100. yılında ilham kaynağı...


11 Kasım 2017 04:15

7 Kasım’da, 1917 Ekim Devrimi’nin 100. yılını kutladık.

Dünyanın dört bir yanından işçi ve emekçiler, gençler ve kadınlar sosyalizme özlemi dile getirdiler.

Kapitalizmin onulmaz hastalıklarının depreştiğinde, her kriz döneminde olduğu gibi “Acaba Marx haklı mıydı?” sorusunun yeniden duyulduğu günümüzde, geriye dönüşten, kapitalist restorasyon ve emperyalist Rusya’ya evirilme gerçeğine kadar yaşanmış bir çok kötü gelişme bilinerek, Ekim Devrimi ve sosyalizm parlayan bir yıldız olarak dünya işçi ve emekçileri için umut olmaya devam ediyor.

Moskova başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde Marx, Engels, Lenin, Stalin posterleri ve kızıl bayraklarla yürekler doldu taştı.

Eski Rus takvimine göre 25 Ekim’de kışlık sarayı, işçi, asker ve köylü sovyetlerince ele geçirilmiş ve Rus İmparatorluğu’nun baskıcı rejimi çarlık dağıtılmıştı.

Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı, ekim devrimiyle son bulmuş, Rus ve Osmanlı İmparatorluğu yıkılmıştı.

Köhnemiş kapitalist dünya en karanlık yerinden bir ışık huzmesine boğulmuş,paslı zincir kırılmış, yeni bir çağa kapı aralanarak, “Buz kırılmış, yol açılmıştı.”

Marx ve Engels’in Komünist Manifesto ile temellendirdiği  sınıf programı, Paris Komünününden 46 yıl sonra, Rusya’da işçilerin ve emekçilerin yüzünü güldürürken, tüm dünya işçi ve emekçileri için hava dönmüştü.

Marks ve Engels artık yaşamıyordu, ancak, onların temellendirdiği bilimsel teori, onların sundukları deneyden ve yaşananlardan da beslenerek Bolşevik (Komünist) Partinin önderliğinde Sovyet Devrimiyle ete kemiğe bürünmüştü.

Köhnemiş dünyaya alternatifsiz değildi ve böyle sürmeyecekti.

Yerel kalan 1871 Paris Komünü ile 71 gün iktidar deneyimi yaşayan ve ancak yenilen işçiler,  25 Ekim 1917’de kapitalist dünyanın başka bir ana karasındaki sınıf kardeşlerinin Sovyet iktidarıyla hamle yapmışlardı. Bayrak burçlara dikilmişti.

Dünya işçi sınıfının Paris Komünü ile yaşadığı acılar, Sovyet Devrimi ile yeni sevinçlere, şevk ve heyecana, yeni umutlara yol açmıştı.
Marx’ın, ilk işçi devrimi olan Paris Komünü deneyiminden sonra ortaya koyduğu zaafları ve yanlışları işlemeyecek denli güçlü bir işçi partisinin, Bolşevik Partinin varlığı işçi iktidarı için kilit meseleydi.

Arkasından yeni devrimler de gelecekti...

Olmadı. Dünya burjuvazisi ve gerici güçleri birleşip yek vücut oldu; Amerika, İngiltere ve Avrupa, sınıfa ve sınıf örgütlerine karşı amansızdı, ruhunu kendi burjuvalarına satan döneklerin, sosyal şovenlerin de desteğiyle Avrupa’daki hareket ezildi. Alman Devrimi yenildi. Karl Liebknecht, Roza Luxemburg 1919’da vahşice öldürüldü.

Ancak,Ekim Devrimi’nin dünyanın bir çok yerindeki yeni devrimlere ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelelerine ilham kaynağı olması engellenemedi. Marxizm-Leninizm ve sosyalizm güç ve prestij kazandı.

Devrimin Lideri Lenin, Kömün’den kalan bir kızıl bayrağa sarıldı. Kurucusu olduğu SSCB, onun ölümünden sonra Stalin’in başkanlığında yoluna devam etti. 

Hitler faşizmi ve 2. Paylaşım Savaşı’na gelindiğinde,1929 dünya ekonomik bunalımından etkilenmek bir yana, güçlenerek çıkmış bir SSCB vardır. Ve iç savaşta çelikleşmiş, işçilere ve halka dayanan Kızıl Ordu...

Dünya işçi sınıfı ve halkları için parlayan bir yıldızdı sosyalizm.

Hitler faşizmi yenilir. Eski iktidarların bir çoğu yıkılır. Dünya ve SSCB halkları büyük bedeller ödese de Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Çin’de ve dünyanın bir çok bölgesinde demokratik halk cumhuriyetleri kurulur, Arnavutluk’ta sosyalizm inşası başlar. Ulusal ve sosyal kurtuluş hareketleri, örgütleri, partileri güç ve moral kazanır.

SSCB, bir halklar hapishanesi olan Rus İmparatorluğu’ndan, her ulusun, her halkın, cumhuriyet, özerk bölgeler olarak, ya da diliyle, kültürüyle özgürce gelişip güçlendiği özgün yönetimlerle yoluna devam eder.

Ancak kapitalist kuşatma, içeriden ve dışarıdan aman vermeyecektir. İşçi ve emekçiler, tüm ezilen halklar için hep bir ilgi, moral, çekim ve feyiz merkezi olan SSCB’yi yıkma çabasına ara verilmez.

SBKP 20. Kongresi, bugün gelinen sonun başlangıç taşlarını döşemiş oldu ve iki sınıfın kıyasıya savaşında işçi sınıfı (İçeriden ve dışarıdan süren kuşatmaya) bir kez daha yenik düşer.

Ancak, sosyalizm deneyimi kapitalizmin her alandaki alternatifi olarak tertemizdir, güçlü ve günceldir. 


1871’de Paris Komünü ile 71 gün iktidar olan işçi sınıfı ve emekçiler, “Demek ki olmuyor” demedi, yeniden ise başladı ve1917 ekiminde SSCB kuruldu. İşçi iktidarı, yani sosyalizm on yıllarca yaşadı.

Ve, Ekim Devrimi, 100. yıl dönümünde, Türkiye ve tüm dünya işçi sınıfının, emekçilerinin ve ezilen halklarının kurtuluş pusulası olmaya devam ediyor.

www.evrensel.net