Taksilere kamera: Sistemin gözleri kulakları


22 Temmuz 2017 05:00

Geçtiğimiz gün, Emniyet Genel Müdürlüğünün yayımladığı bir genelge ile taksi, minibüs ve otobüslerde en az 7 gün süre ile kayıt yapabilen kamera ve kayıt cihazlarını ve bu cihazlarla sürekli kayıt almayı zorunlu tuttuğu ve İstanbul Taksiciler Esnaf Odası ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Güvenli Taksi projesi kapsamında bu cihazların İstanbul’daki taksilere takılmaya başladığı ortaya çıktı. İstanbul Barosu söz konusu genelgenin iptali için Ankara 17. İdare Mahkemesine başvurdu. Baro, iptal istemi için gerekçelerini kişisel veri olan ses ve görüntülerin kayda alınmasının Anayasa, yasa ve uluslararası mevzuata aykırı olmasına, kanun olmaksızın bunun genelge ile sağlanmasına, kaydedilen verinin ne kadar süre için saklanacağına ve nasıl kullanılacağına dair bilgi verilmemesine dayandırıyor ve kamusal ve özel alanda kişisel veri olan bireylerin ses ve görüntülerinin kaydının alınmasının özel hayatın gizliliğini ihlal etmek olacağını vurguluyor.

Baronun iptal istemi için oldukça anlaşılır gerekçeleri var. Öte yandan her gün geçtiğim yol üzerinde onlarca güvenlik kamerası kaydımı alıyor. Bu kameraların bir kısmı çeşitli şirketlere ait güvenlik kameraları bir kısmı ise devlet tarafından kurulan MOBESE kameraları, bir kısmı ise  bindiğim toplu taşıma araçlarındaki kameralar. Söz konusu kameraların videolarını uç uca eklesek neredeyse evden işe gidişim kesintisiz olarak izlenebilir. Utanmasalar evimizin içine bile kamera/kayıt cihazı sokacaklar diyeceğim ama zaten utanmayıp soktular/soktuk. Bir kameraya sahip akıllı televizyonlar, bilgisayarlar, akıllı telefonlara ve ağa bağlı pek çok cihaz çeşitli şekillerde ses ve/veya görüntü kaydı alıyor. Üstelik pek çok örnekte bu bilgi okumadan onayladığımız son kullanıcı lisans sözleşmelerinin içinde en bulunmaz, en okunmaz yerlere gizleniyor. Denklemin bir yanında taksicilerin gasp vb. nedenlerle yaşadıkları güvenlik kaygıları duruyor. Denklemin bir başka yanında ise kadınların taksilerde yaşadıkları taciz vakaları. 

Tek tek her bir sistem için görüntülere kimin erişimi var, nasıl kullanılabilir, ne kadar saklanacak, sisteme dışarıdan müdahale edilebilir mi (örneğin taksici videolara erişebilir kopyalayabilir ya da silebilir mi?)  gibi pek çok sorulması gereken soru var.

Daha fazla kamera daha güvenli bir ülke yaratır mı? Bana pek mümkün gelmiyor. ABD’de pek çok eyalette polislerin vücut kamerası ve/veya araç kamerası kullanması zorunlu. Görüntüler pek çok durumda merkezi sistemde toplanıyor. Ancak bunun ABD’de polis şiddetini önlemede ciddi bir fayda sağladığını söylemek oldukça zor. 17 yaşındaki Laquan McDonald’ın polis tarafından 16 el ateş edilerek öldürülmesi davasında öldürülme anının görüntülerinin 400 gün boyunca mahkemeden gizlenmesi bu konuda ilk aklıma gelen örneklerden. Benzer daha pek çok örnek var. Bizde de kamera görüntülerinin kaybolduğu, silindiği, kameranın bozulduğu onlarca vaka sayabiliriz. Dört bir yandan üzerimize çevrilen kameraların sadece kamera olmadığını, mevcut sistemin gözleri kulakları olduğunu ve sistemin işine gelmediği yerde bu gözlerin yumulup bu kulakların tıkanacağını akılda tutmak gerek. 

www.evrensel.net