10 Ekim 2017’nin ardından


13 Ekim 2017 04:50

Cehennem acı çektiğimiz yer 
değil, acı çektiğimizi 
kimsenin duymadığı yerdir. 

Hallac-ı Mansur

Tarih 10 Ekim 2015’ti. Türkiye’nin başkentinde, güvenlik ve istihbaratın en üst düzeyde olduğu zannedilen yerde Ankara’da yaşadık büyük acıyı. 102 canımız katledildi. Geriye yüzlerce sakat ve acıyla yaşamaya mahkum insan kaldı.  

Devlet üç günlük yas ilan etmişti hani, hatırladınız mı? Araştırma, inceleme, belge bilgi toplamışlar, üstelik soruşturmanın gizliliği için bir sıkı çalışmışlar ki sormayın. Katliamdan bir yıl sonra ancak dava açılabilmişti. Bir de ne görelim ifadesi alınacak bir kamu personeli dahi yok. ‘Devletin memuru hiç suç işler mi?’ öngörüsü olsa gerek. Dava dosyasında katliam yok, terör var. ‘Gar patlaması, terör olayı,’ tanımlar böyle. Daha dosyasında ‘katliam’ tanımı yazamayan dava görülüyor anlayacağınız. 

Geldik katliamın 2. yılına. Ankara’da anma yaptırılmadı. Devlet yine en iyi bildiği işi yaptı: Gaz, plastik mermi, tazyikli su... Devlet gücünü bir kez daha gösterdi. Gerçi yeni değildi bu her ayın 10’unda genellikle tekrarlanan manzaralardı. Ama belki 2. yılı diye bir kez olsun olay çıkarmaz diye beklemiştim. Yanıldım. 

Unutmamak ve unutturmamak için yaşananları  bir hatırlayalım.

Roboskî 2011 (34),  Reyhanlı 2012 (54), Gezi 2013 (12), Soma 2014 (301), Ermenek 2014 (18) Diyarbakır HDP mitingi 2015 (4), Suruç 2015 (33), Ankara 2015 (102)…

2011 ile 2015 yıllarında toplamda 558 insan katledildi ve yüzlerce yaralı… Peki siyasi veya idari görev üstlenenlerden bir tane olsun sorumlu başbakan, bakan, mülki amir yok muydu? Bir tane istifa eden duydunuz mu?

Kardeşliğin gereği katliamların sorumlularının cezalandırılmaları için hesap sormaktır.

Bu gün bırakın hesabı anma yaptırılmıyor. 

Çünkü; başkasının acısına bakmayan bir toplumda muktedirlerin tezgahları hiç boş kalmaz…

Katliam yaşandığında haftalarca manşetlerinden indirmeyen yaygın ve havuzda yüzen medya  katliamın 2. yılında 3. sayfa haberi olarak bile değer görmedi.  Anaların ahı, o havuzunuzda sizi boğacak. Hani Türkiye’ye yapılan saldırıydı? Hani kardeşliğimize yapılan saldırıydı. Hani falandı filandı Yalancısınız... 

Bu topluma her şeyi yapabileceğinizi zannediyorsunuz. Oradan bakınca belki öyle görünüyor. Gerçeklerin üstü örtülebilir ama hakikatin gücü o örtüyü atar. Siz yalnızca 102 kardeşimizi öldürdüğünüzü zannediyorsunuz. Ama onlardan binlercesi doğuyor. Baba olacağının bilgisine dahi sahip olmadan katlettiniz Gökmen’i. Şimdi bir yaşını doldurdu oğul Gökmen Dalmaç. Babasının katlini unutacak mı sanıyorsunuz? 

Unutmayınız. Resmi tarihe karşı hakikatin tarihi gayriresmi tarih olarak yazılıyor. Gören göz, duyan kulak, yaşayan hakikati yazıyor. 

www.evrensel.net