Skandal değil normal


04 Nisan 2018 04:15

Biri (Artuklu Üniversitesi Rektörü); redaksiyonunu yaptığı İslam Ansiklopedisi’nde yer alan bir başlık altında “Yahudilik, Hristiyanlık, komünizm, kapitalizm, demokrasi, sosyal demokrasi vb. şirk düzenlerini doğrulama”nın mürtedlik olduğu, bunların tövbe etmemişlerse öldürülebileceklerini savunuyor. Aynı ansiklopedide erkeklerin cinsel isteklerini yerine getirmeyen kadınların Allah’a isyan etmiş sayılacağı not düşülüyor. 

Öteki (Aydın’lı baba müsveddesi G.K) karısıyla cinsel ilişkiye girerken uzun süredir istismarda bulunduğu kızı N.K’yi odaya alarak, izlettiriyor. 
Beriki (bir tarikat); Antep’te içinde “demokrasi bir kurttur, okullar bir kurttur, okullardaki putlar bir kurttur; çocuklarınızı okullara göndermeyin” ifadeleri geçen bildiriler dağıtıyor. 

Diğeri (Meclis Başkanı İsmail Kahraman); Mecliste sahnelenecek 18 Mart oyununda kadınların yer alamayacağını söyleyerek gösteriye bir saat kala kadın oyuncuları sahneden tasfiye ediyor

Bunlar son bir haftada basına yansıdığı için kamuoyunun haberdar olduğu gelişmeler. Basına yansımayanları, youtube’da videosu dönmeyenleri, belgesi olmayanları bilmek mümkün değil. Son zamanlarda palazlanmalarına, bakanlıkları işgal etmesine izin verilmiş olan, rant paylaşımı esasına dayalı saadet zincirinin giderek irileşen halkaları haline gelmiş tarikatların kapalı evreninde neler dönüyor; sohbet toplantılarında, vaaz oturumlarında dinleyenlere neler aşılanıyor, müritlere ne gibi telkinler yapılıyor ve nasıl yaptırımlarda bulunuluyor bunları bilmek mümkün değil. Tarikat okullarında, öğrenci yurtlarında, sübyan mekteplerinde vb. olan biteni de bilemiyoruz. 

Her biri etrafa ayar veren açıklamaların ve yerleşik ahlak anlayışını derinden sarsan, dolayısıyla insanı insanlığından utandıran vakaları rasyonel akıl, skandal olarak tanımlamaya çok teşne. Çünkü bir şeyin skandal olduğunu ileri sürmenin rahatlatıcı bir yanı var. Onun genele şamil olmayan, yaygın değil sınırlı, sıradan değil raslantısal, normal değil anormal olduğunu varsaymak bir sapmayla baş edilebilir olduğunu düşündürür.  

Oysa bunlar artık tekil skandal örnekleri olmaktan çoktan çıktı. Din adına fetva dağıtan, telkin vaazlarında bulunan, müridine el ayak öptüren, kendisine taptıran şeyhler ve onların alt hiyerarşisi sayesinde, tarikatların yakın ve uzak çevresinde skandal ile normalin yer değiştirdiği bir düzen tesis ediliyor. Pek yakında normal olanın skandal muamelesi göreceği bir gidişat bu.

Şimdi demokrasi bir puttur diyen tarikat yapıları 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ve sonrasında darbeye karşı demokrasi için sokakta olduklarını iddia ediyorlardı. Şimdi palazlanmalarına imkan tanıyan demokrasiyle işlerinin bittiğini, vaktin geldiğini düşünüyor olmalılar. 
Hukuki denetimden çıkmış, “çatlasanız da patlasanız da” bildiğimizi okuruz kafasındaki bu örgütlenmelerin dejenere söylemlerine, dirlik bozucu eylemlerine ket vuracak bir mekanizma yok. Beğenmedikleri insan gruplarını yok etmeye çağıran, cinsel saldırılara zemin hazırlayan bir zararlı olarak topluma durmaksızın müdahale ediyorlar.  .

Oğlan çocuğunun annesinin dizinden, babanın kızının kıyafetinden tahrik olacağını iddia eden din kişileri ile asansörde halvet fantezisi kuran hocaların sohbet toplantılarında defalarca tekrarladıkları buyruklar apış arasından başka bir şeye kafa yormayan geniş bir kitle de yarattı. Kızına, annesiyle sevişme sahnesini izlettiren baba müsveddesinin münferit bir hadise olduğunu bu yüzden varsayamıyoruz.

Bunun acil bir çözümü olmalı. 

Ancak saadet zincirinin halkalarını bu tarikatlar sayesinde çoğaltan, siyaset kürsülerini cuma vaazlarına ve dini sohbet toplantılarına çeviren, bu dini yapılarla aynı sözleri değişik cümlelerle tekrarlayan, halkı benzer içerikli telkinlerle hizaya sokmaya çalışan siyasilerin dinin güncellenmesi talebini ciddiye almak mümkün değil. 

Yapılacak tek şey devletin, siyasetin bu zihniyetle alakasını kesmesi; iğdiş edilmiş hukuk sisteminin yeniden kurularak yaptırımların belirlenmesidir. 

Ancak iktidarın böyle bir siyasi tercihi yok. Çünkü tarikatlar bir siyasi ortaklığın da unsurları. Bunu 15 Temmuz sırasında da gördük; en küçük hak arayışı için bile sokağa çıkacak kesimlere karşı alınacak önlemleri içeren KHK’nin çıkarılmasında da gördük.  

Tarikatlar boş sözler söyleyen oluşumlar değil toplumsal muhalefete karşı muhtemel bir şiddetin potansiyel unsurları olarak da istim alıyor. 
Tövbe etmemişlerse sosyal demokratları, komünistleri, Hristiyanları, demokratları öldürmekten bahsedebilen bir zihniyetin komünist öğrencilere Boğaziçi’de eğitim hakkı tanımayan, Meclis sahnesinden kadınları kovan siyaset kişilerinin sözlerinden cüret bulmadıkları söylenebilir mi? Çok zor. 

Bir güncelleme gerekir evet, ama siyasetten başlayarak. Aksi, bataklıkta sinek avlamaktan başka bir işe yaramayacaktır.

www.evrensel.net