1 milyon kadın evde ne yapıyor?


31 Ağustos 2017 05:00

2015 yılı itibarıyla 1 milyon civarında kadın çocuk bakımı ile uğraştığı için, yaklaşık 112 bin kadın ise yaşlı bakımı yüzünden ‘eve döndü.’ Kadınlar, çalışma hayatına yeni başlamışken çocuklar yüzünden, çalışmaya başladıktan sonraki zamanlarda ise bu sefer de yaşlı ya da engelli bakımı yüzünden eve dönüyorlar. 

‘Çocuk bakımı’ gerekçesiyle çalışamayan 260 bin kadın, ‘Kreşler çok pahalı’ diyerek, 900 bin kadın ‘Çocuğuma kendim bakmak istedim’ diyerek açıklıyor durumu.  ‘Çocuğuma kendim bakmak istedim’in pohpohlanan ‘iyi annelik’le birlikte geçim yükünün ağırlaşan bir yük haline gelmesi ile de büyük ilgisi var. Yaşamsal ihtiyaçların korkunç derecede pahalanması, buna rağmen ücretlerin ha bire erimesi de pek çok kültürel faktörün yanı sıra oldukça etkili. 

2007-2015 yılları arasında ‘evlilik’ ve ‘Eşim istemiyor’ gibi gerekçelerle işten ayrılanların sayısı da yarı yarıya düşmüş. Bunu ‘Kadınların çalışmasına artık daha olumlu yaklaşılıyor’ diye değerlendirenler var. Ama aslında bu düşüş kadınların ‘Evde olmasının’, ‘annelik-eşlik’ görevlerinin bu kadar pohpohlandığı bir memleket atmosferinde esas olarak aile geçimi için tek kişinin ücretinin yeterli olmaması, zorunlu ihtiyaçların karşılanamıyor olması gibi çok maddi bir temele dayanıyor. Ama bu ‘Zorunluluğun yarattığı olumluluğun’ kadınların çalışma yaşamında var olmalarını güçlendiren bir yanı yok. Çünkü kadınlar aldıkları ücretle kreş maaliyetleri arasında bir kıyaslama yaparak işten ayrılma kararı almak zorunda. Kötü işlerde, ucuza, yarın ne olacağını bilemeden, üstelik bir sürü yaşamsal zorluk arasında ‘Çoluk çocuk da sefil oluyor ya...’ gibi bir vicdan muhasebesiyle de sürekli karşı karşıya bırakılarak tutunmaya çalıştığımız çalışma yaşamında kadınların ne yapmak istediğinden çok ne yapmak zorunda kaldıkları belirleyici oluyor.

Peki 1 milyon kadın çocuk bakım sorunu yüzünden eve dönmek zorunda kaldı da, hâlâ çalışanların durumu ne? 

Kadınların yüzde 45.6’sı 1000 TL’nin altında aylık ücret alıyor! Çalışan kadınların toplamda yüzde 7.2’si yarı zamanlı çalışıyor. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 1’i ek iş bakıyor. Neden? Kadınların yüzde 34’ü ‘Aldığım ücret ihtiyaçlarımıza yetmiyor’ diyor,  yüzde 29’u ‘çalışma koşullarından memnun değilim’ diyor. 

Bu tablo bize ne gösteriyor?

Türkiye’de kadınların istihdama katılımının önündeki en önemli engelin çocuk bakım yükü olduğu hem iktidarın hem de sermayenin üstüne üstüne gittiği bir olgu haline geldi. Sürekli bu meseleyi öne çıkararak yasal düzenlemeler yapılıyor. Ama bu düzenlemeler kadınların istihdama katılması için değil, istihdamdaki kadınların çok çocuk doğurup, yarı zamanlı ve eğreti işlerde çalışması üzerine kurulu adeta. Yani kadınlar bakım yükleri yüzünden karşı karşıya kaldıkları işsizlikten ‘eğreti, kötü, güvencesiz işlere’ mecbur edilerek ‘kurtarılıyor.’ Bu da iktidarın fırsatçılığını kadınlar için içinden çıkılmaz bir döngü haline getiriyor. Bir yandan kayıt dışı çalışan kadın sayısı sermayeye ucuz emek sağlayan bir kaynak olarak yükselirken; öbür yandan çeşitli sebeplerle istihdamın dışındaki kadınlar yaşadıkları gerçek çözümler üretilmeden, sosyal yardımlar gibi çok daha ucuz ve geçici uygulamalarla rölantide tutuluyor. 

Hükümet kadınların asli sorumluluğunu evdeki işler üzerinden tanımlamaya devam ettikçe, kadınlar iş yaşamında misafir olmaya ve bu durum sermayenin elini güçlendirmeye devam edecek. Kadınların emeklerine daha çok yabancılaştığı, hani neredeyse bir kölelik haline gelen duygusal bakım yüklerine daha çok değer atfettikleri, üretim süreçlerinde varoluşlarıyla kazanabilecekleri ekonomik, kültürel, sosyal birikimlerden uzaklaştıkları, evin işinin kısır döngüsünde kadınların yaşama ve birbirlerine de giderek daha az ilgi gösterdiği bir dönüşüm bu aynı zamanda... Hem iktidar, hem sermaye için gül gibi, kadınlar ve işçi sınıfı için cehennem gibi... 

* Rakamlar büyük oranda Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonunun (TÜRKONFED) hazırladığı İş Dünyasında Kadın Raporunda yer alan rakamlar... 

www.evrensel.net