Güvenlik soruşturması


28 Şubat 2018 05:13

Son bir yıl içinde şöyle bir uygulama var. Bir okulu bitiriyorsunuz. KPSS’yi geçiyorsunuz. Bir kamu kuruluşuna atanıyorsunuz. Gerekli evraklarınızı tamamlayıp kamu kurumuna başvuru yapıyorsunuz. Fakat, güvenlik soruşturması nedeniyle, göreve başlayamıyorsunuz. Aylarca bekledikten sonra ”657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendindeki atama şartlarını taşımadığınız anlaşıldığından, atamanız yapılamamıştır” diye bir yazı alıyorsunuz.  

Ya da doktorsunuz, tıp fakültesinden mezun olduktan sonra devlet hizmet yükümlülüğü kurası sonucu belirlenen devlet hastanesinde göreve başlayacaksınız, uzmanlık sınavını kazandınız, uzmanlık eğitimine başlayacaksınız güvenlik soruşturması nedeniyle başlayamıyorsunuz.

En az üç yüz doktorun ve binlerce memur adayının böyle hukuka aykırı bir şekilde mağdur edildiğini gazeteler yazıyor.

Oysa memurluğa engel bir durumunuz yok. Herhangi bir suç nedeniyle mahkumiyetiniz yok. Askerlik sorununuz yok.

Son bir senedir, yasal koşullar dışında güvenlik soruşturması diye bir AKP soruşturması var. MİT, polis sorgulaması yapıyorlar. MİT ya da polisten; amcasının oğlu hakkında FETÖ soruşturması yapılmış, dayısının oğlu PKK’li olabilir gibi bir bilgi gelirse memuriyete başvuranın bağlı olduğu bakanlık başvuruyu reddediyor. Niye AKP soruşturması diyorum? Çünkü bir akrabası FETÖ üyesi olsa dahi AKP’ye biat etmişse ve önemli bir AKP’liden referans almışsa bu “güvenlik soruşturması”ndan yırtıyor.

“Güvenlik soruşturması”nı geçemeyenler boşuna “Suçlar ve cezalar şahsidir. Akrabam nedeniyle ben suçlanamam, AKP’li yöneticilerin çoğunun damatları, akrabaları FETÖ’cü idi vb.” desin. Seslerini kimseye duyuramıyorlar. Tamamen hukuka aykırı bu duruma mahkemelerden olumlu bir karar henüz alınamamış.

Mağdurların bazıları ümidini yitirip yurt dışına gidiyor.

Güvenlik soruşturmasından önce benzer yöntemlerle kamudan ihraç ve açığa alma uygulamaları gelmişti. Gazetecilerin sarı basın kartlarını geçersiz kıldılar.

AKP iktidarının uygulaması iç savaş sonrası Yunanistan’daki faşist iktidarın muhalif vatandaşlardan pişmanlık ve biat dilekçesi almasına benziyor. Benzer uygulamalar faşist iktidarlarla yönetilen bazı ülkelerde de olmuştu.

Toplu cezalandırmalar feodal dönemde yaygındı. Burjuva hukuku bu sistemi değiştirmekle övünür her zaman. Ama, hiçbir burjuva hukukçusu şimdi çıkıp da bu çağ dışı uygulamayı eleştiremiyor.

AKP, güya 12 Eylül 2010 referandumu ile 12 Eylül 1402 mağdurlarının mağduriyetlerini giderdi. Şimdi aynı şeyi kendileri yapıyor. Yeni mağdurlar yaratıyor.

Mağdurların, mağduriyetleri, üç beş sene sonra telafi edilmeye çalışılacak. Elbette mağduriyetleri yüzde yüz karşılanamayacak. Fakat, onları mağdur edenler 12 Eylül iktidarı gibi tarihin kara sayfalarına yazılacak.

www.evrensel.net