İntikam zamanı değil, hukuk devletini inşa zamanı gelmiştir


27 Temmuz 2016 04:58

667 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname” (KHK) 3 temmuz 2016 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
667 sayılı KHK “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)”, terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla aidiyet, iltisak (yapışma, birleşme, örtüşme) veya irtibatı belirleneler için, mülkiyet hakkını, çalışma hakkını ortadan kaldırmış, savunma haklarına ise ciddi sınırlamalar getirmiştir.
667 sayılı KHK’ye göre:
1. Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) olarak adlandırılan bir örgüt vardır. FETÖ/PYD  olarak kısaltılan bu örgütün “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu” tespit edilmiştir. 667 sayılı kararname bu tespiti kimin yaptığını söyleme gereği duymamıştır.
2. Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY örgütüne aidiyeti, iltisakı (yapışması, birleşmesi, örtüşmesi) veya irtibatı belirlenen ve liste halinde kararnamenin ekinde yer alan “Özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon ve konfederasyonlar” kapatılmıştır.
3. Kapatılan bu kuruluşların mülkiyet hakları ortadan kaldırılmıştır. Tüm mallarına el konulacak ve bedelsiz olarak hazineye devredilecektir.
4. Yüksek yargı dahil yargıda görev yapan sadece FETÖ/PDY örgütüne aidiyet, irtibat veya iltisak ilişkisi içerisinde olanlar değil, aynı zamanda “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu” değerlendirilenlerin görevlerine son verilecek, bu kişiler bir kez daha aynı göreve dönemeyecektir.
5. Görevlerine son verilecek olanların kapsamına yüksek yargı dahil yargı üyeleri, silahlı kuvvetler personeli, jandarma, sahil güvenlik personeli, Milli Savunma Bakanına bağlı personel, Yükseköğretim Personel Kanununa tabi personel, mahalli idareler personeli, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel, kamuda çalışan işçi dahil tüm personel girmektedir.
6. Görevden alınan personelin yerine Bakanlar Kurulu herhangi bir yasal kısıtlamayla bağlı olmaksızın kendi belirlediği sayıda atama yapabilecektir.
7. “Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar, Milli Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince gözaltı süresi otuz güne çıkartılmıştır. Bu suçlardan tutuklu olanların avukat görüşmelerine sınırlamalar getirilmiştir.
Bu suçlardan tutuklu olanların avukat görüşmeleri “Toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı” gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının kararıyla, teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilecek, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilecek, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilecek  veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilecektir.
8. 667 sayılı KHK kapsamında karar alan ve kararnamenin belirlediği görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu” doğmayacaktır.
Darbe yapmaya çalışanlar cezalandırılmalıdır. Devlet içerisinde hak etmedikleri görevlere sırf bir cemaate üye oldukları için gelenler, geldikleri yerde cemaat hukukunu uygulayanlar temizlenmelidir. Ne var ki bu işler intikam hırsıyla, hakim olan güce yaranma işgüzarlığı ile değil hukuk içerisinde kalınarak yapılmalıdır.
667 sayılı KHK’de yer alan görevden ayrılan personelin yerine yasal kısıtlamalarla bağlı olmaksızın atama yapma yetkisi Ak Parti kadrolarının sırf Ak Partili oldukları, sırf sadakat duygularına güvenildiği için atama yapmanın vesilesi olarak kullanılmamalıdır. Bir kadrolaşmanın tasfiye edilmesi bir başka kadrolaşmanın önünü açmamalıdır.
Gözaltı süresinin uzatılması haklı olarak işkence yapmanın önünün açılması, işkencenin izlerinin yok edilmesi endişesini doğurmuştur.
Olağanüstü hal uygulamasını yapanlara yargı dokunulmazlığının getirilmesi, akla Diyarbakır Cezaevini cehenneme çeviren Esat Oktay Yıldıran’ı getirmektedir. Yetkili ama sorumsuz kamu görevlisi, keyfi, kişisel iktidar hırsını dizginleyemeyen, “vur deyince öldüren”, ölçünün ne olduğunu bilmeyen, hukuku ayak bağı olarak gören bir kamu görevlisi tipini yeniden sahneye çıkartma tehlikesini içinde barındırmaktadır.
Yaşama hakkı, adil yargılanma hakkı, işkence ve kötü muameleye uğramama hakkı, suçlarda ve cezalarda kanunilik ilkesi, angarya yasağı hiç bir olağanüstü halin askıya alamayacağı temel insan haklarıdır. İşledikleri iddia edilen suç ne olursa olsun herkese bu hakları hukuk içerisinde tanıyarak sürecin götürülmesi geleceği kazanmamızı sağlayacak, aksi uygulamalar yeni kan davalarının tohumlarını ekecektir. Bu nedenle altını çizmeliyiz ki gün intikam günü değil, gün hukuk devletini inşa etme günüdür.

www.evrensel.net