‘Orhan Veli’yle aynı kadını sevmiştik’


14 Ağustos 2016 04:31

Orhan Veli, İstanbul’da yaşadığı dönemlerde Lambo’nun meyhanesini mekân tutmuştu. Hatta öyleki, Orhan Veli’nin müdavimi olduğu bu mekân zamanla edebiyat mahfili haline geldi. Dönemin şair, yazar ve sanatçıları Orhan Veli’yi görmek, “encümen-i şuara”da bir araya gelip yeni ürünlerini okumak için Lambo’nun meyhanesine giderdi. Rıfat Ilgaz, “Yokuş Yukarı” kitabında “ Orhan Veli’nin Türk edebiyatına olmasa da Türk edebiyatçılarına armağan ettiği bir köşeydi Beyoğlu’nda Lambo’nun Meyhanesi” demektedir.

Turgay Anar’ın “Mekândan Taşan Edebiyat” kitabından aktaracak olursak: “Beyoğlu’nda, bar ve meyhanleriyle ünlü Nevizade Sokağı’nda yer alan Lamno’nun Meyhanesi Metin Eloğlu’nun tasvirine göre ‘üç iskemleli, bir buçuk metrelik çinko tezgâhlı, loş, 6-7 kişinin güçbelâ sığabileceği’, ‘tramvay sahanlığını andıran’, bir mekândır. Müdavimlerine göre ‘şirin’ ve ‘sevimli’ bir yer olan mekâna, yine müdavimlerince ‘Alaylılar Akademisi’ ismi verilmiştir.” Bay Lambo edası ve tavrından oldukça etkilenir Orhan Veli’nin. Ne zaman tanıştıklarını anımsamaz ama ilk karşılaşmalarında uzun zamandır arkadaş oldukları hissine kapılır ve arkadaşlıkları Orhan Veli ölünceye kadar sürer. Arkadaşlarıyla Lambo’nun meyhanesinde buluşan Orhan Veli’nin mektup adresidir aynı zamanda bu mekân. Ama sadece şairlerin gidip geldiği bir mekân değildir Lambo’nun meyhanesi. Fırıncısından ressamına kadar nice insan gelip günün bir saati burada soluklanmaktadır.

Yine Turgay Anar’ın aktardığına göre Sadri Alışık, Nuri İyem, Abbas Sayar, Limasollu Naci, Cahit Irgat, Sait Maden, Münir Özkul, Ahmet Muhip Dranas, Selahattin Hilav, Can Yücel gibi nice sanat ve düşün insanı Lambo’nn Meyhanesi’ne gidip gelmektedir. Orhan Veli şiirlerinin bir kısmını bu meyhanede yazmış ve Nahit Hanım ile sık sık bu meyhanede buluşarak sohbet etmiştir. Lambo’nun meyhanesinde bir araya gelenler arasında kendiliğinden oluşan hukuk, şiirlerin ve öykülerin paylaşılmasını da sağlamıştır. Bir yandan içkiler yudumlanırken bir yandan da şiirler okunmakta, beğeni gören şiirlerin bazıları meyhanenin duvarlarına asılmaktaydı. Beğenilen şiirlerin mekân duvarına asılması, artık bir mahfil halini almış olan meyhanenin beğeni anlayışını da dışa vurmaktadır. Meyhane müdavimlerinin beğenisiyle duvara asılan şiirler mahfili bir çekim merkezi haline getirmekte, şiiri duvara asılan şair hiç olmazsa o günlüğüne arkadaşlarından bir adım önce kabul edilmektedir.

Erol Günaydın da Lambo’nun meyhanesine gidip gelen müdavimler arasındadır. Orhan Veli’ye yetişememiş olsa da bu mekânda zaman geçirmekte, şair ve yazarlarla arkadaşlık etmektedir.

28 Şubat 2010 tarihinde Posta gazetesinden Seral Cumalı’ya verdiği röportajda, Lambo’nun Meyhanesi’ni şöyle anlatmaktadır: “Balık Pazarı’nda Lambo’nun meyhanesi vardı. Mösyö Lambo orta yaşlı çok hoş, çok tonton bir adamdı. Şairleri, edebiyatçıları çok severdi. Onlar da hep oraya giderler, içerlerdi. Lambo’nun bir veresiye defteri vardı, herkes züğürt; paraları çıkmadığı için de Lambo o deftere beyit yazdırırdı. Ya bir şiir, ya bir söz yazarlardı. Ben Galatasaray’da okurken arkadaşım Baran’la hep oraya gider, bir bira söyler, Lambo’nun veresiye defterini masaya koyar okurduk. Orada Oktay Rİfat’ı, Melih Cevdet’i görünce çok memnun olurduk. Sonra hepsiyle arkadaş oldum, onlarla buluşup meyhanelerde içip tartışırdık.  (…) Komünist diye meyhaneyi kapattılar. Oraya Oktay Rifat da çok giderdi; ona sordum; ‘Ne oldu o defter biliyor musun?’ diye. ‘Milli Emniyet onu aldı,’ demişti. Ben o defterin peşine düştüm, Mücap Ofluoğlu’yla birlikte çok aradık. Hala takip ediyoruz, inşallah buluruz. Milli Emniyet’e ‘Ne olur o defteri verin, içinde onların veresiye hesabı şiirleri, yazıları var’diye sesleniyorum.” Editörlüğünü Turgut Çeviker’in yaptığı “Çok Yaşasın Ölüler” kitabında Lambo’nun Meyhanesi müdavimlerinden olan Cahit Irgat, Orhan Veli ile arkadaşlığını ve aynı kadına aşık olmaları sonucunda ortaya çıkan durumu şöyle anlatmaktadır. “Bir kadına tutkundum o sıra. Bilmiyordum Orhan’ın da aynı kadına tutkun olduğunu. O bana küs gibiydi, soğuk. Ben ona küs gibiydim, soğuk. Sonra sorduk kadına. - Seni seviyorum, dedi. O uzaklaştı bizden bir süre. Sonra Lambo’da karşılaştık bir akşam, can ciğer olduk o ölünceye kadar ikimiz.” Lambo’nun Meyhanesi ‘’komünist defter’’in kaybolması ve Orhan Veli’nin ölümünden sonra da şair, yazar ve sanatçıların çekim merkezi olmaya, bir süre, daha devam etti. Ama zamanla eski canlılığını yitirerek kadın ayakkabısı satan bir dükkân oldu. Bugün Lambo’nun Meyhanesi adıyla yine Nevizade Sokak’ta bir “cafe-bar” müdavimlerini ağırlamakta ama o mekânda ne şiir nefes alıp vermekte ne de zamanın tozundan anılar birikmektedir.

www.evrensel.net