Düşen helikopter, ölümler ve gerçekler


03 Haziran 2017 05:00

Şırnak’ta... 
Uludere’de... 
Şenoba Beldesinde... 
Kato Dağı’nda... 
Yani on yıllardır savaş alanı olmaktan çıkarılamayan topraklarda...
İçerisinde üst düzey komutanların da bulunduğu helikopter düştü ve 13 asker hayatını kaybetti.
Biri 13. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın...
Onunla ilgili bir çok olay ve hikaye konuşuluyor. Kahramanlığından örnekler aktarılıyor.
Bir de kadın komutan var; Yarbay Songül Yakut. Onun da başına gelmeyen kalmamış.
Komutanlara bir dönem görevden el çektirilmiş...
Bazı televizyon kanallarından da ne çok acılar çektikleri anlatılıyor. Ancak onlar da savaşı derinleştirmekten yana, AKP’nin vardığı sonuca varıyorlar.
Bir dönem dediysek öyle uzak bir iktidar zamanı değil, AKP iktidarı...
Dün acılar çektirdiklerine bugün övgüler diziyor, destanlar yazıyorlar.
Onlardan şiirler bile okunuyor.
Ölümler daha birkaç gün konuşulacaktır.
Zira hep öyle oluyor...
Ölüme neden olan yanlış politikalar sorgulanmadıkça, ne yazık ki yeni ölümler kaçınılmaz olacaktır. Ve bu politikaların savunucusu iktidarlar değiştirilmedikçe böyle devam edecek.

***

Aslında her gün askerler ölüyor, her gün bayraklara sarılı tabutlar teslim ediliyor ailelerine.
Ancak doğru bir sonuç çıkarıp ölümlere son verecek politikalar üretmek yerine savaş ve şiddet yeniden yeniden körükleniyor.
Ölenlerin arkasından aynı topraklarda yaşayan insanlara karşı verilen savaş üzerine yeni destanlar üretiliyor. Dramatik sahneler yaratılıyor.
Süren savaş politikaları şimdiye kadar ne çok asker ölümüne neden oldu, ne çok insan öldü. Ölenler için düzenlenen törenler hükümet sözcülerinin, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanların nutuklarına sahne oluyor.
Bir kez daha ölümlerin kutsandığına tanık olduk. Yeni ölümlere yol açacak politikalar adeta onaya sunuluyor.
Ölenler için şehitlik mertebesinden, şahadet şerbeti içilmiş olmasından söz edilip, “Bu savaş politikaları sürecek ve siz ya gazi olacaksınız ya şehit” deniliyor. Türkiye halkları savaş politikalarının esiri edilmek isteniyor. 
Bir kez daha söylenegelen nutukları dinliyoruz.
Sadece iktidar değil, diğer sistem partileri de aynı çizgide duruyor, gerçekleri konuşmuyorlar. 
MHP daha çok kan akmasından bir beis görmüyor.
CHP ise içindeki bir bölüm vekilin ve tabandaki barış yanlısı güçlü potansiyele rağmen inkarcı gelenekten kopup, barı, eşitlik ve özgürlük yolu açamıyor.
HDP, sol ve sosyalist güçler ise henüz yetersiz...
Parçalanan helikopterden 13 askerin cesetlerinin çıkması karşısında durumu sorgulamak, “kendi topraklarımızda nedir bu başımıza gelen”  yerine on yıllardır konuşulanlar tekrar etmekte ısrar edenler ölüm partileridir...
Bize barış ve yaşatacak politikalar gerek...
Neden her gün yeni ölümler, neden halk çocuklarının ölüp öldürdüğü üzerine kafa yorulsa, hiç değilse bir dönem, yani daha birkaç yıl önce, yani o da AKP iktidarında olduğu gibi çatışmasızlık süreci yaşansa, demokratik çözüm konuşulsa, barış ve müzakere yolu bulunsa...
Çözüm yolu bulunsa ve ne helikopter kazaları, ne operasyonlarda ölümler, ne mayın, ne çatışma, ne Kürt, ne Türk, Arap, Laz, Çerkez, Boşnak...
Kimse ölmese...
Yani hiç kimsenin ölüp öldürmediği koşulları yaratmak için bu ölümler vesile kılınsa...
Çok mu zor...
Kürt sorununda demokratik çözüm, halklarımızın eşit ve özgürce yaşadıkları bir kardeşlik coğrafyası yaratmak neden mümkün olmasın... 

***

Helikopterin düşüşü aslında uzun yıllardır süren yanlış politikaları sarsıcı olarak önümüze getirmiş oldu. 
Türkiye’yi sevenlerin bunun üzerinde durması gerek. 
Barışın yolunu bulmak gerek....
Bunun yerine, televizyon ekranlarında her an kan, şiddet, savaş, öç nakaratları tekrarlamak yeni acılara koşul yaratmaktan öte ne işe yarar ki...
Bir tümgeneral, iki albay, bir yarbay, bir binbaşı, üç yüzbaşı, bir üsteğmen, iki başçavuş, iki uzman çavuş... Yani bir savaş ekibi...
Helikopterin düşüşü, üst düzey komutanların da bulunduğu 13 askerin hayatını yitirmesi ölüm üzerine, savaş üzerine yeni kahramanlık destanları üretmeye değil de, Kürt sorununda barışçı çözümü konuşmanın vesilesi edilebilirse, yeni ölümlerin ve acıların önü kesilebilir.
Ne yazık ki ısrarla bundan kaçınılıyor.
Sadece askeri cephede değil, sivil alanda da, siyasi partiler cephesinde de konu Kürt sorunu olunca askeri bir cephe kurulup safa geçiliyor. 
Helikopterin düşüp parçalanması sarsıcı...
Yaşanandan bir sonuç çıkarılması için sarsıcı...
Bu ölümlere neden olan gerçeği konuşmak için sarsıcı...
Bu tür olayların bir daha yaşanmamamsı için sarsıcı...
Ölenlerin kahramanlıkları üzerine aktarılan tüm destanların halklarımızın yaşadığı coğrafyada geçmesinden dolayı sarsıcı...
İflas etmiş savaş politikalarını sorgulamak için sarsıcı...

www.evrensel.net