Kürdistan'da bağımsızlık referandumu


26 Ağustos 2017 04:15

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi bağımsızlık referandumuna gidiyor... 

Barzani yönetimi bu kararı alırken elbette bir çok hesap yaptı.

Süregelen ekonomik, sosyal, siyasal sorunların içinden çıkılmaz bir hal alması; yolsuzluk iddiaları, basın, düşünce, ifade özgürlüğü alanındaki ihlaller, muhalefetin yok sayılması çabaları, yasal olarak başkanlık süresi bitmiş olmasına rağmen Barzani’nin fiilen başkanlık koltuğunda oturuyor olması, aile ve aşiret tahakkümü ve tek parti diktası eleştirileri, Yekiti, Goran Hareketi ve diğer parti ve örgütlerin eleştiri ve uyarılarına kulak asmaması...

Barzani yönetimi bu kararı, daha birçok gelişme ve eleştirinin yaşandığı bir dönemde aldı.

25 Eylül’de bağımsızlık referandumu, ardından başkanlık ve parlamento seçimleri...

Barzani bunca yıpranmışlığına, artan güven erozyonuna çare olarak böylesi bir atak yapmış oldu...

Önce referandum...

Bağımsızlık referandumu, bir nevi yaşam iksiri görevi görecek.

Yönetim, referandumu kazanmış ve güçlenmiş olarak seçime gidecek, seçimleri de kazanacak... Hesap böyle.

Referandumla, bağımsızlık kartını eline geçirmiş olan Barzani’nin bunu hemen uygulamaya geçirmek yerine bir süre daha değerlendirmek isteyeceği de kuvvetli bir olasılıktır.

Kürtler için referandum ve bağımsızlığın nasıl tatlı bir hayal olduğunu en iyi bilebilecek kişi Barzani’dir.

Kürtleri, “Bağımsızlık Referandumu” kadar motive edecek başka bir hedef, bir plan düşünülemezdi.

Bir röportajında Barzani, “Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nde dünyaya gözlerimi açtım, Bağımsız Kürdistan’da gözlerimi yummak istiyorum” mealinde sözler etmişti.

Bu dönem, yüzyılın ezilmişliğini yaşayan her Kürt’ün hoşuna gidecek sözler ediyor...

Refenanduma hayır diyecek tek bir Kürt’ün bile çıkmayacağını bilerek, muhalefeti yok sayan da KBY.

Ancak, Barzani, muhalefetin ve tüm çevrelerin Bağımsızlık referandumu kararına ortak edilmemesi karşısında yükselecek tepkilerin de giderek yerini bir mecburiyete bırakacağını bilecek kadar da kurmaz bir politikacı...

Şimdiye kadarki sonuçları itibariyle de öyle oldu...

Nihayetinde yönetimi tarafından alınan bağımsızlık referandumu kararı, artık halkın ortak iradesi haline gelmiş oldu.

Birçok engele, süren çok denklemli hesaplara ve pazarlıklara, humalı diplomasiye rağmen görünen o ki referandum yapılacaktır. BM’nin dahliyle, Kürdistan Bölgesi’nin meşruiyetini arttıracak, KDP ve Yönetimin elini güçlendirecek bir gelişme olması halinde yeni bir durum olası olmakla birlikte, süreç işlemektedir.

Artık, 25 Eylül, Kürtler için olduğu kadar bölge halkları için de önemli bir gün...

Emperyalist güçler başta olmak üzere başta Ortadoğu coğrafyası ile bir biçimde ilişki içinde bulunan her politik güç ve çevre için de 25 Eylül’ün önem arz ettiğini bir çok gelişmeden görebiliyoruz.

Türkiye ve İran ise atakta... Hatta Irak Hükümetinden daha tahammülsüzler.

Türkiye ve İran’ın referandum tarihi yaklaştıkça ilişkileri ısıtmaları, üst düzey görüşmeleri sürdürmeleri, İran Genelkurmay Başkanı Bakıri’nin ziyareti, yeni anlaşmalar, Bakıri’nin AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabulü, yine Erdoğan’ın Ürdün ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere verdiği beyanatında “Gözü karartırız” falan demesi, Çavuşoğlu ve Kalın’ın üst perdeden açıklamaları, Bahçeli’nin “referandum savaş ilanı” demesi suları bulandırıyor olsa da; görünen o ki, Türkiye’nin ve İran’ın referandumu engelleyici bir etkileri bulunmamaktadır.

Türkiye, İran, Irak ve özgün bir süreç yaşanıyor olmakla beraber Suriye hükümetleri, bağımsızlık referandumunun nasıl sonuçlanacağını tahmin edebiliyorlar ve bunun gelecekte egemenlikleri altında ezdikleri Kürtler için örnek teşkil edeceğini var saymaktadırlar.
Ancak, artık gidişatı baskı, inkar, şiddet, asimilasyon araçları kullanarak durdurmanın mümkünü kalmamıştır.

Ya Kürtlere seçenek sunulacaktır ya da Kürtler kendi yollarını şu veya bu biçimde bulacaklardır.

Yazının girişinde IKBY için değerlendirmelerde bulunduk, az bile yazdık. KBY için hemen her alanda çok şey söylemek, eleştirmek mümkün...
Ancak, Barzani yönetiminin iyi ya da kötü oluşunun ötesinde bir sorun var.

Sorun, milyonlarla ifade edilen bir halkın irade beyanı... Bir halkın kendi geleceğini belirleme, kendi kaderini tayin etme girişimi, çabası...

Ayrıca Kürtleri esaret altında tutan hiç bir bölge devleti, Barzani yönetiminden daha masum, daha demokratik, daha çok hak ve hukuk peşindeki yönetim de değil.

Kürtlerin, gelecekleri hakkında referandumla karar vermek istemelerinden daha anlaşılır bir durum olamaz.

www.evrensel.net