordu.

Bu haberler nedeniyle Çağrı Sarı’ya dava açıldı. ‘hakaret’ ve ‘iftira’ iddialarıyla açılan davada Sarı için 6 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bugün Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde devam edecek olan davanın iddianamesinde savcı şöyle diyor: “Soruşturmaya konu haber yapılan konuların somut verilere dayanmadığı, haber içeriğinde kullanılan ifadelerin içerikleri ve iki gün üst üste tekrarlanmak suretiyle bir algı oluşturmaya yönelik olduğu…”

Gazeteciliğin en temel ilkelerinden biri olan “fikri takip” ilkesi, Türkiye basın ortamında uzunca bir süredir pek önemsenmiyor. Oysa Uğur Mumcu’nun ele aldığı bir konuyu sonuca ulaştırana kadar günlerce yazdığı hatırlanacaktır. Yani savcının ‘Algı oluşturma’ diye tanımladığı, bir konuyu iki gün üst üste işlemeye biz gazetecilikte ‘fikri takip’ diyoruz.  Savcının devamında “Müştekinin görev ve konumları birlikte değerlendirildiğinde” diye önümüze koyduğu cümle ise başlı başına, “Siz kiminle uğraştığınızın farkında mısınız?” anlamına geliyor.

Bu davada yargılanan Eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Çağrı Sarı, tıpkı Metin Göktepe gibi, gerçeklerin halka ulaştırılması konusunda inatçı bir gazetecidir. Tam da bu nedenle, bu konuda yargılandığı iki haberden birinde kendi imzası bulunuyor. Ayrıca, gazeteciliğin önüne dikilen yargı sopasına pabuç bırakmayacak kadar da yüreklidir.

Bu arada Gazetemizin Karikatüristi Sefer Selvi’nin Paradise belgeleriyle ilgili çizdiği bir karikatür nedeniyle Başbakan Binali Yıldırım tarafından tazminat davası açıldığını da hatırlatalım. Başbakan bu dava ile Sefer Selvi ve o dönem yine Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Çağrı Sarı’dan 40’ar bin lira istiyor. 

Biz bu ülkede Cumhurbaşkanının damadı Bakan Berat Albayrak’ın maillerini haberleştirdikleri iddiasıyla gazetecilerin gece evlerinden alınarak tutuklandıklarını biliyoruz. Ama bu haberleri buna rağmen yapmak da, bizim ‘Geçinemiyorum’ diyerek kendisini Meclisin önünde yakan o işçiye karşı sorumluluğumuzdur. Onlar da bunu unutmasın!

www.evrensel.net