Oyun bozuldu


25 Nisan 2018 03:10

AKP’liler ne kadar inkar etse de, seçimi 24 Haziran’da yapma gerekçelerinin İYİ Partiyi seçime sokmamak olduğu anlaşıldı.

Meğer, Bahçeli’nin önce seçim tarihi olarak 26 Ağustos’u açıklaması, Erdoğan’ın aynı günkü konuşmasında üç kere ‘Seçim normal zamanda yapılacak’ demesi, sonra Bahçeli’ye adam göndermeler, ertesi güne randevu vermeler ve 25 dakika “yoğun tartışma” yaptıktan sonra, ‘Madem Türkiye’nin bekası söz konusu neden 26 Ağustos’u bekliyoruz’ deyip 24 Haziran olarak seçim tarihini açıklamak hep “danışıklı dövüş”müş.

Nereden anladık? CHP’nin İYİ Partiyi seçime sokmak için 15 milletvekilini ödünç vermesi hamlesinden sonra AKP ve MHP’lilerin yaptıkları ve söylediklerinden.

Erdoğan, “YSK İYİ Partinin seçime giremeyeceğini cumartesi günü açıklasa idi, bunların hiç biri olmazdı” demiş. Demek ki, onlar şunu planlamıştı: “İYİ Parti ilk kongresini aralık ayında yaptı ama 41 ilde örgütlenmesi ve bu örgütlerde kongre yapıp, onun üzerinden genel kongre yapmaları 1 Nisan günü oldu, o halde 1 Ekim’den önce seçime giremez” diyeceklerdi. YSK’ye de bu doğrultuda baskı yaptılar.

YSK, kendilerine yapılan bütün baskılara rağmen bu kararı veremedi. Çünkü, ortada daha seçimle ilgili uyum yasaları yoktu. Cumhurbaşkanı adayı nasıl olunacak belli değildi. “Grubu olan partiler mi önerecek, 100 bin seçmen mi önerecek, 100 bin seçmen nasıl önerecek, noter kanalıyla mı, seçim kurullarına başvurarak mı, e-devlet üzerinden mi?” belli değildi. Bu konularda yasal bir düzenleme yapılmadan, eski kanunu uygulayarak  “İYİ Parti seçime giremez” deyip, yeni kanunu uygulayarak “100 bin seçmen şöyle cumhurbaşkanı adayı gösterecek” dese Anayasa ve kanunları çiğneme durumu 16 Nisan’daki “mühürsüz zarflar” meselesinden bile daha fazla olurdu. YSK bunu göze alamadı. Fakat, AKP-MHP’nin gözü o kadar dönmüştü ki, YSK’den bunu bile istediler. Kanunu olmadan başkanlık sistemine geçtikleri gibi, her türlü yasayı çiğneyerek, henüz uyum yasaları çıkmamışken, İYİ Partinin seçime giremeyeceğini YSK’nin açıklamasını istediler.

YSK, daha önce seçim takvimini 89 ve 60 güne sıkıştırmıştı. Fakat, bu seçimde takvimi daha da kısaltacak mecburen. 60 gün için 25 Nisan’da takvimin başlaması lazım. Oysa, daha uyum yasası çıkmamış. Uyum yasası çıkacak ve Resmi Gazete’de yayınlanarak kanunlaşacak. Ondan sonra YSK seçim takvimi açıklayacak. Daha yasa yokken YSK taslak bir takvim hazırlamış ve partilere el altından göndermiş, buna göre 100 bin imza 5 gün içinde toplanacakmış.

Yasası yok, taslağı var.

Böyle bir şey olabilir mi? Oluyor maalesef. Muz cumhuriyetlerinde olur. Muz cumhuriyetlerinde ve Ortadoğu diktatörlüklerinde seçimler böyle yapılır.

Cumhurbaşkanı adayına 5 günde 100 bin imza topla demek, TBMM’de grubu olmayan partiler aday gösteremez, tek tek yurttaşlar aday olamaz demektir. Bu sürenin en az bir ay olması gerekir. Zaten baskın seçim yapıyorsun, vatandaş önce aday olmaya karar verecek, sonra çevresinde adaylığı için, imza toplamak için bir çalışma grubu oluşturacak, sonra bu işin mali kaynağını bulacak ve adaylığını açıklayacak. Bunlar 5 günde olur mu? İmza nerede toplanacak o bile belli değil. Daha kimin seçmen olduğu belli değilken, kim beş gün içinde imza verecek?

AKP-MHP ittifakının iktidarı bırakmamak için yaptıkları şimdilik bunlar. Bakalım önümüzdeki süreçte daha neler yapacaklar?

www.evrensel.net