13 Ocak 2018 04:15

Gidenlerden kalanlara

Paylaş

Geçtiğimiz hafta bu satırlarda, “Kalıcı mı Gidici mi?” başlığıyla 3. Lig’deki gruplarda sezonun ilk yarısının bitiminde zirvede ve ‘düşme hattı’ olarak nitelendirilen son üç sırada yer alan kulüplerin bu ligdeki geçmişlerini ele alarak akıbetlerine dair çizilecek bir tablonun ilk adımını atmıştım. Bu hafta ise, geçtiğimiz haftaki verilerin kısa bir özetini takiben durumun analizini yapacağız… 

İlk dikkat çeken nokta, düşme hattında yer alan takımlar arasında iki Hatay ekibinin oluşu. Profesyonel liglerde birisi (Hatayspor) 2. Lig’de, kalan üçü ise 3. Lig’de yer alan dört takımın ikisi (Kırıkhanspor ve Payasspor) düşme hattındayken Erzin Belediyespor ise düşme hattının sadece iki puan üstünde! Bu noktada seçenekler bizi iki yola sevk ediyor: Hatay’ın içinde bulunduğu savaş ikliminin etkileri veya 2. Lig’de zirve savaşı veren Hatayspor’a odaklanmış yerel güçlerin diğer takımları ötekileştirmesinin sonuçları. İkinci seçeneği, daha önce Kocaelispor-Körfez FK, Çorumspor-Çorum Belediyespor gibi eşleşmelerde gördük. Fakat ilk ihtimal de, yabana atılacak gibi değil… Tabii, her şeyin de ötesinde bilhassa Kırıkhanspor’un geçtiğimiz yıllarda kümede birkaç puanla kalabildiği sezonları hesaba kattığımızda gidişatın öngörülemez olduğunu da iddia edemeyiz.

Zamanla düzeleceği umulduğu halde, bu yönde bir emare göstermeyen bir diğer şehir takımı da Bursa’nın 3. Lig’deki temsilcisi Orhangazi Belediyespor olsa da, Oyak Renaultspor iken zirve hattını zorlayan ve ismi değiştikten sonra her ne kadar playoffu ıskalasa da bu sezon düşme hattından kurtulamayan Yeşil Bursa’ya da ayrı bir parantez açılmalı. Bursa’nın futbolcu yetiştirme konusunda ekol olduğu dönemleri hatırlayanlar, futbolcu yetiştirme gayesiyle işletildiği iddia edilen 3. Lig sisteminde bu takımların nasıl olup da bu durumda olduğunu düşüneceklerdir. Cevap belli: 3. Lig, futbolcu yetiştirmenin yeri değil!

En ilginç durumlar ise, Bölgesel Amatör Lig ile 3. Lig arasındaki farklar konulu tez yazdırabilecek takımlarda vuku buluyor. Yeni Altındağspor’un BAL’da üç sezonun sonunda playoff ile 3. Lig’e yükseldiği sene, üç yıl önce BAL’dan yükselmiş Tekirdağspor’un önce beş puanla, sonra averajla kümede kaldıktan sonra bu ligdeki üçüncü yılında, Arsinspor’un 2015-2016’da BAL’a düşüp düştüğü sene tekrar yükselmişken küme düşme hattında yer almalarını nasıl değerlendirmeliyiz? Peki ya 2012’de BAL’da yola çıkan ve ikinci sezonunda 3. Lig’e yükselen; ilk iki sezonunda 45 ve 47 puan toplayan, üçüncü sezonunda 55 puanla playoffa kalan ve deplasmanda elenen ÇAtalcaspor’un bu sezon düşme hattındaki görünümüne ne buyurulur?

Misal, bu ligler arasındaki tempo ve kazanma stratejisini ele alsak başarıya ulaşabilir miyiz? Bu konuda en net ölçümü Halide Edip Adıvar SK üzerinden yürütelim. Şu sıralarda 3. Lig’de playoff hattında yer alan İstanbul temsilcisi 2013-2014’te ilk kez mücadele ettiği Bölgesel Amatör Lig’den playofflar ile 3. Lig’e çıkmıştı. Profesyonel liglerdeki ilk sezonunda ise dört puanla tekrar BAL’a düştüyse de, düştüğü sene şampiyon olarak yükselmiş ve 3. Lig’deki ikinci sezonunda ise iki puanla playoffu kaçırmıştı. “Ders çıkarmak” mı demiştiniz? Playoffu kaçırdığı geçtiğimiz sezonun ilk devresinde 24 puan toplamış ve yükselme hattının dört puan gerisinde devreyi kapatmıştı. Bu yıl ise geçtiğimiz sezonki devrenin sınır hattı olan 28 puanı topladı ve grubunda dördüncü sıraya kuruldu…

Şartlar göz önüne alındığında üç basit önerme bizi bekliyor. ‘Ders çıkarmak’ konusunu Halide Edip Adıvar örneğiyle ele aldığımıza göre onu geçebiliriz. Geriye ne kalıyor? Travmatik durumlar ve bu durumları aşmaya muktedir olmayan yönetimler ilk akla gelen seçenek. Bu yazıdan bağımsız olarak, Kızılcahamamspor örneği incelendiğinde görüntü oldukça netleşecek…

İşlerin yürüyüş tarzına hakim olma şansımız çok düşük olduğu için ancak ve ancak fikir yürütebiliriz. 

Menajerlere kulüplerin bir tek anahtarını vermeyen bilinçsiz, müsrif yönetimler; sadece yerel siyasette birkaç puan kazanmak için semt takımlarını görünürde ‘omuzlayan’ ama asılda ise kendisine borçlandırmaktan başka bir şey yapmayan yöneticiler veya sırtını sadece belediyeye dayayan işgüzar futbol ‘sarrafları’ kulüplerin bu hale gelmesinde ne kadar sorumlu olabilir ki?

Şampiyonluk hattındakilere kısaca göz attığımızda ‘ne kadar’ sorusunun cevabı da belli olacaktır muhtemelen…

Eskiye dayanmayan geçmişlerine rağmen, dört yıl mücadele ettiği BAL’dan 2015’te 3. Lig’e yükselen ve ilk senesinde dört puanla kümede kalan ve geçtiğimiz yıl ise playofflarda elenen Manisa BBSK bu sezon devreyi lider kapattı. Aynı şekilde, yedi yıllık bir geçmişi olan Utaş Uşakspor da geçtiğimiz sezon bir puanlık farkla BAL’da zirvede tamamladığı sezonu playofflar ile 3. Lig’e çıkarak noktalamış olsa da; bu sezonun ilk devresini de lider kapatarak yükselişini sürdürdü. Benzer şekilde bundan beş yıl önce 2. Lig’e yükselen, bu ligdeki üçüncü sezonunda küme düşen ve geçtiğimiz sezon ise altı puanla 3. Lig’de altı puanla kümede kalan Pazarspor ise bu sezonun devresini lider kapatarak düşüşü tersine çevireceğinin sinyallerini verdi. 

Kalan takımlar, ligde kaldıkları için sevinmekle bu kadar meşgul olmasalar da; gidenlerin bıraktıkları mesajları takip etseler… Daha mı güzel olur futbol ortamımız? Yoksa“Ah şu küme düşme olayı olmasa, ne güzel yönetilir bu futbol kulüpleri!” diyen yöneticilerin nesli devridaim mi?

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa